Tarihi Eczaneler
 


130 Yıllık Hizmet Öyküsü: Boyacıköy Eczanesi

Boğaz kıyısındaki tarihi Boyacıköy Eczanesi’ni ziyaret ettik. Eczanenin şimdiki sahibi Sena Gürlek’le güzel bir söyleşi yaptık. Söyleşi sırasında şunları öğrenmek bizi duygulandırdı:
Boyacıköy Eczanesi 1875’ten bugüne kadar, nesiller boyu daima eczane olarak hizmet verdi. Boyacıköy Eczanesi’nin binası Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı’na ait olup, Hekim Ata Caddesi 1 numaradadır. Bu binanın sahibi olan kişinin dükkanını yalnız eczane olarak kullanılması şartıyla Fener Rum Erkek Lisesi’ne bağışladığı bildirilmektedir.
Eczaneyi 1875’te Todori isimli bir Rum eczacı kurdu, sonra Eczacı Mehmet ve Eczacı Mıhırdıç Beyler işletti. Bunlardan sonra Eczacı Mehmet Nazmi Bey ve Eczacı Hristo Papahristo bu eczaneyi çalıştırdı. 1964 yılında Eczacı Memduh Yörük, Boyacıköy Eczanesi’ni devraldı ve bu tarihi eczanenin ismini değiştirmedi. Memduh Bey, çevre sakinleri tarafından sevilip sayılan, mesleğine bağlı, hastaları ile yakından ilgilenen bir eczacı olarak tanındı. Memduh Yörük 1984 yılında vefat edince, eşi Arkeolog Selma Yörük, çevreden de aldığı destekle bir süre eczaneyi mesul müdür ile yürüttü. Eczacı Lamia Barutçuoğlu ve Eczacı Necla Özparlak, bu eczanede mesul müdürlük yaptılar. 1994’te Sena Yörük eczacı olunca babasının mesleğini devam ettirip, günümüzde aynı eczanede hizmet vermeye devam ediyor.

Boyacıköy Eczanesi’nin kırk yıllık sahibi Yörük Ailesi
Bu eczanenin 130 yıllık tarihinde Yörük ailesi son kırk yıla damgasını vurmuş. Sena Gürlek, bu eczaneye ve semte öylesine büyük bir sevgi beslemiş ki, bir başka semtte veya eczanede aynı mesleği devam ettiremeyeceğini düşünüyor. Sohbetimizin kimi bölümlerinde Eczacı Sena Hanım’ın gözleri Boğaz’ın maviliklerine dalarken, kimi zaman da yaşlarla doldu. Hiç şüphesiz O’nu bu kadar duygulandıran şey, babası Eczacı Memduh Bey’le ilgili yıllardı. Bu konuda Sena Hanım şunları söyledi:
"Babamı 12 yaşında kaybettim. O, mesleğinde titiz, dürüst ve çalışkan birisiydi. Çevresinde güzel intibalar bıraktı. Onun iyi bir insan olarak tanınması, benim için çok yararlı oldu. Eczanenin babamdan sonra el değiştirmediğini vurgulamak için, eski soyadımı da kullanıyorum.
Eczaneye zaman zaman babamın arkadaşları, hatta daha önceki Eczacı Papahristo’nun tanıdığı hastalar da geliyor. Onlarla konuşmak beni çok mutlu ediyor ama, onların birer birer hayata veda etmesine çok üzülüyorum".

Doktor gibi eczacılar
Günümüzde yaşanan başdöndürücü gelişmeler hayatın her alanını etkilediği gibi, şüphesiz eczacılık mesleğini de etkiledi. Sena Gürlek bu değişimi şöyle anlatıyor:
"Babam ve Eczacı Papahristo, doktor gibi eczacılardı. Günümüz eczanesinde kalfalar küpür kesiyor, biz kurum reçetesi hazırlıyoruz, faturaları düzenliyoruz, vadeleri takip ediyoruz, kimi zaman da pazarlık yapmak zorunda kalıyoruz. Eczacılıkta iki faktör çok önemlidir: Bilim ve sanat. Yani eczacılık hem bilim, hem de sanattır. Hocalarımızdan öğrendiğim Latince bir cümle hatırlarım: Fiat secundem artem. ‘İşinizi sanatınıza göre yapın’ demektir. Eczacılığı sanat olarak görebilirsek, bu meslek o zaman hak ettiği değeri görür".

Eczacının en önemli rolü
Eczacının diğer mesleklerden ayrıldığı önemli bir yanı var: Hastaya danışmanlık yapmak. Sena Hanım, eczacılığın bu çok önemli yönünü şu şekilde dile getirdi:
"İnsanlara ilaç konusunda rehberlik, danışmanlık yapmak bana zevk veriyor. Bu görevi mümkün olduğunca yanıltmadan yapmak lazım. Hastalara moral vermek de gerekir. Bizim işimiz tabâbet değil, ilaç. Çalışma saatlerimiz çok fazla ama, severek yapıyorum. Yapı olarak bu mesleğe uygun birisiyim. Her şey geri döner, ama hastalarımızın kalbi kırılırsa onu düzeltmek çok zor. Onun için hastalara daima en olumlu şekilde muhatap oluyorum".
Umarız 1875 yılında Eczacı Todori’yle başlayan, Yörük ailesi fertlerince sürdürülen bu öykü, gelecek yüzyıllarda da anlatılır durur...