ECZANEME GİDİYORUM
 

Serbest eczaneler
3 Ağustos Salı günü Bahçelievler’de serbest bir eczane olan Barışcan Eczanesi’nde, Emekli Sandığı’na ve Bağ-Kur’a bağlı hastaların ne kadar sürede ilaçlarını temin ettiklerini izledik ve fotoğraflarını çektik.
Emekli Sandığı’na veya Bağ-Kur’a bağlı kişiler, kendilerine yazılan her ilacı bütün eczanelerde kolayca buluyor. Hangi ilaç olursa olsun, eczacılar ilaçları dağıtım kanalından temin edip, hastaya yetiştiriyor. Doktor reçeteye hangi ilacı yazmışsa, hastalar o ilacı bütün eczanelerden alabiliyorlar.
Hasta, elinde reçetesi, Emekli Sandığı veya Bağ-Kur karnesi ile birlikte eczaneden içeri girdi. Eczacı hastayı karşıladıktan sonra dinlenmesi için yer gösterdi ve hastaya ikramda bulundu.
Bir taraftan da bilgisayardan Emekli Sandığı veya Bağ-Kur’un ilgili sayfasını açtı.
Bağ-Kur’un sayfasında, hastanın primini ödeyip ödemediğini, Emekli Sandığı’nın sayfasında hastanın ilaçları hâlâ var mı, yok mu? Bunları inceledi. Belirli günlük dozları ve kurumun reçetede yazılan ilacın ne kadarını ödeyeceğini belirledi.
Bu konularda bir sorunla karşılaşmayan eczacı, reçetede yazılan ilaçları raftan alarak kupürlerini ve barkodlarını kesti. Bunları reçetenin arkasına yapıştırdı. Bilgisayara hastaya verdiği ilaçları işledi ve onayını aldı.
İlaç kutularının üzerine ilacın kullanım şeklini yazarken, hastaya her ilacı ayrı ayrı anlatarak hasta danışmanlığı görevini yaptı. İlaçlarla ilgili ayrıntılı bilgi verdi.
Eskiden ilacın belli bir yüzdesini hasta nakit olarak öderdi. Geçen seneden bu yana, hasta yüzdeyi de kendisi ödemez olmuş. Artık maaşlarından kesilerek eczaneye ödeniyor. Hasta bu işlemin de dışında tutularak, sadece reçetesinin hazırlanmasını bekliyor.
Hastanın içeri girip, ilacını alıp çıkması beş dakika sürdü. Ama eczane kalabalıksa bu süre biraz uzayabiliyor.
Emekli Sandığı veya Bağ-Kur’lu hastalarda sürecin nasıl işlediğini izledik. İkisi arasında büyük farkın olmadığını gördük. Aynı sürede ilaç hazırlanıyor. Aynı hizmet kalitesi veriliyor, küçük farklılıklar ise her kurumun kendi sisteminden kaynaklanıyor.

SSK eczaneleri
Dört tane yazarsa yine ikisini alabiliyoruz
Reşat Başaran
Saat 6.30’da geldim. Sıraya girdim. Çok kalabalıktı. Numara aldım. Aradığım ilaçların hepsini bulamıyorum. Doktor üç ilaç yazarsa ikisini alabiliyoruz. Dört tane yazarsa yine ikisini alabiliyoruz. Diğer ilaçların niçin verilmediğini sorduğumuzda, olmadığını söylüyorlar. Sonuçta, yazılan ilaçların aynısını alıp gidemiyoruz. Daima eksik ilaç alıyoruz. Üç sene önce kaza geçirdim, 22 ameliyat oldum. İlaç yok diyorlar.
Eczacıyla konuşamıyoruz. Burada kuyruk oluyor. Eczacılar çok yoğun oluyorlar. O kadar yoğun oluyorlar ki, yetiştirebilmek için kendilerini otomatik hale getirmişler. Konuşmak imkânsız. Onlar bunca insanın sırasını yetiştirmek zorundalar.
Dört ilaç yazılıysa dört ilacın aynısını, aynı markayı şimdiye kadar alamadım. Üç tane alıyorum. Üç tane yazılıysa bir tanesini alabiliyorum. Yok diyorlar. Muadili de olmuyor. Hastalanmamak için, buraya gelmemek için elimden ne gelirse yapıyorum.

Buranın en kötü yönü imza prosedürü
Alkan Duman

Bu sistemde fişini alıyorsun. Yarım saat sonra sıra gelecekse, o saate kadar işlerinizi halledebilirsiniz. Şu anda önümde 20 kişi var. Reçetedeki bütün ilaçları alamıyorum. Annem oksijen tedavisi görüyor. Serumunu alamadım. Bulamadığım ilacı dışarıdan alıyorum. Kendi cebimden ödüyorum. Buranın en kötü yönü imza prosedürü. İlaç alacaksın veya sevk yaptıracaksın. Üç uzmandan imza almadan sevk yaptıramıyorsun. İmza konusunda herkes muhakkak sorun yaşıyor. Bunun değişmesi gerekir. Eczacıyla konuşamıyorsun. İlacını al, git.







İlaç almak için çok
bekliyoruz
Şaban İnan

Telefonla sıra almak çok zor. Daha ilaç almadım. 55. sıradayım. Kimi ilaçları bulamıyorum. Bu onların sorunu, benim sorunum değil. Eczacıya danışamıyoruz, konuşamıyoruz. Nasıl konuşalım? Doktorlar muayene ediyor. İlaç almak için çok bekliyoruz. İlaçlar bazen bulunuyor, bazen bulunmuyor. Gaziosmanpaşa’dan geliyorum. İki saattir yoldayım. En yakın burası. Felç geçirdim. Nörolojiye geldim.
Dışarıdaki eczanelerde sıra olmuyor. Biz alışmamışız oraya gitmeye. Hiç oradan ilaç aldığımızı görmedim. Deseler ki: "Herkes istediği eczaneden ilacını alabilir". O zaman ben neden burada kuyrukta bekleyeyim? Tabii ki dışarıdaki eczaneden ilacımı alırım, daha iyi olur.



Burada ilacı zar zor alabiliyorsun
Mehmet Özhan

Tansiyon hastasıyım. Sabah altıda geldim. Raporlu hasta olduğum için, bütün ilaçlarımı aldım. Tansiyon ilaçları bunlar.
Eczacıyla ne görüşelim? Hiç görüşemiyorum. Sabah namazını kılıp geldim. Bence dışarıdaki serbest eczaneler daha iyi. Burası kalabalık, sıkıntılı, kavgalı. Biraz önce sırada beklerken paramı çaldırdım. Yirmi milyonum çalındı. Biz neyse de, beş kuruşa muhtaç hastalar var. .
Dışarıdaki eczanelerde eczacıya soruyorsun, tarif ediyor. İlacın aç, tok alınması, saati, kullanılışı... Hepsini tarif ediyorlar. Diyalog kuruyorlar, tansiyon, şeker ölçüyorlar. Burada ilacı zar zor alabiliyorsun. Al git, al git, tamam.
Her ilacı her dakika bulamıyorsun. Değişik ilaç veriyorlar. Otuz yıldır buraya gelip gidiyorum. O zamanlar sıra, kuyruk, numara yoktu. Bunlar sonradan çıktı. Dışarıdaki eczanelerden ilaç alabilsek, burada uğraşmam. Neden uğraşalım? Kalabalık, stres. Tansiyon hastaları burada daha da sinirleniyor, kavga oluyor. Adam idrar torbasıyla, sondayla sırada bekliyor. Kendi sıramı ona vermek istedim. Bana sıradaki diğer biri kavga etti. "Sen onun çobanı mısın!?" dedi. İhtiyar amcalar sırada, numarayla bekliyor.