| |
İ.Ü.
Eczacılık Fakültesi Öğrencileri:
“Klinik Eczacılık Hasta Odaklıdır”
Hedef
Sağlık: Eczacılık fakültesindeki
çalışmalarınızı, eğitiminize ilişkin yaşadığınız problemleri
anlatır mısınız?
Bilgehan Pektaş – Son Sınıf, Fakülte Öğrenci
Temsilcisi
Birkaç gün önce hasta bilgilendirme yarışması yaptık.
Mesleğimizi ne kadar biliyoruz? Bu yarışmayı ilk defa Ankara
Üniversitesi, sonra Hacettepe Üniversitesi yapmıştı. Hedef
Alliance maddi destek verdi. Eczacılık Fakülteleri içinde
ilk defa tanıtım filmi çekildi. Fuarda yer aldık. Geçen yıl
fakülteye yeni yerleştik. B-C bloklar.
Marmara Eczacılık Fakülteleri Birliği’ni kurduk. Önümüzdeki
Mayıs ayında yeni bir seçim olacak, IUPSA (İstanbul
Üniversitesi Eczacılık Öğrencileri Birliği-İstanbul
University Pharmaceutical Students Association) seçimleri.
Burada seçilen arkadaşlarımız bizi EPSA’da (Avrupa Eczacılık
Fakülteleri Birliği-European Pharmaceutical Students
Association) temsil edecekler.
Fakültemizde şu an için bir öğrenci klübü var: Klüp Aktüel.
Bu klüp, söyleşiler düzenliyor. Eczacılık Fakültesi
öğrencilerini haftada 1 defa buluşturuyor. Fakültede film
gösterisi yapıyor. Hedef Alliance’ın sponsorluğunda
Farmaktüel dergisini çıkarıyorlar. Bu klübün internet
adresi: klupaktuel.com
Eczacılık fakültelerinde eğitim 5 yıl oldu. Yönetim yeni
müfredatı hazırlamak için çalışıyor. Farmakoterapi gibi
derslere ağırlık verildi. Farmakoterapi dersinin amacı hasta
odaklı tedaviyi anlatmaktır.
Amerika’da halk arasında en fazla söz sahibi olanlar önce
rahipler, sonra eczacılardır. Eczacılığın temeli Klinik
Eczacılık’tır. Amerika ve Avrupa’da Klinik Eczacılık çok
yaygın. Onların bu eğitimi aldıktan sonra mesleklerini icra
etmeleri, riskleri azaltıyor. En büyük isteğimiz, eczacılık
fakültelerimizin Klinik Eczacılık alanında gelişmesi.
Gerekirse bu dersin en ağır, en önemli statüye konulması ve
yatırımların bu yönde olması gerekir.
İÜ Eczacılık’ta öğrenci kontenjanı son derece fazla. Marmara
Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne kıyasla büyük fark var.
Mersin Üniversitesi Eczacılık Fakültesi yılda 25-30 öğrenci
alırken, İÜEF yılda 165 öğrenci mezun ediyor. Bu yüksek
kontenjanla iyi bir eğitim verilemez.
İÜEF’nin akademik kadrosu çok iyi. Ama öğrenci kontenjanı
çok fazla olduğu için, pratik derslerde çok sorun yaşıyoruz.
160 kişiye verilecek imkânla 40 kişiye verilecek imkân aynı
olmaz. Yurtdışında bir kişi, bir dönemde, bir ders için
pratik eğitimi alıyor. Bizde ise bir dönemde iki hafta
pratik var. Bu da fakülte bütçesini zorluyor.
Devletin ilaç endüstrisinde zorunlu eczacı alımını sağlaması
gerekiyor. Firmaların bazı bölümlerinde zorunlu eczacı
çalıştırılması gerektiğini düşünüyorum. Devletin eczacı
ihtiyacının 6000 olduğu, buna başvuran eczacı sayısının çok
düşük düzeyde olduğu söyleniyor. Ülkemizdeki 11 eczacılık
fakültesinden en az birindeki eğitimin İngilizce yapılması
şart. Çünkü yüksek hedeflere sahip, yurtdışında araştırma
yapmak isteyen öğrenciler var. Tıp fakültelerinin
bazılarında İngilizce eğitim veriliyor. İngilizce eğitim
veren fakültelerin yurtdışı bağlantılar kurması çok kolay
oluyor. Yurtdışında staj için de önemli.
Hasta bilgilendirme yarışmasının sözlü sınav olarak eğitime
girmesini talep ettik. Sadece etken maddeleri öğrenmeye
dayalı bir eğitim alıyoruz. Eczanede ilaç raflarının
karşısında, kendimizi hiçbir şey bilmiyormuşuz gibi
hissediyoruz. İlaç bilgilendirme derslerinin artmasını talep
ettik.

Mesleğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Mesleğimizin geleceğini parlak görmüyorum. Firmaların ve
devletin talebi yeterli değil. Maddi şartlar iyi değil.
Şartlar, eczacının ideali olmasını engelliyor, eczane açmaya
zorluyor. Öğrencinin mesleki alanda gelişmesini, hastaya
daha iyi sunum yapmasını engelliyor. Devlet maddi açıdan
eczacıyı tatmin etmiyor. Sayı artıyor, devlet müdahale
etmezse, eczane eczacılığı da bitecek.
Eczacılık
fakültesindeki çalışmalarınızı, eğitiminize ilişkin
yaşadığınız önemli problemleri anlatır mısınız?
Berrin Yorgun – Son Sınıf Öğrencisi – Uluslararası
Eczacılık Öğrencileri Klübü Üyesi
Tıp fakülteleriyle, eczacılık fakülteleri arasındaki
boşluğun giderilmesi gerekir. Tamamen sağlıkla, insanla
ilgili bir meslekte eğitim görüyoruz. Ama okulu bitirene
kadar hiç hasta görmüyoruz. Klinik Eczacılık ve Farmasötik
Bakım hasta odaklıdır. Çok basit bir şey için gelen bir
hastayı bile yönlendiremezseniz, her şey teoride kalıyor
demektir. Olguları görmemiz, hastaları incelememiz lazım.
Doktor-eczacı-hemşire ekibinde çalışmamız gerekiyor. Sağlık
bilimlerinin ortak bir çatı altında toplanması gerekir.
Bazı üniversitelerde sağlıkla ilgili birimler ortak bir
kampüs sisteminde bulunuyor. Böyle yerlerde Klinik
Eczacılığı uygulamak daha kolay. Eczacılık Fakültesi’nin
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin olduğu yere taşınması önerisi
var. Ancak, böyle bir şey mümkün değil. Ortak ders
alınabilir. Doktorla eczacının karşılıklı konuşabildiği
ortamlar gerekiyor. Bu işler için öğrenci klüpleri önayak
oluyorlar. Tıp, eczacılık ve hemşirelik öğrencileri ortak
bir organizasyon yapıyorlar. Öğrenciler bu adımı attıktan
sonra, hocalar destekliyor.
Türkiye’de sanayi eczacılığına ar-ge anlamında çok fazla
yatırım yok. Ülkemizde çok geniş bir bitki örtüsü var.
Eczacılık eğitimi devlet politikasıyla yakından ilgili.
Öğrenci birliklerinin teşvik edilmesi ve desteklenmesi
gerekiyor.
Öğrenci klüplerindeki çalışmalarınızı anlatır mısınız ?
İki önemli kuruluş var: 1- Uluslararası Eczacılık
Öğrencileri Birliği. 2- Avrupalı Eczacılık Öğrencileri
Birliği. Biz Avrupalı Eczacılık Öğrencileri Birliği’yle
çalışmalar yaptık. Okulumuzdan şimdiye kadar 5 kişi yönetim
kurulunda görev aldı. Şu an için ben de yönetim
kurulundayım. 36 Avrupa ülkesi üye, 120 bin eczacılık
öğrencisini temsil ediyor. Her etkinlikte görev alıyoruz.
İki yıldır Ulusal Eczacılık Öğrencileri Birliği’ni kurmaya
çalışıyoruz. Mersin’de yapılan 1. Ulusal Eczacılık Öğrenci
Kongresi’nde bu tartışılmaya başlandı. Ankara’da Hasta
Bilgilendirme Yarışması’nda görüştük. Her buluşmamızda bunu
kurmaya çalışıyoruz. Gittiğim her kongrede okulum beni
maddi-manevi olarak destekliyor. Benim oralardaki
çalışmalarım "İstanbul Üniversitesi Eczacılık Öğrencileri"
olarak tanınıyor. Geçen sene İstanbul Üniversitesi Öğrenci
Birliği’ndeydim. Takım kültürü olmadığı için çok zor oluyor.
Öğrenci Birliği’nin işlevi bilinmediği zaman, hiçbir şey
yapılamıyor. Tamamen kişiye bağlı. Kişi çalışırsa olur,
çalışmazsa olmaz.
Mersin Üniversitesi’ndeki kongreyi hocalar organize etti.
Biz buna karşıyız. Biz öğrencilerin organize etmesini
istiyoruz. Değişik illerden gelen arkadaşlarla kongrelerde
görüştük. Bir organizasyon, bir çalışma şeması hazırlayalım
dedik. Mersin’de bunu uygulayamadık. Çünkü hocalar bizi
anlayamadılar. Biz de bir birlik nasıl oluşturulur, bir
organizasyon nasıl yapılır, biliyoruz.
Uluslararası kongrelere katılıyorum. Hepsini öğrenciler
organize ediyor. 25-30 ülkeden öğrenci geliyor. Bir
organizasyon yapabilmek, kişilik gelişimi açısından çok
önemli. Müdahaleler olmazsa çok daha verimli oluyor. Biz
politikadan uzak çalışmalar yapmak istiyoruz. Öğrencilerle
ilgili şeyler yapmak istiyoruz. Belki eğitim politikası için
tartışmalar yapabiliriz.
IUPSA için İstanbul Üniversitesi büyük destek veriyor.
Hocalarım her türlü izni ve maddi desteği veriyor. Diğer
üniversitelerdeki öğrenciler bizim aldığımız kadar destek
alamıyor.
Mesleğin geleceğini nasıl görüyorsunuz ?
Ben kardeşimin eczacılık yapmasını istiyorum. Uluslararası
şartlara bakarsak, bizdeki eczacıların durumu kötü. Ama
Türkiye şartlarına göre değerlendirirsek eczacılar iyi
durumda. Çalışma şartları ağır. Olması gereken yerde değil.
Ama diğer mesleklere göre iyi durumda. İşletme mezunları
büyük marketlerde güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. Ama
bizim önümüzde bir çok seçenek var. Ablam iktisat okuyor,
nereye gideceğim diye değil, ne iş yapacağım diye düşünüyor.
AB ile uyum sağlanırsa, bir çok şeyin daha iyi olacağına
inanıyorum. Sistem değiştikçe yeni çözümler geliyor. Şu anda
çok ciddi bir sağlık danışmanı olarak görülüyoruz. Meslek
içi eğitim gibi konular bizi bir yerlere taşıyacak. |