| |
Ethem
Sancak:
Mart sonu ve Nisan
başında üç büyük ilimizin eczacıları ile geniş katılımlı
toplantılarda bir araya gelme fırsatını buldum.
Eczacılarımızla gerçekleşen birliktelikler, benim ve Hedef
Alliance için her zaman öğrenme ve kendimizi geliştirme
sürecinin önemli adımları oluyor. Görüşlerimizi test ediyor,
eleştiri, öneri ve sorulardan öğreniyor; bu sayede kendimizi
yeniliyoruz. Aynı zamanda eczacıların esirgemedikleri kimi
iltifatları çalışma şevkimizi arttırıyor, mücadele gücümüzü
yükseltiyor. İnanınız şimdiye kadar duyduğum hiçbir güzel
söz, İzmir’deki toplantı sonrasında bir eczacımızdan
duyduğum ‘mesleğin geleceğine olan inancımız arttı, bu
toplantıdan yeni bir umut ve heyecanla ayrılıyoruz’
değerlendirmesi kadar beni hoşnut edemezdi.
Maalesef son yıllarda felaket tellalları bütün güçlerini
ortaya koyarak icra-ı sanat eyliyorlar. Kimi gece baykuşları
‘Zincir eczaneler geliyor, bizi tezgâhtar yapacaklar’,
‘Battık batıyoruz’ nidaları ile; olayları analiz yetenekleri
son derece gelişkin, topluma hizmeti her şeyin üstünde
tutan, vizyon sahibi özellikleri ile tanınan eczacı
aydınlarımızı, bir ‘kahır’ ortamına, umutsuzluğa ve
bezginliğe mahkûm etmek istiyorlar. ‘küçük ölçek ekonomisi
bitiyor’, ‘binlerce eczane batacak’, ‘tekeller eczacılık
mesleğini bitirmek istiyorlar’ söylemlerinden bazıları..
Onlar kimi zaman kişisel-grupsal çıkarları, siyasal
emelleri, kimi zaman da dar görüşlülükleri ve ufuksuzlukları
dolayısıyla, bu arabesk ortamın besleyicisi rolünü
üstleniyorlar.
Tabii ki eczacılarımız son birkaç yıldır ciddi sıkıntılar
yaşıyor. Bunlar inkâr edilemez. Tabii ki eczacılarımız;
40-50 yıllık mevzuatın sıkıntılarını, ısrarla sürdürülen
yanlış eczacılık eğitim politikalarının yarattığı sonuçları,
kangren haline gelen kurum ödemelerindeki gecikmelerin
yarattığı finansal yıkımı, 30 yıldır ülkeyi kasıp kavuran ve
bütün toplumsal değerlerimizi yok eden enflasyon döneminin
bitişinin sarsıcı etkilerini yaşıyorlar. Geçmişteki kimi
siyasilerin beceriksizliklerini de bu olumsuzluğa dahil
ederseniz, eczacılarımızın sıkıntılarını besleyen zemini
anlamak daha da kolaylaşıyor.
Biraz yukarıdan, biraz serinkanlı, biraz gelecek vizyonu
sahibi bir analiz, bütün yaşadıklarımızın aslında, ülkemizin
içinde ve eşiğinde bulunduğu devasa projelerle, bu
projelerin kaçınılmaz kıldığı yeniden yapılanma çabalarıyla
ilgili olduğunu değerlendiriyor. Sorun sadece ‘Sağlık
sektörü’ ile başlayıp bitmiyor. Deyim yerindeyse ülkemiz
kabuk değiştiriyor. Bu toplumun meslek sahipleri, iş
adamları, köylüleri, işçileri, kısaca hepimiz olup
bitenlerden etkileniyoruz.
O toplantılarda da ifade ettim. Yine söylüyorum. Eczacılık
nasıl geçmiş asırların en saygın ve kutsal mesleği idiyse,
gelecekte de böyle olacak ve böyle kalacaktır. İnsan
sağlığına hizmet eden zincirin çok önemli bir halkası olması
ve toplum önderi sıfatı dolayısıyla, bu böyledir. Ayrıca
‘Tezgâhtar eczacılığın’ hakim olduğu Amerika’da yapılan
bütün araştırmalar da, sağlık rehberi ve danışman kimliğiyle
eczacıya duyulan ihtiyacı daha fazla vurgular sonuçlar
üretiyor. Onlar, geriye dönüşün yollarını arıyorlar. Bu
araştırmalar ‘Hemşirelik ve eczacılığın’ geleceğin
meslekleri olduğunu gösteriyor. Avrupa’nın temel iki ülkesi
Almanya ve Fransa, geleneksel sağlık rehberi ve danışmanı
kimliğiyle eczacıyı ve işletmesini kıskançlıkla koruyor.
Karamsarlığa gerek yok. Umutsuzluğa yer yok. Ben
eczacılarımızı bir kere daha işletmelerine yatırım yapmaya
çağırıyorum. Personellerini eğitmeye, ürün çeşitlerini hızla
arttırmaya, metre karelerini mümkünse genişleterek günün
normlarına uygun olarak, eczanelerini yeniden dizayn etmeye
ve sabit masraflarını bilimsel yöntemlerle yönetmeye davet
ediyorum. Beyaz gömlekleriyle masalarından kalkmalarını,
gerektiğinde bankolarının önüne geçerek hastalarıyla,
müşterileriyle bizzat ilgilenmelerini tavsiye ediyorum.
Ölçeği büyütme çabası en sağlıklı yoldur. Bu yöndeki
çabalarınızda Hedef Alliance her zaman yanınızda olacaktır.
Sosyal Sigorta eczaneleri zinciri kırıldı. Hem halkımızın
daha uygar koşullarda ilaca ulaşmasının yolu açıldı, hem de
eczanelerimize şu sıkıntılı dönemde ciddi bir kaynak
transferi oldu. Haklı olarak bizi tedirgin eden kurum
ödemelerindeki gecikmelerin önlenmesinin tartışması
yapılıyor, çözüm yolları konuşuluyor. İlk defa bir TC
Başbakanı eczacıların parasının zamanında ödeneceğinden,
ödenmemesi halinde tazmin edilmesinden söz etti. Eczacıların
örgütü TEB, sorunun çözümü için ciddi çaba içerisinde. Bir
‘aracı kurumla’ prensip anlaşmasına varıldı. Ayrıntılar
üzerinde çalışılıyor.
Karamsarlık, bezginlik ve arabesk ruh halinin bizi geleceğe
müdahil olmaktan alıkoyması tehlikesi vardır. Proje
geliştirmek yerine, tepkisel davranmaya itme tehlikesi
vardır. Oysa eczacılarımız aydın kimlikleriyle ve örgütlü
yapılarıyla toplumumuzun umutla gözünü diktiği kuvvetli bir
toplum kesimidir. Yeter ki eczacılarımız örgütlü güçlerinin
arkalarında dursunlar.
Bu duygu ve düşüncelerle eczacılık bayramınızı kutluyorum.
Saygılarımla |