Dünyada ayakta tedavi ilaç hizmetleri
serbest eczanelerden karşılanmaktadır
 

Hedef Sağlık: Sigortalı vatandaş SSK’nın kurabildiği kadar eczaneden yararlanıyor. Diğer tarafta ise serbest eczane kanalında 22000 eczane ve eczacı var. SSK’lı vatandaşların da bu hizmet kalitesinden yararlanmaları gerekmiyor mu? Bağ-Kur ve Emekli Sandığı üyelerinin aldığı hizmetle, SSK’nın zincir eczanelerinde verilen hizmeti kıyaslar mısınız?
Ecz. Mehmet Domaç: Genel olarak ülkemizde yaşanan sağlık sorunlarına paralel olarak SSK’da da benzer, hatta daha derin sorunlar yaşanmaktadır.
• Nüfusun yarısından fazlasına sağlık hizmeti sunmasına rağmen, bu nüfusa uygun insan gücü istihdam edilmemektedir. Serbest çalışan 20.000 eczacı yaklaşık 33 milyon kişinin ihtiyacını karşılarken, örneğin, SSK’da aynı sayıda sigortalıya 960 eczacı hizmet sunmaktadır.
• GSMH içinde sadece iç borç faizine çok büyük bir pay ayrılır iken, SSK’ya oldukça düşük pay ayrılmaktadır.
• SSK giderlerinin %44’ü sadece genel yönetim giderleridir.
• Hizmeti basamaklı sisteme uygun yapılandırılmış değildir, dolayısıyla çoğu zaman hastaneler birinci basamak işlevi görmektedir.
Bu ve benzeri nedenlerle;
• Her türlü hizmeti alabilmek için SSK’lılar uzun kuyruklar oluşturmakta, kişiye aylar sonraya randevu verilmektedir.
• Yeterli insan gücü istihdam edilmediği için, hastanın yüzünü bile göremeden yapılan muayeneler, verilen reçeteler, sağlık hizmetinin kalitesini düşürmektedir.
• SSK’ya çok az kaynağın aktarılması sonucunda gerçekleştirilemeyen ameliyatlar, temin edilemeyen ilaçlar söz konusu olabilmektedir.
6197 sayılı "Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun"da eczanelerin kimler tarafından açılacağı tanımlanmış. 506 sayılı "Sosyal Sigortalar Kanunu"nda SSK’ya eczane kurup işletme hakkı verilmiş. Bu iki kanun arasındaki çelişmeyi nasıl yorumluyorsunuz? TEB bugüne kadar bu çelişmenin düzeltilmesi için bir girişimde bulundu mu? Önümüzdeki dönem nasıl bir yol izleyecek?
SSK’nın 506 sayılı yasa ile eczane açabilmesi bir tarafa, Sağlık Bakanlığı ve SSK’da yasaya aykırı olduğu halde, eczacısız eczaneler bulunmaktadır. Bu durum eczacılık hizmetinin niteliğini düşürmekte ve ilaç savurganlığına neden olmaktadır. Biz de 2001 yılından itibaren SSK’nın ilaç hizmetini iyi eczacılık uygulamalarına uygun olarak serbest eczanelerden sağlaması için proje hazırladık.
Bu projenin kalkış noktası şuydu: Eski Sovyetler Birliği hariç olmak üzere, dünyada çok uzun yıllardır ayakta tedavide ilaç hizmetini devletin verdiği bir yapı yoktur. Tüm dünyada ayakta tedavideki ilaç hizmetleri serbest eczaneler tarafından karşılanmaktadır. Bunun nedeni, ilaç hizmetinin yaygın olması, danışmanlık hizmeti ile birlikte verilmesi, akılcı ilaç kullanımı; dolayısıyla bütün bunların ilaç tasarrufu ve halk sağlığı bakımından büyük önem taşımasıdır. Çelişki olarak söylediğiniz uygulamaya, biz de bu bakımdan karşıyız. Biz de, bu doğrudan yola çıkarak, SSK’nın ayakta tedavideki ilaç hizmetlerini hemen hemen aynı koşullarda serbest eczanelerden sağlamasını önerdik. Hazırladığımız projeyi ilgili yerlere ilettik, bir protokol taslağı haline getirdik. Hatta protokol görüşmelerine başladık. Ancak biz yol aldık diye düşünürken, Türkiye’de sıklıkla rastladığımız, artık alıştığımız bir şey oldu; nedenini anlayamadığımız bir biçimde protokol görüşmeleri kesildi. Daha sonra, Sayın Başbakanımız "SSK eczaneleri önünde kuyruk çilesini bitiriyoruz" söylemi ile, bazı girişimlerde bulundu. Ancak bu girişimlerin yönü, kamuya eczacı alımına kaydı. Kamunun eczacı çalıştırması elbette yanlış bir uygulama değil. Ancak bunun palyatif bir çözüm olduğu, aslında 6.000 eczacı daha alınmadığı süreç -ki Türkiye’de o sayıda eczacı yok- çözüm anlamına gelmediği aşikâr. Bir yandan IMF ve Dünya Bankası’nın "önerileri" doğrultusunda kamu küçültülmeye çalışılırken, bu kadar eczacı alımı da mümkün değil. Diğer yandan, kamunun sağladığı koşullarda eczacıları uzun süre kamu kurumlarında tutmak da pek olası değil. Bu, serbest çalışabilme olanağına sahip tüm meslek mensupları için böyledir. Bir tek hekimler, uzmanlık yapmak zorunda oldukları için ve zorunlu hizmetleri nedeniyle, kamuda açığı çok yüksek olmayan ama bunlara rağmen ihtiyacın henüz tam karşılanamadığı bir meslek grubudur.
SSK, 2003 yılında SSK eczanelerinden 2 katrilyon, anlaşmalı eczanelerden 450 trilyonluk ilaç satın almış. Genel Müdürlüğün açıklamalarına göre yatan ve ayakta tedavi görenler için ilaç harcaması yüzde 48-52 diye oranlanıyor. Özetle ayakta tedavi için ilaç harcaması bir katrilyon civarında denilebilir. Burada taraflar arasındaki anlaşmazlık konusu olan nedir? Kurum eczanelerinin önünde ikinci sınıf vatandaş gibi bekleyerek ilaç almaya çalışan SSK’lı hastaların da ilaçlarını daha uygar bir ortamda ve eczacısına danışarak elde etmesi, yapılan tasarrufla kıyaslanabilir mi?
Sosyal Sigortalar Kurumu, Türkiye’nin en büyük sosyal güvenlik kuruluşudur ve milyonlarca insana sağlık hizmeti vermektedir. SSK tarafından serbest eczanelerden ilaveten alınmak istenen hizmetin piyasa değeri üretici fiyatlarıyla 1.2 katrilyon, tüketici fiyatlarıyla 1.6 katrilyondur. SSK, bu rakam daha da artarsa bütçesini zorlayacağı konusunda tereddüt yaşamaktadır. Ancak son gelişmeler, tüm kamu ve kamu sigorta kurumlarının aynı ilaç alım koşullarına bağlanmasını getirmektedir. Bu durumda SSK da diğer kurumlar gibi, yukarıda bahsettiğimiz rakamlar boyutundaki ilaçları serbest eczanelerden alacaktır.
Tabii ki hastaların sorunlarını para ile ölçmek olanaklı değildir. Hizmetin SSK’lının yararlanacağı şekilde iyileştirilmesi bizim de amaçladığımız bir durum. Özellikle SSK’lıların hizmeti diğer kamu kurumlarına bağlı çalışanların aldığı gibi alması, yıllardan beri savuna- geldiğimiz bir politikadır. Bunun için, SSK’lıların ayakta tedavide ilaç hizmetini serbest eczanelerden almasının bir ön şart olduğunu düşünüyoruz.
Burada sorun bir anlaşmazlık sorunu değildir, bir bütçe sorunudur. Serbest eczanelerden ilaç alımına başlanması bizim de amacımızdır. Bunun kısa sürede gerçekleşeceğini umut ediyoruz.
Teşekkür ederiz. Eklemek istediğiniz bir konu var mı?
Bizim halk sağlığı alanında çok önemli gördüğümüz şeylerden birisi, SSK’nın şu anda ayakta tedavideki eczacılık hizmetinin sonlandırılmasıdır. Bu konuya derginizde yer verdiğiniz için ben teşekkür ederim.