| |
Hedef
Sağlık: 2005 yılıyla beraber ilaç alım rejiminde bir
değişiklik oldu. İki bakanlık ve TEB arasında imzalanan
protokole yol açan gelişmeleri ve amaçlarınızı aktarır
mısınız?
Tuncay Teksöz: Sosyal güvenlik sisteminde çok önemli bir
değişimin arifesindeyiz. Adım adım bu değişimi yaşıyoruz.
İlk aşama felsefi değişimdi. Felsefi değişimden kastımız,
herkese eşit sosyal güvenlik sistemi. Sosyal güvenlik
sistemindeki reformun dört temel bileşeni var. Bunlardan
ilki, emeklilik sistemini tekleştirmek. Herkesin aynı
emeklilik sistemine tâbi olacağı bir sistemi kurmak. Bir
diğeri de, sağlık alanında devletin sağladığı sağlık
finansmanı güvencesini nüfusun tümüne, Türkiye’de yaşayan
herkese eşit şekilde, aynı standartta sağlayabilmektir. Bunu
da genel sağlık sigortası olarak adlandırıyoruz. Uzun
süredir sistematik ve yoğun bir şekilde çalışmalarımızı
sürdürmekteyiz. Şu an amaçladığımız noktaya gelmek üzereyiz.
Sosyal güvenlik reformunun üçüncü temel bileşeni, sosyal
yardımları sosyal güvenliğin bir parçası olarak algılayıp,
yine sosyal yardımlardan da vatandaşın tümünü objektif
yararlandırma kriterleriyle birlikte, bir hak olarak
tanımlanmış sosyal yardımları ulaşılabilir hale getirmek. Şu
anda bildiğiniz gibi, sosyal yardımlarımız çok dağınık bir
halde.
Dördüncü bileşen, vatandaş odaklı, vatandaşın günlük
hayatını olabildiğince kolaylaştıracak, ama diğer taraftan
da çok etkin çalışacak, sistemdeki kayıpları, kaçakları en
aza indirecek çağdaş bir hale getirmek.
Bu dört bileşenin içinde sağlık sektörünü düşündüğümüzde
temel amaç, Türkiye’deki herkese eşit ve ülkedeki bütün
sağlık imkânlarının kullanılabildiği bir sistem kurmak
olduğuna göre, ilaçta izlediğimiz politika da buna çok
paralel.
Şu anda beş farklı sağlık finansman sistemimiz var. Bağ-Kur,
Emekli Sandığı, SSK, kamu çalışanları için bir kurum ve
Yeşil Kart sahipleri için de ayrı bir kurum. Her kurum kendi
mensuplarının sağlık harcamasını karşılıyor.
Son üç-dört aydaki gelişmeleri izlerseniz, beşinde birden
bir yeknesaklaştırma, bir ortak paydada birleştirme çabası
var. Bu son protokolü de böyle algılamak lazım. Bundan sonra
devletin atacağı adımları da bu perspektiften görmek
gerekir. Bu yılın başından itibaren yeşil kartlı
vatandaşlarımıza serbest eczanelerden ilaç alma imkânı
tanındı.
Aynı şekilde geçen yıl içinde SSK’lı sigortalılarımızın
diğer kamu hastanelerinden faydalanmaları sağlandı. Şimdi de
SSK’lı vatandaşların serbest eczanelerden ilaç alabilmeleri
için çalışıyoruz. Bu uygulama da 10 Şubat 2005’te başladı.
Devletteki sağlık finansman kurumlarını tek bir kurum olarak
görüyoruz. Ortak bir politika belirliyoruz. Ortak bir
indirim arayışı içindeyiz. Vatandaşlarımıza aynı kalitede,
aynı standartta hizmet götürmeye çalışıyoruz. Protokolün
temel amacı budur. Tabii bunun getireceği ilave maliyetler
var. Aşağıda bir yerde buluşturmaktansa, yukarıda bir yerde
buluşturmaya çalışıyoruz. Bu ilave maliyetleri gidermek
için, sektörün ciddi özveride bulunduğu bir indirim
politikamız var.
SSK
reçeteleri serbest eczaneden karşılanır duruma geldikten
sonra eczanelerde ciddi bir ciro artışı söz konusu olacak.
Bu olumlu bir gelişme. Ancak sosyal güvenlik kurumları
sözleşmelerde belirtilen tarihlere uymuyor. Eczacılarımız
alacaklarını kimi zaman aylar süren gecikmelerle tahsil
edebiliyor. Cironun artması şeklindeki olumlu gelişme,
eczacı alacaklarının geç tahsil edilmesinin gölgesinde
kalıyor. Bu durum ciddi endişeler ortaya çıkarıyor. Bu
konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu endişe konusunda eczacılarımızı anlıyoruz. Bu endişeyi
giderecek önlemler geliştirmeye çalışıyoruz. Az önce
tanımladığım perspektiften bakınca, aslında önlem de kendi
içinde gözüküyor. Şu anda eczanelere ödemelerin gecikmesinde
iki temel sebep var:
1-Faturaların kontrol sürecinde yaşadığımız aksaklıklar.
2-Ödeme kurumlarının finansman darboğazı.
Yaklaşık 1.5 senedir finansman kaynaklı ödeyememe durumu
olabildiğince minimize edildi. Elimizden gelen gayreti
gösteriyoruz. Özellikle SSK ve Bağ-Kur’da geçen seneki
gelişmeleri eczacılarımız hatırlarsa, önceki yıllara göre
son derece yüksek performanslı bir gününde ödeme eğilimi
var. Fakat kontrol sürecindeki gecikmeler, hâlâ bir sorun
olarak karşımızda duruyor.
Finansman sorunundan dolayı gecikmelerin riski var. Şu anda
yaşamıyoruz, yaşamamaya gayret ediyoruz ama, Emekli
Sandığı’nda birkaç ay önce bir aksaklık oldu. Onu da
giderdik. Ama hâlâ bir risk var. O risk nedir? O risk,
sosyal güvenlik kurumlarının iki temel ödemeyi yapmakla
sorumlu olmalarıdır:
1-Emekli aylığı ödemeleri.
2-Sağlık giderleri ödemeleri.
Sosyal güvenlik kurumlarının, özellikle Bağ-Kur ve SSK’nın
prim gelirlerini tahmin etmek oldukça güç. Bağ-Kur’daki prim
gelirleri çok değişken. Prim gelirleri dönem dönem yapılan
projeksiyonlara uymadığı zaman, kurumlarımız iki seçenek
arasında kalıyor: Ya emekli aylıklarını ödemekte bir
aksaklık olacak, ya da sağlık ödemelerinde...
Eğer bir aksaklık olacaksa, sağlık ödemeleri ikinci plana
itiliyor. Bunu çözmenin yolu, bu iki kurumu ve fonlarını
birbirinden ayırmak. Ve aralarındaki çapraz sübvansiyonu
engellemek. Bu da sosyal güvenlik reformunun temel
amaçlarından biri. Beş kurumdaki sağlık finansman
sorumluluğunu, bir kuruma veriyoruz. Sağlık primlerini
ayırıp, doğrudan sağlık finansman sistemine veriyoruz.
Bundan sonra yapılacak projeksiyonların başarısı, finansman
darboğazından kaynaklanan ödemedeki gecikmeyi çözecek bir
alan.
Diğer taraftan kontrol sistemini ileri teknolojiye dayalı,
çağdaş, etkin bir yapıda oluşturmaya çalışıyoruz.
Bütün bunlar için genel sağlık sigortasının kurulmasını
beklemiyoruz. Teklifleri aldık, almaya devam ediyoruz. Geçen
yıl kısmi iyileşmenin sebebi bunlar.
Çalışma Bakanımız Sn. Murat Başesgioğlu ve Maliye Bakanımız
Sayın Kemal Unakıtan bu konuyu defaatle gündeme getirdiler.
Ödemelerin gecikmemesi için çok özel bir dikkat var şu anda.
2005 yılı içinde sonuç alabileceğinizi düşünüyor musunuz?
2005 yılı içinde sözünü ettiğim sosyal güvenlik reformuna
ilişkin yasa taslaklarının yasalaşmasını bekliyoruz. 2005’in
ikinci yarısında yasalaşmış sosyal güvenlik sisteminin yeni
yapısına kavuşmuş olacağız. Ondan sonra bunun hayata
geçirilmesi biraz zaman alacak. En geç 2006’nın başından
itibaren Türkiye’nin tek bir emeklilik planı ve tek bir
sağlık planı olacak. Bu iki temel finansman grubu,
birbirinden ayrılmış olacak. En geç 2006’nın başından
itibaren bu sistem kurulmuş olacak.
Kurum ödeme sistemlerinin iyileştirilmesi konusunda, ‘aracı
finans’ kurumlarından yararlanma fikri kamuoyuna da yansıdı.
Bu konudaki görüşleriniz neler?
Dönem dönem devletin serbest eczanelere yaptığı ödemelerde
gecikme oluyor. Bazen bir ay, bazen iki ay. 250-300 milyon
YTL’lik bir miktarda gecikme oluyor. Sektörü son derece
olumsuz etkileyebiliyor. Küçük bir eczanenin cirosunu
dikkate alırsak, hiç beklenmeyen bir finansman yüküyle karşı
karşıya kalınıyor. Bundan eczane, eczaneden depo, depodan da
firma etkileniyor. Buradaki temel sorun, belirsizlikten
kaynaklanıyor. Buradaki alacağın tahsil edilmesi, doğru bir
faturalama varsa %100’dür. Devlet her zaman ödüyor borcunu.
Ama istenmeyen gecikmeler de oluyor. Burada nasıl bir finans
kurumu düşünülüyor? Buradaki gecikme riskini üstlenebilecek,
eczacıyı gecikmeden dolayı mağdur etmeyecek, o mağduriyeti
kendi bünyesine alacak, bunun karşısında da küçük bir bedel
tahsil edecek bir kurumdan, bir hizmetten bahsediyoruz.
Bence son derece mantıklı. Ekonomide bir çok sektörde bu
uygulanıyor. Bir çok sektörün aldığı kur riski bu şekilde
karşılanıyor. Finans sektöründe buna yönelik kurumlar var.
Future Option Factoring dediğimiz kurumların temelinde bu
vardır. Finansal belirsizlikleri üstlenecek kurumlardır
bunlar. Böyle bir şeyin oluşmasına biz çok sıcak bakıyoruz,
destekliyoruz. Sektör kendi arasında böyle bir dayanışmaya
gidebilir. Bu bizim için çok olumlu bir gelişme olur.
Bütün düzenlemelere rağmen yine gecikmeler olursa,
eczacının zararı telafi edilebilecek mi?
Bana kalırsa telafi edilmelidir. Ama ölçek o kadar büyük ki.
Böyle bir ihtimale karşı davranışı kestirmek zor. Böyle bir
riski üstlenebilecek bir yapı kurmak daha mantıklı.
2005 yılı için eczacılara vermek istediğiniz bir mesaj var
mı?
Başta eczacılara, sektörün diğer temsilcilerine, depoculara,
firmalara çok teşekkür ediyorum. Sektörün tüm aktörleriyle 1
yıl boyunca görüşerek bir uzlaşmaya vardık. İşbirliği
yaptık. Kamunun ilaç alımlarında önemli ölçüde bir tasarruf
gerçekleştirdik. Bu kamunun vatandaşlarına daha kolay bir
şekilde ilaç temin etmesi yönündeki bir çabanın sonucuydu.
Aktörlerin hepsine teşekkür ediyorum. Önemli bir özveride
bulundular. Kamu da ciddi bir özveride bulundu. Bütün
bunların sonucunda vatandaşlarımıza çok daha iyi bir sağlık
hizmeti, çok daha iyi bir ilaç hizmeti götürmek mümkün
olacak. |