| |
Kozmetik “cosmeticus” kelimesi, düzenli/tertipli anlamına gelmektedir. Yunanca’da “Kosmos” ise, süs eşyası demektir(Alpmen,1978, s.9). Kozmetik, dünya kurulduğundan bu yana insan yaşamında önemli bir yer tutmuştur. Kozmetiklerin insanın yaşam kalitesini, moral ve motivasyonunu artırdığı, inkâr edilemeyecek bir gerçektir. Kozmetik kullanımının tarihi, çok eskilere dayanıyor. Eski Mısır’da kadınların göz kapaklarını boyamak için rastık kullandıkları, Kraliçe Kleopatra’nın ve Napolyon’un eşi Josephine’nin cildini beyazlatmak ve yumuşatmak için sık sık süt banyosu yaptıkları biliniyor. Eski Yunan kadınları kurşun karbonatla boyanarak yüzlerini soldurmaya çalışıyorlardı. Bunlardan da anlaşıldığı gibi eskiden beri insanların, özellikle kadınların güzelliklerine önem verdikleri görülmektedir. Üstelik kozmetik tüketimi savaşlardan ve ekonomik koşullardan hiç etkilenmeyen bir olgu haline gelmiştir. 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra, kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinin yapımında kullanılan maddelerin kalitesi ve çeşitliliği giderek arttı. Kadın ya da erkek, bir çoğumuz dış görünüşümüze önem veriyoruz. Vücudumuzu temizlemek, hoş kokmasını sağlamak ve cildimizi dış etkenlerden korumak için her gün çok sayıda kozmetik ürünü kullanıyoruz. Yapılan araştırmalarda, yetişkin bir insanın ortalama olarak günde yedi farklı kozmetik ve cilt bakım ürünü kullandığı belirlenmiş.
Bilinçli kullanım
Kozmetik ürünlerin seçiminde artık danışmanlık gerekiyor, bilinçli tüketicilerin sayısı gün geçtikçe artıyor ve tüketim alışkanlıklarımız değişiyor. Ülkemizde de insanlar gelecekte tedaviden çok, sağlığını korumaya öncelik vereceklerdir. Bu nedenle Türkiye’de kozmetik ve OTS pazarının daha da büyüyeceğine inanıyoruz. 2003 yılında tüm dünyadaki kozmetik pazarının toplam 200 milyar dolar olduğu belirlenmiş. Bunun 16 milyarlık kısmını erkeklere özgü ürünler oluşturuyor, demek ki kozmetik tüketicilerinin büyük bir çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Ülkemiz de ise kozmetik pazarının 2 milyar dolar olduğu belirlenmiş. Bu ürünlerin %10’u ülkemizde üretiliyor, %90’ı da ithal ürünler.

Yeni yasa piyasayı büyütecek
Yeni kozmetik yasasının yürürlüğe girmesi ile önümüzdeki dönemlerde piyasadaki ithal ürünlerin hem sayısal, hem de tutar olarak daha da artması bekleniyor. Yeni yasa ile özellikle Avrupa Birliği ülkelerinden gelen ithal ürünlerin sayısının hızla artması bekleniyor. Bunun sebebi, yeni yasanın, kozmetik ürünlerin üretimi için Sağlık Bakanlığı’ndan izin alma zorunluluğunu kaldırarak, bunun yerine, piyasaya sunulacak ürünleri Bakanlığa bildirme zorunluluğu getirmesi. İthal ürünlerde ise, ilgili ürünün üretildiği ülkenin bakanlığının verdiği izin belgesini, Türkiye’deki ilgili Bakanlığa ibraz etmek yeterli olacak. Eski yasayla, kozmetik ürünlere ruhsat verilmeden önce, ürünlerin içeriği Hıfzısıhha Enstitüsü’nde inceleniyor ve ruhsatlandırılıyordu. Yeni yasayla artık ürünler, satıştan önce değil, satıştan sonra denetlenecek. Ürün, istenmeyen etkilere ya da zarara yol açarsa, incelemeye alınacak. Bu nedenle tüketicilerin bu konuda bilinçli hareket etmeleri ve emin olmadıkları bir ürünü satın almamaları gerekir.
Kozmetik Ürünler Piyasası Yeniden düzenleniyor
TBMM’de kabul edilen ‘Kozmetik Kanunu’ndan sonra, Sağlık Bakanlığı Kozmetik Yönetmeliği’ni de yayınladı. Mevzuat değişiklikleri; ithalinden, üretim ve dağıtımına kadar kozmetik ürün piyasasını AB standartları temelinde yeniden şekillendirmeyi amaçlıyor. Bir kozmetik ürünün piyasaya sunulmadan önce ‘izin’ alma zorunluluğu kaldırılarak, Sağlık Bakanlığı’na bildirimde bulunulması koşulu getiriliyor. Gerekçe: “...kozmetik bildirim sistemi ile etkin şekilde yürütülecek piyasa gözetim ve denetimlerine amir mevzuat değişikliğine ihtiyaç duyulmuştur.” vurgusu yapıyor. Kanunla kozmetik ürünlerinin topluma güvenli, etkili ve kaliteli şekilde ulaşması amaçlanıyor. Kanunda piyasaya arz edilen kozmetik ürünlerinin üretim yerlerinin denetiminin, piyasa gözetim ve denetiminin, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacağı ifade ediliyor.Yeni kanuna göre üreticilerin yükümlülükleri şunlar:
a)Sağlık Bakanlığı’na bildirimde bulunulmaksızın kozmetik ürün üretmek, ambalajlamak, ithalat müessesesi açmak veya işletmek veya ilk bildirimden sonra yapılan değişiklikleri bildirmeksizin bir müessesenin faaliyet sahasını genişletmek yasaktır.
b)Kozmetik ürün, normal ve üretici tarafından önerilen şartlar altında uygulandığında veya ürünün sunumu, etiketlenmesi, kullanımına dair açıklamalara veyahut üretici tarafından sağlanan bilgiler dikkate alınarak öngörülecek kullanım şartlarına göre uygulandığında, insan sağlığına zarar vermeyecek nitelikte olmak zorundadır.
c) Kozmetik ürünlerin ambalaj ve etiket bilgilerinin yönetmelikte belirtilen esaslara uygun olması zorunludur.
d) Kozmetik üretim yerinin Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen esaslara uygun olması zorunludur.
Yayınlanan yönetmeliğin amaç maddesinde ise; kozmetik ürünlerin yanılmaya yol açmayacak ve insan sağlığına zarar vermeyecek şekilde, doğru ve anlaşılabilir bilgiler ile tüketiciye ulaşmasını sağlamak üzere, sahip olmaları gereken teknik niteliklerine, ambalaj bilgilerine, bildirimlerine, piyasaya arz edilmelerine, piyasa gözetim ve denetimlerine, üretim yeri denetimlerine ve denetimler sonucunda alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu vurgulanıyor. |
Araştırma sonuçları
Uzman Celalettin R. Çelebi’nin düzenlediği, “Türk Toplumunda Kozmetik Tüketici Davranışları” adlı araştırmanın ön sonuçlarına göre, tüketicilerin %54’ü, hangi kozmetik ürünleri kullanacağına, kimseye danışmadan kendi kendine karar verdiğini söylüyor. Arkadaş önerisiyle seçim yapanların oranı, %16,8. Araştırmaya katılanların %13’ü, kararlarında görsel medyadan etkilendiğini, %11’i güzellik uzmanı, %1,6’sıysa doktor önerisine göre karar verdiğini belirtmiş. Aynı araştırmada tüketicilerin kozmetik ürünlerini hangi alışveriş yerinden satın aldığı da sorgulanmış. Buna göre %20,15’i bakkal/marketlerden, %28,9’u süpermarket/hipermarketlerden, %6,2’si eczanelerden, %35,5’i ise parfümerilerden alışveriş yapmaktadır. Ancak aynı araştırmada kozmetik ürünü tüketicilerinin %39’u, satın aldığı kozmetik ürünleriyle ilgili özel bir tercihinin olmadığını, önüne çıkan herhangi bir ürünü satın aldığını belirtmiş. Yaklaşık %33’lük bir bölüm ürünün iyi bir marka olmasına, %23’lük bir bölüm de ucuz olmasına dikkat ediyor. Bu iki sonucu birlikte ele aldığımızda, araştırmaya katılanların çoğunun kozmetik ürün seçiminde özel bir tercihi olmadığını, ancak ürün seçiminde kararlarını kendi kendine verdiğini görüyoruz. Çelebi, tüketicilerin kozmetik ürünlerin seçimi konusundaki bilinç düzeyinin yükseltilmesi için, zaman geçmeden harekete geçilmesi gerektiğini, bu konuda tüketici derneklerine de iş düştüğünü belirtiyor. Gazi Üniversitesi bünyesinde de buna yönelik bazı projeler geliştirilmiş. Bunlardan biri, üniversite bünyesinde, tüketicilerin telefonla bilgi alabilecekleri bir “Kozmetoloji danışma birimi”nin kurulması. Bu danışma birimi hayata geçmek üzere. Kozmetik ürünlerinin yan etkileri için bir veri tabanı oluşturmak, tüketici derneklerini birleştiren bir kozmetik ürünleri platformunun kurulmasına öncülük etmek, toplumumuzdaki kozmetik ürün kullanıcılarının profilinin çıkarmak ve popüler kozmetoloji eğitimleri düzenlemek de Çelebi’nin projeleri arasında.
Eczacılar kozmetik ürünlere yöneliyorlar
Eczacılarımız ıtriyat ve kozmetik ürünlerinin satışlarına, giderek büyüyen bir ilgi gösteriyorlar. Eczaneleri büyütüyor, gerektiğinde ek standlar ve reyonlar oluşturuyorlar. Eczacılarımız diğer kanallarla rekabet edebilmek için mutlaka ürünlerinin kâr marjlarını kontrol etmeli, eczanelerinin metrkaresini büyütmeli, kozmetik ürünler için uzman yetiştirmeli ya da yetişmiş uzman istihdam etmelidirler. Ecza ve ıtriyat depoları ise, ürün skalalarını eczanenin gelişen ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde genişletmeli ve fiyatlandırma politikalarını eczaneyi marketle rekabette güçlendirecek şekilde ayarlamalıdır. Türkiye’de kozmetik sektörünün gelişeceğini düşünürsek, eczacılarımızın ilaç dışı ürünlere ne kadar önem vermesi gerektiği ortaya çıkıyor. Tüketiciler, eczanelerde satılan ürünleri diğer kanallarda satılan ürünlerden daha güvenilir görürler. Ayrıca tüketiciler eczanelerden danışmanlık almaktadır. Fakat market ve parfümeri kanallarında uzman istihdam edilmediği durumlarda, tüketicinin danışmanlık alması zor olabilmektedir. Bu gibi uygulamalar sonucu rekabet kolaylaşacak ve tüketicilerin “Eczanelerde ıtriyat ürünleri pahalıdır” düşüncesi değişecektir.
Yukarıdaki araştırmada eczanelerden kozmetik ürünleri alanların oranı %6,2 idi. Bu oran ayakta tedavi gören SSK hastalarının ilaçlarını serbest eczanelerden alması ile birlikte daha da artacaktır. Çünkü Türkiye’de 35 milyon SSK’lı olduğuna göre, bu uygulama ile eczaneye giren insan sayısının artacağı düşünülüyor. Eczanede ilaç dışı ürünlerin iyi sergilenmesi durumunda, satışının artacağı tabiidir. Eczanelerde ıtriyat ve kozmetik satışının bitmeyeceği, sadece müşteriye sunum biçiminin değişeceği düşünülmektedir. İnsanlar kişisel hayat standartları ile bağımlı olmaksızın, kozmetik ürünlere karşı daha kuvvetli bir ilgi göstermektedirler. Artık bütün dünyada kozmetik ürünlerin kişi başına tüketim adetlerinin, ülkelerin gelişmişlik oranları açısından en önemli kriterlerden biri olarak kabul edildiği gerçeği unutulmamalıdır.
Tuncer Öztürk
Hedef Alliance Holding A.Ş.
Itriyat Direktörü
Kaynaklar;
Çelebi,C.R.” Türkiye kozmetik çöplüğüne dönüşebilir” (Online kozmetoloji dergisi) http://www.dermaneturk.com/okd/sayi322004/basyazi.asp
Çelebi,C.R.”Türk toplumunda kozmetik tüketici davranışları”(Online kozmetoloji dergisi) http:dermaneturk.com/okd/sayi322004/basyazi.asp |