| |
Altınoluk, Balıkesir ili Edremit ilçesine bağlı bir belde...
Çanakkale’ye 110 km., İzmir’e 225 km., Balıkesir’e 115 km., ilçe merkezi Edremit’e 25 km. uzaklıkta...
E-24 karayolu üzerinde, posta kodu 10870, şehirlerarası telefon kodu 266.
Ve burada beş yıldır, adım adım yeni bir antik kent gün ışığına çıkıyor.
Yunan mitolojisinde tanrıları barındıran muhteşem İda Dağı’nın, bugünkü adıyla Kaz Dağı’nın güney eteklerinde zeytin ağaçları ile kaplı ovasında, Ege’nin en güzel kıyılarını kucaklar Altınoluk. Ege’nin en güzel beldelerinden biri olan Altınoluk’ta, beş yıldır yeni bir antik kent yavaş yavaş gün ışığına çıkarılıyor. Kazı çalışmaları Hedef Alliance Holding’in sponsorluğunda sürdürülüyor. Kazı heyeti başkanı olan Ege Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat 2000 yılında başladığı kazılarda henüz yolun çok başında olduklarını söylerken, bölgede Efes Antik Kenti’ne yakın büyüklükte bir antik kentin kalıntılarının bulunduğuna inandıklarını aktardı.
Kazının öyküsü
İlk olarak, 1842 yılında Heinrich Kiepert, Avcılar Köyü’ndeki cami duvarında Antandros adının geçtiği yazıtı keşfeder. Kiepert, 1888 yılında Fabricius ile birlikte, Antandros isminin geçtiği ikinci bir yazıtın yanısıra, bugünkü Kaletaşı’na tırmanıp, orada bir şehir yerleşimini kanıtlayacak kadar mermer ve seramik parçası bulur. H. Schlieman, bu tarihten 7 yıl öncesinde, Kaletaşı Tepesi’nde, eni ve boyunun 1 km. olduğunu tahmin ettiği, bir antik kentin varlığını keşfetmişti. Antandros’un bulunduğu Kaletaşı Tepesi’nin batısında bulunan sahil şeridinin, imara açılmasından sonra, 1989’dan itibaren yapılan inşaatlar sırasında bazı mezarlara rastlanır ve bunun sonucunda 1991 yılında Kültür Bakanlığı tarafından “Müze Kurtarma Kazıları” başlatılır.
2000 yılında Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat başkanlığında bir ekip tarafından yüzey araştırmaları gerçekleştirilir. Bu araştırma sonucu da gösterir ki, eski adı ile Dervent Tepesi şimdiki adı ile Kaletaşı Tepesi’nde sur ile çevrelenmiş bir yerleşim yeri bulunmakta. Bundan sonra işin en heyecanlı kısmı başlar. Antandros Antik Kent Kazısı, 1 Temmuz 2000 tarihinden itibaren başlatılır. Kazılar şu anda Hedef Alliance Holding sponsorluğunda Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat’ın bilimsel sorumluluğundaki çalışmalar, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Yasemin Polat, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Yılmaz Selim Erdal, Fotoğraf Sanatçısı ve Sanat Tarihçisi Firdevs Sayılan, yedi arkeolog, yedi restoratör, bir antropolog, sekiz arkeoloji öğrencisi, üç mimarlık öğrencisi ve 30 işçinin katılımıyla sürdürülüyor.
Dört farklı alanda sürdürülen kazılardan ilkini Roma villası oluşturmaktadır. Bugüne kadar yedi odası, tuvaleti ve hamamı açığa çıkarılan görkemli yapıyı süsleyen muhteşem mozaik ve duvar resimlerinin restorasyon ve konservasyonunun yapılarak teşhire açılması ve turizme kazandırılmasının yanı sıra, 2004 kazı sezonunda saptanan diğer mekanlarının da gün ışığına çıkarılması hedeflenmektedir. Bu villa ile ilgili bulguların sonucunda böyle bir villanın büyük bir şehre ait olduğu yönündeki teoriler, kazının önemini arttırıyor. Böyle bir yapının olduğu bölgede başka konutların yanısıra tiyatro, agora ve diğer resmi binalar gibi görkemli yapıların olması gerektiği düşüncesi kazıların geleceği konusunda büyük beklentileri beraberinde getiriyor.
İkinci çalışma alanı nekropol(mezarlık) sektörüdür. Kazının ilk yılından itibaren çalışılan bu alan Batı Anadolu’nun en önemli nekropollerinden birisidir. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılan en erken gömü M.Ö. 7. yüzyıla ait olup, mezarlık alanının ilk kullanım evresinin M.Ö. 8. yüzyıla kadar eskiye gittiğine işaret eden veriler elde edilmiştir. Nekropol, M.Ö. 8. yüzyıldan M.Ö. 1. yüzyıla kadar kesintisiz olarak kullanılmış olup, bu özelliği ile Batı Anadolu’da bir örneği daha bulunmamaktadır. 2005 yılı nekropol çalışmalarında, nekropol alanının ilk kullanım evresi olarak düşünülen M.Ö. 8. yüzyıl mezarlarına ulaşılmasının yanı sıra, 2004 yılı çalışmalarında nekropol alanı içerisinde ilk izlerine rastlanan Antandros-Gargara (Küçükkuyu) antik kentlerini birbirine bağlayan yolun bir bölümünün ortaya çıkarılması hedefleniyor.
Üçüncü çalışma alanı, Antandros kenti yerleşim tabakalanmasını anlamaya yönelik olarak sürdürülmektedir. Antandros’a bir ayrıcalık kazandıran Kimmer kavminin izlerine de ulaşılması hedeflenen bu çalışma alanında, önceki yıllarda ortaya çıkarılan M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısına ait kalın yangın tabakasının, antik kaynaklar tarafından Antandros’da yüzyıl yaşadığı iddia edilen Kimmerler’le, Kimmerler’i tarih sayfasından silen Lydialılar arasında gerçekleşen savaşın izleri olup olmadığı araştırılacaktır.
Bir diğer çalışma da, M.Ö. geç 5. yüzyıla ait olduğu düşünülen tahkimli garnizona ait sur duvarlarının temizlenerek topografik haritaya işlenmesi ve gelecek yıllarda bu alanda yapılacak çalışmanın ön hazırlıklarının tamamlanmasına yönelik olarak sürdürülmekte.
Tüm bu aşamalardan sonra kazıların geldiği aşama hakkında bilgi edinebilmek için Altınoluk’u ziyaret ettik. Kazı ekibi bizi kendilerine Altınoluk Belediyesi tarafından tahsis edilen kazı evinde karşıladılar. Oldukça dinamik ve heyecanlı bir ekiple karşılaştık. Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat, meslekdaşı ve eşi Yrd. Doç. Dr. Yasemin Polat, kazının gönüllü üyesi Fotoğraf Sanatçısı Firdevs Sayılan ve Antandros’un gün ışığına çıkmasında en büyük emek sahiplerinden Remzi Erkürem eşliğinde kazılar hakkında bilgi alırken, hayatımızın en zevkli günlerinden birini geçirdik.

Bir arkeoloji gönüllüsü
Ziyaret esnasında gördük ki; bugün bir arkeoloji gönüllüsüne dönüşen, Remzi Erkürem Antandros Şehri’nin gün ışığına çıkarılması ve bölgenin koruma altına alınması çalışmalarında emeği geçen kişilerin başındaki isimdir. İsmet İnönü döneminde Ulus Gazetesi Müessese Müdürü olan Erkürem, 22 yıl boyunca Gazete İşverenleri Sendikası Genel Sekreteri olarak çalıştı. Emekli olduktan sonra Altınoluk’a yerleşen Remzi Erkürem’in Antandros ile macerası bir bardak ıhlamur ile başlar. 1999 yerel seçimleri öncesi Altınoluk Belediyesi’ne ıhlamur içmek için davet edilen Erkürem, Antandros kazılarının gerçekleştirilmesi için gönüllü olarak çalışmaya başlar. Öncelikle 1999 yılında Altınoluk Tarihî Antandros Şehrini Kurtarma, Koruma ve Yaşatma Derneği’ni hizmete açar. Ardından Ege Üniversitesi ve Kültür Bakanlığı ile ilgili süreci sonuçlandırarak, kazıların bugüne gelmesinin mimarı olur. Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat, Remzi Erkürem’in kendileri için büyük bir şans olduğunu her fırsatta vurguluyor. 4 Ağustos tarihinde 83 yaşına giren Erkürem, hâlâ 20 yaşındaki bir insanın enerjisi ile Altınoluk ve Antandros için mücadeleyi sürdürüyor. Erkürem’in Altınoluk’a katkıları sadece Antandros ile sınırlı değil. Kültür Bakanlığı mülkiyetindeki Çam Mahallesi’nde bulunan 150 yıllık tarihi Abdullah Efendi Konağı’nın derneğe tahsis edilmesinin ardından Remzi Erkürem, oldukça harap halde bulunan tarihî konağın restore edilmesine öncülük yaparak Altınoluk’a yeni bir eser kazandırmıştır. Dört ay gibi kısa bir sürede kullanılır hale gelen konak, bugün hem dernek merkezi olarak kullanılıyor hem de bir kültür merkezi olarak hizmet veriyor. Tarihî konakta, 2001 yılında başta Aydın Doğan Vakfı Uluslararası 17. Karikatür Yarışması’nın eserleri olmak üzere, çeşitli sergiler de düzenlendi.
Antandros’un duyulmasını sağlayan diğer bir isim, Fotoğraf Sanatçısı Firdevs Sayılan. Remzi Erkürem gibi Altınoluk sevdalısı olan Sayılan, gönüllü olarak katıldığı kazılarda çektiği fotoğraflarla, kazının görsel arşivini oluştururken, açtığı sergilerle Antandros adının daha geniş kitlelere ulaşması için de aracılık yapıyor. Sayılan, bize kazı alanını gezdirirken kendisini, hem Kazı Başkan Yardımcısı, hem Dernek Başkan Yardımcısı, hem de her işe koşan bir gönüllü olarak tanıttı.
Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat, bölgenin turizme kazandırılması açısından Altınoluk’un bulunduğu bölgenin büyük bir şans olduğunu söyledi. Assos ve Bergama gibi iki önemli antik kentin ortasında olması ve konumu itibarı ile yol üzerinde bulunması, bölgenin turizm açısından parlak bir geleceği olduğuna işaret ediyor. Altınoluk Belediyesi’nin kendilerine çok yoğun destekleri olduğunu belirten Polat, ayrıca kazılara destek veren Hedef Alliance Holding’e teşekkür etti. Remzi Erkürem ise tüm bu desteklerin yanında en önemli sorunlarının istimlak meselesi olduğunu vurguluyor. Kazı çalışmalarının şu anda şahıs ve vakıf arazilerinde yürütülüyor olması, şu anda kazıların önündeki en büyük engel. Remzi Erkürem bu engelin aşılmasının yolunun Kültür Bakanlığı tarafından yapılacak istimlaklar olduğunu belirtti. Erkürem yaptığı araştırmalarda 1992 yılında TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nun bölgedeki 16 parselin istimlak edilmesi için bütçeye para aktardığını, ancak istimlakın henüz gerçekleşmediğini vurguladı.
Kazı ekibinde arkeologların dışında önemli bir görevin de restorasyon sorumlularına düştüğüne işaret eden Polat, kazılar sonunda ortaya çıkan buluntuların restore edilmesinin en önemli aşama olduğunu söyledi. Kazı alanını gezerken, söz konusu çalışmaların ne kadar titiz bir şekilde yürütüldüğüne şahit olduk. Villa sektöründe yapılan kazılar esnasında, bulunan mozaikler yeniden düzenlenirken, yapıldığı dönemdeki teknikler uygulanarak restore ediliyor. Bunun yanında kazılar esnasında bulunan eserler öncelikle kazı evine getiriliyor. Burada son derece özel çalışmalarla restore edilen eserler, sergilenmek üzere depolanıyor. Bir çok buluntu Bursa Müzesi’nin Antandros bölümünde sergileniyor. Diğer bir kısmı ise Balıkesir ve Bursa müzelerinin depolarında. Gelecek 3 yıl içerisinde bölgenin planının tam olarak çıkarılacağını söyleyen Polat, yaklaşık 5 yıllık bir süre içinde eserlerin ve bölgenin teşhire yani turizme açılmasının planlandığını belirtti.
Kazı annemiz ve babamız bekler bizi..
İşçilerle birlikte 60 kişilik bir ekiple çalıştıklarını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat, çalışmanın sağlıklı yürümesinin en önemli koşulunun ekip ruhunun korunması olduğunu aktardı. Kazı evindeki yoğun ama keyifli çalışmayı izleyince, ekip ruhunun yarattığı sonuçları tespit edebiliyorsunuz. Ekibin büyük bir kısmı öğrencilerden oluşuyor. Böylesi genç bir grubun sorumluluğunu üzerinde hisseden Gürcan Polat ve eşi Yasemin Polat, adeta bir aile ortamı oluşturmuş durumdalar. Bu aile ortamı tüm ekip tarafından kabullenilmiş durumda. Geçmiş yıllarda kazı ekibi, kazıda çalışan bölgedeki işçilerden birinin düğününe katılırlar. Düğün geç saatlere kadar sürer. Öğrenciler akşam düğünden ayrılıp kazı evine dönmek üzere hazırlık yapmaya başlarlar. Düğün sahibi ve diğer kazı işçileri, genç arkadaşlarının biraz daha kalmaları için ısrar ederler. Gençler heyecanla “Olmaz! Kazı annemiz ve kazı babamız bekler bizim gitmemiz gerekiyor” derler. Gençlerin verdiği bu cevap burada kurulan ortamın ne kadar sıcak olduğunu gösteriyor.
Altınoluk’ta Yrd. Doç. Dr. Gürcan Polat başkanlığında, tarihe gönül vermiş olan kazı ekibi, Altınoluk sevdalısı Firdevs Sayılan ve tüm kazı ekibinin en büyük destekçisi Remzi Erkürem, bugün Hedef Alliance Holding’in destekleri ile, büyük özveriyle bir çalışma yürütüyorlar. Bu özverinin sonunda bu ekip, Türkiye’nin tarihî zenginliğini artıran yeni bir antik kenti gün ışığına çıkarmanın haklı gururunu yaşıyorlar. Kazı alanlarının bir an önce istimlak edilmesini ve Kültür Bakanlığı’nın ilgisini bekliyorlar.
| Antandros’un tarihi: |
Kimler geldi kimler geçti...
Altınoluk’un tarihi, Antandros şehri ile başlar
Antandros..
215 metre yüksekliğindeki Kaletaşı Tepesi’nde kalesi, batı tarafında mezarlığı vardı şehrin...
Artemis’in Ormancığı ve kaplıcalarının da dahil olduğu Astyra Köyü’nü de kapsıyordu.
Batısında Gargara, doğusunda Adramytteion ile sınırlanarak...
Antik yazarların düşündüklerine göre denir ki, Pelasglar tarafından kurulmuş Leleg ve Klilikyalılar’ın şehri olmuş...
Ve bazı eserlerde denir ki, bu bölgeye Kimmerler de yerleşmiş...
Göçebe ve savaşçı bir kavim olan Kimmerler hakkında karanlık birçok noktayı aydınlatmaya da aday bu şehir... Kimmerlerin yerleştiği bilinen tek merkez burası çünkü...
Denir ki, Antandros’un Edonis ve Kimmeris gibi yan adları da vardı...
Adramytteion-Assos yolu üzerinde olmasından kaynaklanan askeri önemi vardı...
İda Dağı’ından elde edilen keresteler nedeniyle, antik dönemde önemli bir tersane konumudaydı Antandros.
Bu yüzden birçok göz, bu şehrin üzerindeydi.
Bu yüzden pek çok ülkenin gözdesi olup, el değiştirdi.
Gemi yapımında kullanılan kerestelerin şöhreti, Troya Savaşı’na kadar gider.
Peloponnesos Savaşları’nda da stratejik konumunu korudu. Persler’i, Mytilene’lileri, Lesbos’ları ağırladı.
Önce Büyük İskender, ardından da Roma egemenliğine girdi, Adramytteion’a bağlandı.
Arap akınlarından korkan Antandros’lular, şehri terkederek Şahinkale’ye taşındılar.
Günümüzde çıkan sikkelerdeki, tanrıça Artemis’in başını görmek, ayrı bir heyecan yaratmakta bu şehir hakkında...
Hristiyanlık devrinde piskoposluk merkezi olan bu şehir hakkında...
Papazlık diye anıldığı günlerden kalma kilise ve manastırlarıyla... |
|