Kırk Yılın Eczacısı - Ecz. Gürsel Tanyer
 


“GÜRSEL ABLA”


‘Mesleğimi dolu dolu yaşadım. İnsani değerleri her zaman en önde tuttum. Hem Çiftehavuzlar halkı, hem de meslekdaşlarım bunun karşılığını fazlasıyla verdi’


Eczacılık mesleğinin ‘çınarlarını’ tanıtmayı amaçladığımız serimiz için ilk önerilen isimlerden biri olmuştu, Tanyer Eczanesi sahibi Ecz. Gürsel Tanyer. Hakkında ön bilgi edinmek için kime danışsak “Aaa! Bizim Gürsel Abla mı!” nidalarıyla karşılaşmak bizi bir hayli meraklandırmıştı doğrusu. Röportajımız için randevulaştığımız saatte eczaneye giderken, kendisiyle ilgili söylenen “Eczacılığı, eczacı gibi uygulayan eczacıdır” sözü kulaklarımızdaydı. Çiftehavuzlar, Bağdat Caddesi üzerinde bulunan Tanyer Eczanesi’nde ilk dikkatimizi çeken şey, ön cephenin çift taraflı bir kapı ile tamamen açık bir şekilde tasarlanmış olmasıydı. Sizi doğrudan içeri çeken bu küçük ayrıntı bile, içeride nasıl bir ilgi ile karşılaşacağınızın habercisi gibiydi. Ecz. Gürsel Tanyer son derece sıcak bir şekilde karşıladı bizi. İlk anda çekinerek el öpmek yerine tokalaşmayı tercih ettik. Kısa bir tanışmanın ardından, röportajdan çok, sıcak bir sohbet şeklinde geçen görüşmemize başladık. 

Okul Yılları
Sohbetimize Ecz.Gürsel Tanyer’in eğitim yıllarından başladık. Önceleri öğretmen olmak isteyen Tanyer, 1956-57 döneminde bugün İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ismini alan, İstanbul Eczacılık Okulu’na girdi. Okul döneminde son derece çalışkan bir öğrenci olan Tanyer, sınıfta arkalarda kalmayıp, ön sıradan dersi daha iyi takip edebilmek için, bir grup arkadaşı ile birlikte ilginç bir yol bulmuştu. Sürekli dolaplarında bulundurdukları katlanabilen taburelerini en ön sıraya açarak, kucaklarında defterleri, dersleri takip eden bu grup, o dönemde Tabureciler Grubu olarak tanınıyordu. Tabureciler Grubu’nda Gürsel Tanyer’in yanısıra, bugün Çiğdem Eczanesi sahibi Ecz. Sevgi Arık ve Prof. Dr. Gürsel Akben gibi isimler de bulunuyordu. Eğitimi ile ilgili olarak, “Çok kaliteli bir eğitimimiz vardı. Okul mevcudumuz 100 kişi olmasına karşın, hocalarımız hepimizi çok iyi tanırlardı. Örneğin Prof. Dr. Hayriye Amal hocamız, gözleriyle yoklama yapardı” şeklinde konuşan Tanyer, Prof. Dr. Kasım Cemal Güven hoca ilgili şu anısını aktadı bize: “Kasım hocamızın sınavındayız. Sorular dağıtıldı ve heyecandan benim hafızamdaki herşey bir anda silindi. Kalktım, kâğıdımı verdim. Sert bir şekilde “Ne oldu!?” diye sordu. “Ben çıkıyorum” dedim. Şoka girdiğimi anlayarak “Al o kağıdı ve otur yerine” dedi. Ardından yanıma gelerek, “Derhal formülü yazıyorsun” dedi. Sonunda ben tüm soruları cevaplamış ve sınavdan en yüksek notu almıştım”. 

Tanyer Eczanesi ‘Üniversitesi’
Ecz. Gürsel Tanyer, mezun olmasının ardından 6 Kasım 1961 yılında İstanbul Çiftehavuzlar’da bugünkü Tanyer Eczanesi’ni açtı. Öğretmenlik sevdasını sürekli içinde taşıyan Tanyer, 1974 yılından bugüne kadar sürekli eczacılarla birlikte çalıştı. Gürsel Tanyer, bugüne kadar 18 eczacı ile çalıştığını, Ecz. Yonca Taneröz ile de tam 21 yıldır birlikte olduklarını söyledi. Birlikte çalıştığı eczacılardan ikisi üniversitede ihtisas yapmayı seçerken, diğerleri kendi eczanelerini açtılar. Gerçek bir okul olan Tanyer Eczanesi’nde halen Ecz. Gürsel Tanyer dışında 3 eczacı, bir de eczacı adayı çalışıyor. Gürsel ‘Abla’, birlikte çalıştığı eczacıların gelecekte mesleklerini sağlıklı bir şekilde yapabilmeleri için çaba gösteriyor. Bu amaçla yerli ve yabancı literatürü sürekli takip ediyor, öğrendiklerini paylaşıyor. 

“Doktorun hatasını eczacı, eczacının hatasını da mezarcı paklar” 
Birlikte çalıştığı eczacılara neler öğütlediği konusundaki sorumuzu ise, “Onlara öncelikle insan yaşamına önem vermelerini söylüyorum. Doğruluktan ayrılmamalarını ve mesleğin etik kurallarına mutlaka uymalarının önemini özellikle vurguluyorum. Bunun yanında mutlaka, reçeteyi olabildiğince derinlikli bir şekilde incelemeleri gerektiğini vurguluyorum. Çünkü bizim hata yapmak gibi bir şansımız olamaz” şeklinde yanıtladı. Reçeteyi olabildiğince derinlikli incelemek, Ecz. Gürsel Tanyer’in özellikle üzerinde durduğu bir konu. Tanyer, eczacılığın son Ordinaryüs Profesörü olan Sarım Çelebioğlu’nun bir sözünü kendisine rehber edinmiş: “Doktorun hatasını eczacı, eczacının hatasını da mezarcı paklar”. Bu yüzden doktorlarla da çok sık karşı karşıya gelmesine rağmen, mesleğine verdiği önem ve insana duyduğu saygı her zaman üstün geliyor. Uzun yıllar önce hamile bir hasta, bir reçete getiriyor. Reçetede hamilelerin kullanmaması gereken tetrasiklin ve alfasilin grubundan bir ilaç bulunuyor. Tanyer söz konusu ilacın, ceninin kemik ve diş dokusunu tahrip edeceğini bildiğinden derhal doktoru arıyor. Ancak doktor hata yapmadığı konusunda ısrar ediyor. Bu konuşmalardan rahatsız olan hasta, Ecz. Tanyer’e güvenerek ilacı kullanmıyor. Aradan 7-8 yıl geçiyor ve eczaneye bir anne ile küçük bir kız çocuğu geliyor. Anne kızına “Bugün senin sağlığını borçlu olduğun teyze bu. Git ve elini öp!” diyor. Bu hikayeyi anlatırken Gürsel Tanyer’in gözlerine baktığımızda, onun için en büyük ödülün bu olduğunu farkediyoruz. 

Semt halkıyla bütünleşmiş bir eczane
Sohbetimiz esnasında eczaneye giren hastalarını ihmal etmeyen Tanyer, mutlaka her hastası ile ilgileniyor, hatırını soruyor. Farkediyoruz ki Ecz. Gürsel Tanyer sadece eczacılık sektörünün değil, Çiftehavuzlar’ın da “Gürsel Abla”sı. “Eczanemi ilk açtığım zamanlar onlar için “Bizim kız”dı. Artık onların da “Gürsel Abla”sıyım. Çiftehavuzlar tam üç nesildir, beni bağırlarına bastılar. Bugün sahip olduğum herşeyi onlara borçluyum” diyor Tanyer, Çiftehavuzlar için. Bu durumu ifade eden Yeşilçam senaryosu’nu andıran örnek bir olay anlattı bize. Üç yıl önce Gürsel Tanyer, gözleri ile ilgili çok ciddi bir sorun yaşadığını söyledi. Görme duyusunu tamamen yitirmek üzereydi. Bunu duyan Çiftehavuzlar halkı bu duruma çok üzüldü. Sevgili Gürsel Abla’larının gözlerinin açılması için dualar edilmeye ve adaklar adanmaya başlandı. Hastaları onu arayıp sürekli teselli etmeye çalıştılar. Sonunda doktorların mucize olarak açıkladıkları bir şekilde Gürsel Abla tekrar görmeye başladı. İyileşip tekrar eczaneye geldiğinde, halkın onun için adadıkları helvalarla donattıkları masa ile karşılaştığını söyledi. Gürsel Tanyer, “Bana öyle hissettirdiler ki, buradaki her evde benim bir hücrem var” şeklinde özetliyor Çiftehavuzlar ile arasındaki bağı. Eczanesinin karşı sokağında çiçek satan bir kadından bir gün çiçek alır. Çiçekçi kadın çiçeğin parasını almayı reddeder. Fakat zorla parayı öder ve ‘Allah daha çok versin’ der. Çiçekçi kadının verdiği cevap adeta ona Çiftehavuzlar sakinlerinin bakışını özetler: ‘Allah bize değil sana daha çok versin. Sen nasıl olsa bize dağıtıyorsun’.

Müşteri değil hastaları
Ecz. Gürsel Tanyer, sahip olduğu bu insan sevgisi ve mesleğe duyduğu saygı sonucu olarak, eczacılığı asla bir ticaret olarak düşünmediğini, asla ticari olarak yaklaşmadığını söylüyor. Bu yüzden onu en çok üzen konu, eczacılığın giderek ticari bir zihniyet kazanması, sonucunda da eczacılarımızın artık ticari kaygılarla hareket etmek zorunda kalmaları. ‘Ben kimseyi müşteri olarak göremiyorum. Onlar benim hastalarımdır. Tıpta müşteri olmaz’ şeklinde açıklıyor Gürsel Tanyer mesleğe bakışını. Mesleğine bu yaklaşımının sonucunda Türkiye’de ilk kez düzenlenen Yılın Eczacısı Ödülü’nü kazanması da kimse için sürpriz olmadı. Ödülü kazandığını Datça’da tatilini yaparken öğrendi ve ilk uçakla geri döndü. İstanbul’a döndüğünde ise onu kazandığı ödülden daha fazla onurlandıran bir sürprizle karşılaştı. Çiftehavuzlar halkı ve dostları ‘Yılın Eczacısı’ pankartları ile donattıkları eczanenin önünde özel bir törenle karşıladılar onu. Meslek örgütleri ve meslektaşları onu Türkiye’de yılın eczacısı seçerken, Çiftehavuzlar halkı da Gürsel Abla’larını “Yılların Eczacısı” olarak seçmişlerdi. Tüm bu yaşananların karşısında Ecz. Gürsel Tanyer: ‘Mesleğimi dolu dolu yaşadım. İnsani değerleri her zaman en önde tuttum. Hem Çiftehavuzlar halkı, hem de meslekdaşlarım bunun karşılığını fazlasıyla verdi’ diyerek duygularını ifade ediyor. Sohbetimiz sonunda şunu gördük ki, tüm eczacılık yaşamı boyunca mesleki değerleri en önde tutan, eczanesine gelenleri müşteri olarak değil, hastaları olarak gören ve insanlara her zaman değer veren Ecz. Gürsel Tanyer, sahip olduğu bu faziletleri ile sadece Çiftehavuzlar’ın değil tüm eczacılık camiasının Gürsel Ablası oldu. Sohbetimizin sonunda, biz de ilk karşılaşmamızda elini öpmekten çekindiğimiz Gürsel Abla’mızın, saygı ile ellerinden öperek oradan ayrıldık.