| |
Kökleri 166 yıl öncesine dayanan bir bilim ve eğitim ocağı:
İ.Ü. Eczacılık Fakültesi“Ankara, Hacettepe ve Marmara
Üniversitesi
Eczacılık Fakültelerinin kuruluşunda bizim hocalarımız
öncülük yaptılar.”
|
Prof. Dr. Aysel GÜRSOY |
1940 yılında
Trabzon’da doğmuş, ilk ve orta öğrenimini
Zonguldak’ta tamamladıktan sonra, 1958 yılında
girdiği İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi
Eczacılık Okulu’ndan Şubat 1963’de mezun
olmuştur. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi
Eczacılık Okulu Farmasotik Kimya Kürsüsü’ne
asistan olarak atanmıştır.
Mart 1967’de doktora sınavını vererek Dr. Sci.
Pharm. ünvanını, Kasım 1971’de Doçent ünvanını,
29.05.1978 tarihinde Profesör ünvanını almıştır.
Prof. Dr.Aysel GÜRSOY, halen İstanbul
Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde dekan
olarak görev yapmaktadır. |
Ülkemizde
eczacılık öğretimi 1839 yılında ‘Askeri Tıp Mektebi’nde
‘eczacılık sınıfı’nın açılmasıyla başlar. Kanımızca,
ülkemize onbinlerce bilim insanı eczacı kazandıran ve daha
sonraki bir dizi eczacılık fakültesinin doğuşuna analık
yapmış olan İ.Ü. Eczacılık Fakültesi’nin köklerini bu
tarihte aramak yanlış olmaz. Bu tarih aynı zamanda eczacılık
öğretiminin kurumsallaşması açısından da bir başlangıç
tarihidir. Askeri Tıp Mektebi’nin bir sınıfı olarak başlayan
bu bilim öyküsü, 1908 yılında Eczacı Mektebi olarak Tıp
Fakültesi’nin çatısı altında macerasını sürdürmüş ve 1933
yılındaki ‘Üniversite İnkılabı’ ile Fen Fakültesi’ne
bağlanmıştır. Daha sonra, tekrar Tıp Fakültesi’ne bağlı
olarak faaliyetine devam eden Eczacılık Mektebi, nihayet
1923 yılından beri öğretim üyeleri ve öğrencileriyle
sürdürdükleri mücadelenin meyvelerini toplayarak 1961
yılında Fakülte olma hakkını kazanmıştır.
Bu sayımızda, bu seçkin kurumu tanıtma gayretimizin ürünleri
ile karşılaşacaksınız. Bu zorlu göreve kalkışırken, bu
saygın öyküyü hocasından öğrencisine sahiplerinden dinlemeyi
esas aldık, ‘hariçten gazel okumak’ yerine.. Ayrıca, sadece
nostalji yapmayalım, güncelle, gelecekle bağlarımızı
koparmayalım istedik. Kökleri neredeyse iki asır öncesine
dayanan ve bütün bu on yıllar boyunca Anadolu insanına ve
bütün ülkeye sağlık neferi olarak binlerce eczacı
yetiştiren, öğretim üyeleri kadrolarıyla ülke bilim hayatına
altın isimler kazandıran bu kurumu tanıtma çabamızın, her ne
olursa olsun bir yanıyla eksiklikle malul olacağı kaçınılmaz
gibiydi. Bu eksikliklerin bu seçkin kurumun mensupları
tarafından hoşgörü ile karşılaşacağını umuyoruz. Hedef
Sağlık dergisi çalışanları olarak bu kuruma emeği geçmiş,
yaşayan ya da ebediyete intikal etmiş hocalara, mezun
eczacılarımıza ve öğrencilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Hedef Sağlık
Hedef
Sağlık: İ.Ü. Eczacılık Fakültesi’nin tarihçesini bize
anlatır mısınız?
Prof. Dr. Aysel Gürsoy: Türkiye’de eczacılık eğitimi ilk
defa, Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane bünyesinde
Galatasaray’da 14 Mayıs 1839’da bir askeri eczacı sınıfı
açılmasıyla başlamıştır. Bu sınıfın açılışını bilimsel
eczacılığın ve fakültemizin başlangıcı olarak kabul
edebiliriz. Daha sonra 1867 yılında Sivil Eczacılık sınıfı
kurulmuş. 1870’e kadar eğitim Fransızca olarak yapılıyor,
eğitim süresi 3 yıl, okutulan dersler hemen hemen bugünkü
temel dersler. Fizik, kimya, botanik, galenik, eczacılık
kimyası(farmasötik kimya), bir de zorunlu staj. 1909 yılında
Askeri ve Sivil Tıp Okulları birleştirilerek İstanbul
Darülfünun-u Tıp Fakültesi olarak Haydarpaşa’ya taşınması
üzerine, Eczacılık ve Dişçilik sınıfları birlikte, Tıp
Fakültesi’ne bağlı olarak 1909’da Kadırga’da Eczacılık Okulu
olarak eğitime başlamış, böylece ilk eczacılık okulu
kurulmuştur. Paris Yüksek Eczacılık Okulu’nun ders programı
benimseyen bu okulda eğitim kalitesi çok iyi. Eğitim süresi
3 yıl, 3 yıl da eczanelerde zorunlu staj yapılmakta.
1933 üniversite reformuyla Eczacılık Okulu, Fen Fakültesi’ne
bağlanıyor. 1944 yılına kadar Fen Fakültesi’ne bağlı olarak
eğitimini sürdürüyor. 1944 yılından itibaren, sağlıkla
ilgili bir eğitim verdiğinden tekrar Tıp Fakültesi’ne
bağlanmış. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Eczacılık
Okulu olarak eğitime devam etmiş. 1939’da 3 yıllık eğitim
süresi 4 yıla çıkmış ve bazı yeni dersler eğitim programına
ilave edilmiştir. Eczacılık eğitimini geliştirmek ve
araştırma imkânlarını artırabilmek için, o dönemdeki
hocalarımız, eczacılık okulunun fakülte olması için büyük
mücadele vermişler. 15 Ocak 1962’de Eczacılık Okulu’nun Tıp
Fakültesi’nden ayrılarak "Fakülte" olması kabul edilmiş ve
fakülte olarak eğitimine 4 Kasım 1963’te başlamış. O günden
bugüne, faaliyetlerini geliştirerek sürdürmüştür.
Bilimsel eğitimin başladığı ilk günden Ankara Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi’nin 1961’de kuruluşuna kadar, Türkiye’de
bir asırdan fazla eczacılık eğitimi veren tek kurum. Yani,
İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi çok köklü,
gelişmiş bir fakülte. Binlerce öğrenci yetiştirmiş. Bu
öğrenciler Türkiye’nin en ücra köşelerinde gerek kamuda,
gerek serbest eczacı olarak çalışmışlar ve sağlık görevi
yapmışlar. Ayrıca hocalarımız bütün bu dönemlerde, Ankara,
Hacettepe ve Marmara Üniversitesi eczacılık fakültelerinin
kuruluşlarında görev aldılar. Bu fakülte, Türkiye’deki diğer
eczacılık fakültelerinin öğretim kadrolarını yetiştirmenin
onurunu da taşımaktadır.
Eczacılık Fakültesinde görev yapan dekanlar kimlerdir ?
1962’de ilk kurucu dekan olarak Prof. Dr. Turhan Baytop
görev yapmış, daha sonra sırasıyla Prof. Dr. Kasım Cemal
Güven, Prof. Dr. Hayriye Amâl, Prof. Dr. Şevket Tekman,
Prof. Dr. Rasim Tulus, Prof. Dr. Sedat İmre, Prof. Dr.
Gültekin Sunam, Prof. Dr. Hakan Berkkan hocalarımız dekanlık
görevini yapmışlar ve son olarak ben bu görevi
yürütmekteyim.
Öğrenci, mezun ve öğretim üyesi sayıları ne kadardır ?
2004-2005 öğretim yılında kayıtlı öğrencimiz 717. Bu yıl
mezun olan 122 öğrenci, birinci sınıfa kaydolan öğrenci
sayısı 173. Kontenjanı en yüksek ve en fazla öğrenci alan
fakülteyiz. Daha kaliteli eğitim hizmeti verebilmemiz için
bu sayıyı düşürmek istiyoruz. Ancak, eğitim politikalarımız
fırsat vermiyor. 31 profesör, 7 doçent, 11 yardımcı doçent,
52 araştırma görevlisi ile eğitim ve öğretim hizmeti
veriyoruz. Kuruluştan beri ne kadar öğrenci mezun olduğu
konusunda elimizde kesin bilgiler yok. Çünkü bütün belgeler
Zeynep Hanım Konağı yandığında yok oldu. Ancak eczacılık
diplomaları Sağlık Bakanlığı’nca onaylandığından buradaki
kayıtlardan eksikler saptanabilir. Fakülte olduktan sonra
7225 mezun verdik. Fakültemizden mezun olmuş, bakanlık
yapmış, milletvekili ve üst düzey yöneticiler oldukça fazla.
Artık, fiziki mekanlarınız yetersiz kalıyor…
Eczacılık eğitimi uygulamalı bir eğitim. Hemen hemen her
bilim dalının uygulama laboratuarı bulunmaktadır. 1999
depreminde hasar gören iki binamız onarılarak eğitime
açılmışsa da, kullandığımız mekan yeterli değil. Farmasötik
Kimya Anabilim Dalı, halen Fen Fakültesi içindeki Su
Ürünleri Fakültesi’nde eğitimini sürdürüyor. Yer olarak
yeterli bir fizik mekanımız yok. Tarihi bina A Blok 6000
metrekarelik bir alana sahip. Ama bu binayı şu anda
kullanamıyoruz. Bu çalışmalarımızda aksamalara neden oluyor.
A blokun yapılması için Anıtlar Kurulu’ndan izin çıktığı
anda, ihalesi yapılarak onarıma başlanacak. Büyük firmaların
ve eczacılık camiasının desteğiyle, tahmin ediyorum A Blok
eskisinden çok daha güzel bir şekilde onarılıp
düzenlenecektir. Buna inanıyorum. Böylece öğrencilerimiz,
hocalarımız, araştırma görevlilerimiz daha rahat imkânlarla
çalışacaklar. 1999’daki büyük depreme rağmen, eğitim devam
etti. Hocalarımızın bize verdiği disiplin ve görev bilinci
ile depremin ilk iki ayında hiç yerimiz olmamasına karşın
herkes fakülteye gelerek görevine devam etti.

Örnek bir kütüphaneniz olduğunu duymuştuk..
Fakültemizin kütüphanesi çok zengin ve övünülecek bir
kütüphanedir. Eski kitaplar açısından altyapısı çok iyidir.
Prof. Dr. Kasım Cemal Hocamız bu kütüphaneye büyük emek
vermiştir. Kimya bilim alanları ile ilgili en önemli kaynak
olan Chemical Abstract’lar eksiksiz, tam olarak
kütüphanemizdeydi. YÖK ile bazı periyodiklerin tek merkezde
toplanmasıyla Chemical Abstract’ların 1985’ten sonraki
sayıları üniversitemizin merkez kütüphanesinde bulunuyor.
Mesleki dergilere maddi imkânlar nispetinde ulaşıyoruz.
Övünülecek bir herbaryumumuz var, çok zengin. Türkiye’deki
eczacılık fakülteleri içinde örnekleri en zengin herbaryuma
sahibiz. 85 bin örnek yer alıyor. 1956’da kuruldu, çok iyi
bir koleksiyona sahiptir. Herbaryumun kurulmasında Prof. Dr.
Turhan Baytop ve Prof. Dr. Asuman Baytop hocalarımın büyük
emekleri var. Şimdi de Prof. Dr. Neriman Özhatay ve ekibi
çalışmalara devam ediyorlar.
Sosyal faaliyetler ne düzeyde ?
1999 depreminden 2003’e kadar 4 farklı fakültede eğitim
vermemiz, bizim sosyal etkinlikler yönünden geri kalmamıza
sebep oldu. Öğretim kadromuz ve öğrencilerimiz eğitimin
yürütülmesi konusunda büyük özveri sergilediler. İdareye
destek verdiler. Sosyal faaliyetlerimiz çok geriledi.
Öğrencilerimizin oturacak yeri, kütüphanesi, kafeteryası,
oyun alanları dahi yoktu. O dönemdeki bir grup öğrenci,
fakülte binalarını hiç bilmeden mezun oldu. Bu durum benim
içimde hep bir üzüntü olarak kalmıştır. Sosyal faaliyetlerde
arzu ettiğimiz şeyleri öğrencilere sunamadık. Buna rağmen
dağcılık, çevre, aktüel klüp, folklor, tiyatro klüpleri gibi
öğrenci klüplerimiz var. Eski yıllarda bu klüpler İstanbul
Üniversitesinde dereceler alıyorlardı. Şimdi çocuklarımıza
mekanımız olmadığı için bir oda bile veremiyoruz. Buna
karşılık 24 bilgisayar bulunan bir bilgisayar odamız var.
Okuma odamızı Hedef Alliance grubu düzenledi. Eskiye göre
çok daha iyi durumdayız.
İki bilimsel dergimiz var. Eczacılık Fakültesi Dergisi ve
Prof. Dr. Kasım Cemal Hocamızın editörlüğünü üstlendiği Acta
Pharmaceutica Turcica. Her ikisi de eczacılık alanında çok
değerli yayınları kabul ediyor. Ayrıca öğretim üyelerimizin
yazdığı birçok kitap bulunmaktadır.
Prof. Dr. Ahmet Araman başkanlığında İstanbul Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi Mezun ve Mensupları Derneği’miz
bulunuyor. Aidatlar muntazam ödenmediği ve iyi bir geliri
olmadığından büyük bir faaliyet gösteremiyor. Derneğimiz
büyük uğraşılarla öğrencilere, fakülteye kimi ihtiyaçlarında
destek veriyor.
Fakültenin
desteklediği ya da ön ayak olduğu yurtdışı akademik
faaliyetlerden söz eder misiniz ?
Yurtdışı ilişkilerimiz öğrenci düzeyinde Erasmus ve Sokrates
programları kapsamında devam ediyor. Hür Berlin Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi ve şimdi de Malta Üniversitesi Eczacılık
Fakültesi ile anlaşma yapılıyor. Araştırma görevlilerimiz ve
hocalarımız dünyanın her tarafındaki üniversitelerle yazışma
yaparak,İngiltere, Japonya ya da Amerika da araştırmalar
yapmaktadırlar. Araştırma görevlilerimiz TÜBİTAK bursu
alıyorlar. Fakültemiz az miktarda yolluk ve yevmiye desteği
verebiliyor. Bu sene Farmakoloji Anabilim Dalı’ndan iki
araştırma görevlisi ve Farmasötik Teknoloji Anabilim
Dalından bir araştırma görevlisi Yale Üniversitesi ve
Cardiff Üniversitesine bilimsel çalışmalar yapmak üzere
gittiler. Farmakognozi Anabilim Dalı’ndan bir araştırma
görevlisi, çift doktora danışmanı ile, doktora çalışmalarını
6 ay fakültemizde, 6 ay Paris Üniversitesinde
sürdürmektedirler. Bir doçentimiz Insburg Üniversitesinde
Farmakognozi bilim alanında çalışmalar yapmaktadır.
Öğrencilerimiz, EPSA Avrupa Eczacılık Fakülteleri
öğrencileri ile birlikte çalışmaktadırlar. Nisan ayında 3
öğrencimiz Üniversitemizin desteği ile EPSA yıllık
kongresine katıldılar, bazı öğrencilerimiz bu örgütte görev
aldılar. Hatta bir öğrencimiz genel sekreterliğini yaptı.
TEB ve Meslek Odaları ile işbirlikleriniz oluyor mu ?
Meslek içi eğitim programlarını Eczacı Odaları ve TEB ile
birlikte zaman zaman yapıyoruz. Bizim fakültemizin hocaları
TEB ile işbirliği halinde çalışmalar yapıyor. Örneğin
farmakognozi anabilim dalı, farmasötik teknoloji anabilim
dalı ve farmakoloji anabilim dalı öğretim üyeleri birlikte
çalışmalar yapıyorlar. Fitoterapi, bitkisel çaylar,
farmakoterapi gibi ortak programlarımız oldu. TEB ve
Eczacılar Odası’yla çok iyi bir işbirliğimiz var. İhtiyaç
duyduklarında yardımcı olmayı bir görev biliriz.
Bilimsel araştırmalar alanındaki etkinliklerinizi anlatır
mısınız ?
Bilimsel araştırmalarda başarılıyız. TÜBİTAK Bilim Ödülü’nü
ilk defa bizim hocalarımız aldı. Prof. Dr. Turhan Baytop ve
Prof. Dr. Ayhan Ulubelen TÜBİTAK Bilim Ödülü aldılar. Prof.
Dr. Asuman Baytop TÜBİTAK Hizmet Ödülü aldı. Uluslararası
ödüllerimiz var. 1999’a kadar İstanbul Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi kişi başına düşen yayın sayısı açısından
birinci sıradaydık. Depremden sonrası gerileme olduysa da
şimdi yine ön sıralarda yer almaktadır. Çünkü depremden
dolayı hiçbir çalışma yapamadık. Yeni yeni çalışmalar
yapmaya başladık. 1961’e kadar tek fakülte olmamız nedeniyle
eczacılıkta öncüyüz. Van’ın bir ilçesinde veya Edirne’de ilk
eczaneyi açanlar bizim öğrencilerimiz. Hep ilkler bilimsel
yayında, kitapta. Bu camiada yetişenler veya onları
yetiştirenler İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
kökenli.
|
Prof. Dr. Kasım Cemal Güven Çok Disiplinliydi |
"Şu hatıramı
anlatmak isterim: Son sınıf Galenik Farmasi
Laboratuvarında sınavdaydık. Hocamız Prof. Dr.
Kasım Cemal Güven çok disiplinliydi. Yakından
tanıyınca fevkalade iyi kalpli ve merhametli bir
Hocadır. Ama öğrencilik yıllarında öyle
görünmezdi. Hoca laboratuvara gelince herkes bir
şey yıkamaya başlardı. Çünkü bir hatamı görüp
beni laboratuvardan atacak mı diye korkardı. Ya
erlen veya havan yıkardı herkes.
Sınava girdik, pratik sınavı. Çok heyecanlıyız.
Benim öğrencilik yıllarımda teorik sınavlara
korkmadan, pratik sınavlara korkarak girerdik.
Girer girmez hangi preparatı yapacağımız, sınav
soruları önümüzdeki reçetede yazılı olurdu. O
konuyla ilgili kimyasallar, ilaç hammaddeleri
kırmızı veya yeşil dolapta. Onları bulup
yapacaksınız. Yanımdaki arkadaş kâğıdı yanlış
okudu. Kimyasal maddeyi ararken Hoca onu "Sen
atı öldürürsün!.." deyip attı. Sonra diğer
yanımdaki de hata yaptı. Hoca onu da attı. Ben
ne yapacağımı şaşırdım, heyecanlandım. Bende bir
ampul ve bir Suppozutuar var. Ampulü yaptım,
kontrol ettim. Suppozutuar kalıba döküyoruz.
Haziran ayı, sıcaktı.. Sınavın sonuna doğru
laboratuvarda çok az kişi kaldı. Kalıbı çıkarıp
açtım. Suppozutuar yarıldı. Bir daha yapmak
mümkün değil. O sırada Hoca omuzuma dokundu.
Meğer ki yanımdaymış. Notunu aldı. Bir Cumartesi
günüydü. Çıktım, çok çalışkan bir öğrenciydim.
Ondan geçseydim, Haziran’da mezun olacaktım.
Ağlamaya başladım. Suppozutuar kırıldı. Sonucu
öğrenmeme gerek yok. Uzun bir süre tarihi
binanın merdivenlerinde bekledim.
Bir çok arkadaşım vardı. 60 Türk, 20 yabancı,
toplam 80 öğrenci. Cumartesi günü resmi daireler
1’de kapanıyordu. Saat 3’te eve gelmeyince amcam
okula gelmiş. Evdekiler sınavımın olduğunu
biliyorlar. O vakte kadar eve gitmemem vaki
değil. Benim gibi kalan arkadaşlarımla amcam
bizi aldı, teselli etti. İlk kalışımdır, o günü
unutamam. Kasım Hocanın titizliği ve disiplinini
hep hatırlarım.
Pratikle ilgili anılarım şimdi mutlulukla
yadettiğim anılar. Ama o gün dünyamı
karartmıştı." |
|