| |
Satış
yeri eczaneler olmalı
Son günlerde doğaya dönüş sloganıyla gündemde olan bitkisel
ilaçlar farklı endikasyonlarıyla hastalıkların tedavisinde
yer almaktadır. Bitkisel ilaç terimini iyi kavramak
gerekmektedir. Tedavi değeri olan etken maddeyi ihtiva eden
bitkinin belli kısımları (droglar) standardize edilip, ilaç
olarak kullanılması için gerekli tüm analizleri
gerçekleştirilen bitkisel droglar ve bunlardan hazırlanan
farklı farmasötik preperatlar da (Ekstre, tentür vs)
"bitkisel ilaç" olarak bilinir. Droglardan hazırlanan çaylar
ve yine droglardan hazırlanan ilaçlar (kapsül, draje, şurup,
vs.) fitofarmakon olarak bilinmektedir. Aktarlarda satılan
drogların çoğu tüketiciye çayını hazırlayıp içmesi için
satılan bitkisel ilaçlardır ve bu bitkisel drogların büyük
bir kısmı da offisinaldir. Ne yazık ki hiçbir denetim
olmadan ve bu işin bilimini yapmayan kişiler tarafından
insanlarımıza sunulan reçeteler, yarardan çok zarar
vermektedir. Dolayısıyla, bu bitkiler ilaç oldukları için
satış yerinin eczaneler olması gerekmektedir. Türkiye’de bu
yanlışlık yıllardır süre gelmektedir. Aktarlar sadece kendi
alanlarını ilgilendiren baharat, kahve vs. gıdai amaca
yönelik ürünlerin satışının yapılması gereken bir yerdir.
Maalesef bu ilaçlar aktarlarda hiç denetimsiz halkın
sağlığını tehdit edici bir şekilde satışa sunulmaktadır.
Öyle ki, aktarlardan alınan bu bitkisel ilaçların
kullanımına bağlı insanlarımızda zamanla bu ilaçların toksik
etkileri sonucu, ölümle sonuçlanan tablolarla
karşılaşılmaktadır.
Bilim adamları olarak bu durumun sakıncalarını bildiğimiz
için, çok büyük sıkıntı ve üzüntü duymaktayız. Bitkisel
droglar Fitoterapi uygulayan ülkelerde sadece eczanelerde ve
drog satılan marketlerde ayrı bir bölümde eczacı denetiminde
ve danışmanlığında satılmaktadır. Doğrusu da budur.
Offisinal droglar, ancak hekim ve eczacı denetiminde
kullanıldığında hastaya faydalı olabilir.
Bitkisel drogların kullanım şekli de çok önemli
Maalesef her bitkiyi herkes kullanamaz. Bu grup ilaçların
da, hastanın kullandığı diğer ilaçlarla etkileşmesi söz
konusudur. Ayrıca bitkisel drogların kullanım şekli de çok
önemlidir. Her drog çay formunda tedavi edici değildir,
hatta bazen öldürücüdür. Buna en iyi örnek burçak
tohumlarını verebiliriz. Türkiye ‘de bu tohumlar aktarlarda
diyabetli hastaların kan şekerini düşürmek için satılan bir
drogtur. Eğer aktarın bu drogun nasıl kullanılacağı hakkında
hastayı bilgilendirmesi yanlışsa, hastanın ölümüne sebep
olur. Burçak tohumlarını hastanın kullanabilmesi için
mutlaka tohumların dikkatlice kavrulup, kısa süreli
kullanılması gerekmektedir. Eğer kullanım şekli hatalıysa;
tohumlar proteik yapıda maddeler içerir, iyice kavrulmazsa
proteik yapıda maddeler parçalanmaz ve bu maddelerin
oluşturduğu vazokonstrüktör etki nedeniyle uzuvlarda bir
süre sonra kangren görülür.
Yine aktarlar tarafından satılan ısırgan otu tohumu ve
kökleri prostat tedavisinde (prostat adenomlarının I. ve II.
tiplerinde, miksiyon bozukluklarında) kullanılır. Fitoterapi
uygulayan ülkelerde de bu drogun Sağlık Bakanlıkları
tarafından ruhsatlandırılmış preparatlarının satıldığı da
bilinmektedir. Ancak acaba aktar bu drogu hastaya verirken,
uzun süreli kullanım sonucu kalp yetmezliğine neden olduğunu
söyleyip uyarır mı?
Şu an gündemde olan Aloe vera bitkisinden iki tip ilaç elde
edilmektedir. Biri bu bitkinin usaresi diğeri de jelidir.
Jeli yara, egzema, yanık ve psöriazisde kullanılmaktadır.
Usaresi kuvvetli müshildir. Kronik ve hatalı kullanımda
elektrolit dengesi bozulur, K yetmezliği, albüminüri ve
hematüri ortaya çıkar. Uterus kasılmalarını uyardığı için
de, hamileler tarafından kesinlikle kullanılmamalıdır.
Diğer bir örnek de antispazmodik olan Matricaria chamomilla
(papatya) bitkisinin çiçekleridir. Offisinaldir, ancak
aktarlarda mayıs papatyası olarak satılan ise, Anthemis chia
bitkisinin çiçekleridir. Bazen Senecio türlerinin de A. chia
yerine verildiğini görmekteyiz. Bu bitkideki pirolizidin
alkaloidleri karaciğer tahribatı yapmaktadır. Genelde
Compositae familyasına üye bir bitkinin alerji yaptığı ve
bazı kişilerde bir çay fincanı içildiğinde bile anaflaktik
şoka sebep olduğu kaydedilmiştir.
Tabii bitkisel drogların kullanımına bağlı oluşabilen yan
etkiler dışında bazı bitkisel ilaçların, hastaların
kullandığı diğer ilaçlar ile etkileşmeleri ve bazı
hastalıklarda hekim kontrolünde kullanılması da oldukça
önemlidir.
Kış aylarında en çok satılan hatmi çiçekleri içerdiği
müsilajı sayesinde solunum yolu rahatsızlıklarında
antitüssif olarak kullanılmaktadır. Ancak bu drogun
kullanımı sonucu alınan başka ilaçların emilimini
geciktirdiği de bilinmektedir. Buna benzer hemen hemen tüm
offisinal bitkiler için dikkat edilmesi gerekli yan etki,
geçimsizlikler ve kontraendikasyonlar vardır.
Kantaron (Hypericum perforatum) antidepresan olup,
fitoterapinin en iyi tanınan ilaçlarından biridir. Hatta
"doğanın prozac"ı olarak bilinir. Bu ilaç da masum değildir.
Fotosensibiliteye neden olmaktadır ve MAO inhibitörleriyle
kesinlikle alınmamalıdır. Digoxin gibi kalp ilaçlarının,
warfarin, siklosporin gibi ilaçlarla etkileşmesi söz konusu
olup, hekim ve eczacı denetiminde kullanılması gereken bir
ilaçtır.
Şu an marketlerimizi süsleyen Echinacea çayları gribe karşı
immün sistemi kuvvetlendiren doğal interferonlar olarak
bilinen fitoterapinin en önemli ilaçlarından biridir. Ancak
Compositae familyasına alerjisi olan kişiler kesinlikle
kullanmamalı ve uyarılmalıdır. İmmun yetmezlik sendromu
(AIDS), hepatik hastalığı, sistemik lupus eritematosus
(SLE), multipl skleroz (MS), şeker hastalarının sadece hekim
kontrolünde kullanılması gerekmektedir.

Eczanelerde satılırsa hastaya yarar sağlar
Dolayısıyla bitkisel drogların ilaç olarak satışı ancak
eczacı danışmanlığında, eczanelerde gerçekleştiği zaman
hastaya yarar sağlayacaktır. Unutmamamız gereken önemli bir
olgu da bilimsel ve yasal sahalarda bırakılan her boşluk, ya
hurafeler ya da istismara yönelik niyetleri olan kişilerce
doldurulacaktır.
Gerçekten de Türkiye’de bu talebin bilimsel yöntemlerle
denetim altında ve doğru bir biçimde karşılanamamasının
yarattığı boşluk, kendilerine "Bitkilerle tedavi uzmanı,
lokman hekim, herbalist vs."adı verilen kişiler ve aktarlar
tarafından doldurulmuştur.
Bu konuda Sağlık Bakanlığı’mızın acilen önlem alması
gerekmektedir. Ancak o zaman, Türkiye’de kontrolsüz ve halk
sağlığına zarar verecek şekilde uygulanan ampirik karakterli
geleneksel ilaçlar veya halk ilaçları yerine, tıp ve
eczacılık bilimlerinin tüm gereklerine uyan farmasötik
kalitedeki fitofarmakonlar ve bitkisel çaylar
kullanılacaktır.
Bunun sonucu, Avrupa Birliği’ne dahil olmaya çalıştığımız şu
günlerde sadece eczacı ve hekim tarafından uygulanan
fitoterapinin resmen onaylandığı, Almanya, Fransa, İsviçre,
Hollanda, İtalya gibi Avrupa Birliği’ne dahil ülkelere de
uyum göstermiş olacağız. |