Ordu’nun Dereleri… ve “İtimat Eczanesi”
 


Bu güzel söyleşinin gerçekleşmesini sağlayan ve söyleşi boyunca bizimle birlikte olan Ordu Eczacı Odası Başkanı sayın Murat Yürür’e şükran borçluyuz.
Hedef Sağlık Dergisi

Biz ‘büyük’ şehirlerde yaşayanlar-yoksa yaşamaya çalışanlar mı demeliydim- Anadolu coğrafyasının küçük şehirlerine özgü hayata anlam kazandıran o küçük ayrıntılarını, kokularını nasıl da unutmuşuz.... ‘İnsansız’ bir yaşamın dipsiz kuyularına yuvarlanmışız da, yapay hayatlar sürdürüyoruz. İşyerlerimizle evlerimiz arasındaki otoyollara sıkıştırılmış yaşamlarımızın nasıl mekanikleştiğini, yüreklerimizin nasıl camlaştığını görebilmek için, birkaç saatliğine de olsa Ordu’ya mı uğramak gerekiyordu…
Çantamızda fotoğraf makinemiz ve ses kayıt cihazlarımızla doyumsuz güzellikler içinde geçen bir kara yolculuğundan sonra, yağmurlu bir öğle vakti Ordu’ya geldik. Amacımız, kırk yılını mesleğe adamış eczacı Ardem Toraman ve doktor ağabeyi Dikran Toraman’la röportaj yapmaktı. Çarşı içindeki mütevazı eczanenin tabelası sizi hemen kuşatıyor. ‘İtimat Eczanesi’. Sizi bilmiyorum ama, ben kimi öztürkçeleştirdiğimiz kelimelerin yenilerinin, eski kelimelerin ruhunu yansıtabildiğini düşünmüyorum. ‘İtimat Eczanesi’ tabelası sanki biraz sonra yaşayacağımız duygusal yoğunlaşmanın habercisi gibiydi.

41 yıllık kauçuk ağacı…
Siz hiç kırkbir yıllık bir kauçuk ağacı gördünüz mü? Biz gördük. Eczanenin ortalarından girişteki mütevazı eczacı masasının üstüne gelecek şekilde, bütün bir tavanı kaplayarak, zamana meydan okuyan bu dev yeşillik, artık mekâna da kafa tutuyordu. Eczane ile aynı yaştaki 41 yıllık gürgen mobilyalar ve o görkemli kauçuk ağacı, sanki durmuş oturmuşluğun, gün görmüşlüğün rayihasını yayar gibiydiler.
Bembeyaz saçlarıyla Ardem Hanım’ı ve doktor Dikran Toraman’ı o mütevazı mekânın mütevazı kişilikleri olarak, bizi bekler bulduk. Üzgündüler. İki saat boyunca eczacı hanımın yoğun üzüntüsüne tanık olduk. Eczacı hanımın ‘içinin en dar olduğu zaman’dı. Eczaneye yıllardır hizmet veren kalfa hastanedeydi.
Dahiliye Uzmanı Dr. Dikran Toraman’ı görünce, çocukluğumun geçtiği küçük şehirdeki doktor Mazhar Amca’yı hatırladım. Çelimsiz vücudumla ateşler içerisinde yattığım yatağımdan gözlerimi belli belirsiz açabildiğimde, kelebek gözlüklerinin ardından sevecenlikle gülümseyen o gözleri, alnımdaki o sıcak, şefkatli eli unutmak mümkün müydü, bütün şehrin sevgilisi doktor Mazhar Amca’yı? Doktor Dikran Toraman da elli yıla yaklaşan meslek yaşamında binlerce Orduluya şifa dağıtmış. Hâlâ mesleğini icra ediyor. Ordulu çocukların doktor amcası, Orduluların doktor bey’i, abi’si.

İstanbul.. Okul yılları..
18 yaşında yanında kız kardeşi Ardem’le İstanbul’a giderler. Sene 1951. 750 soruluk iki günlük bir imtihandan sonra Çapa’daki Tıp Fakültesi’ni kazanır, Dikran Toraman. Dikran Abi o günleri anlatırken ‘Ordu’da ne sağlam ve güzel bir eğitim almışız ki, İstanbul’daki bu koca okulun sınavlarını kazanabilmişim’ diyor. 1957’de okulu bitirir. Dahiliye ihtisası yapar. Kız kardeş Ardem de, bir taraftan abisi ile birlikte yaşadıkları evi çekip çevirip, abisine bakarken, diğer taraftan 1962’de Tıp Fakültesi Eczacılık Okulu’nu bitirir. Abi o sırada ihtisas yapmaktadır. Kadıköy Merkez Eczanesi, Osmanbey’deki bir eczane ve askeri hastane Ardem Hanım’ın staj yaptığı kurumlar olarak, mesleki görgüsüne büyük katkılar yaparlar. İki kardeşin meslek seçimlerinde aile büyükleri arasında bulunan doktor ve eczacıların kuşkusuz önemli bir rolü olmuştur.
‘Okul anıları’ deyince, her iki kardeş ağız birliği etmişçesine Alman hocalarından söz ediyorlar. Savaş sırasında Hitler rejiminin gadrine uğramamak için Türkiye’ye gelen bu değerli bilim insanlarının, bizim üniversitelerimize olan katkıları bizce de malûmdu. Ama ‘onların’ disiplin anlayışlarını, eğitim yöntemlerini, bilimsel titizliklerini bir de öğrencilerinden dinlemek, ayrı bir derinlik kazandırdı bizim o döneme bakışımıza... Eczacı Ardem Hanım, hocası Prof. Dr. Hayriye Amal’ı unutamıyor. Hayriye Hoca, her sabah tahtaya ‘ilaç=zehir’ yazarmış ve bu yazının silinmesini istemezmiş. Mesleki sorumluluk, mesleki titizlik duygusu başka hangi yöntemle bu kadar etkin ve güzel anlatılabilir? ‘Cahil olan atak olur’ Hayriye Hoca’nın dilinden düşürmediği bir başka özdeyişmiş. Hayriye Hoca, genç eczacı adaylarına insan sağlığına karşı olan sorumluluklarını, bilimsel titizliğin önemini, doktorlarla birlikte bir çalışma gereğini böyle aktarmaya çalışırmış. Bu ilkeleri ve öğütleri, Eczacı Ardem Hanım’ın 45 yılı aşkın zamandır unutmadığı, dilinden düşürmediği ve hep büyük bir titizlikle mesleki yaşamına uyguladığı düşünülürse, Hayriye Hoca’nın amacına ulaştığı söylenebilir.
Doktor Dikran Abi, yeni nesile karşı sitemkâr. ‘Gençler dinlemeye açık değil’ diyor, ‘Oysa, insanın bilgisini başkasına aktarması kadar güzel bir şey var mı? Biz büyüklerimizin tecrübelerinden öğrenmeye büyük önem verirdik’ diye de ekliyor. İki kardeş ‘paranın ve maddiyatın her şey gibi bu iki kutsal mesleğe de hakim hale gelmesinden’ duydukları rahatsızlığı her vesileyle ifade ettiler.
İtimat Eczanesi 1964 yılında kurulmuş. Ordu’nun nüfusunun onbin (şu anda yüzellibin) olduğu zamanda beşinci eczane (şu anda yetmişiki) olarak... Eczacı hanımın, babasının eczanenin açılışı günlerindeki heyecanını ve katkılarını anlatırken gözleri nemleniyor. Hâlâ eczanenin ilaçlarını taşıyan gürgen mobilyayı kendi elleriyle yapmış. Vefat edene kadar da eczaneden elini, desteğini eksik etmemiş.

Ayrılık zamanı..
Bu iki güzel insan, Ordu’luların ve meslektaşlarının sevgi hâlesi ile kuşatılmış. Ordu Eczacı Odası Başkanı Murat Yürür, bütün bu iki saatlik sohbet sırasında bizimle birlikteydi. Aralarındaki sevgiye, saygıya dayanan muhabbeti görmek, yüreğimizi ısıttı.
Dahiliye uzmanı doktor Dikran ve Eczacı Ardem Toraman, Ordu’da, Anadolu insanına hizmetlerine, mesleklerine ilk atıldıkları günün heyecanı içinde devam ediyorlar. Artık ayrılmak zamanı... Şu mekanikleşen dünya, şu camlaşan yürekler cangılında, yaşamın güzelliklerine ilişkin yeni boyutlar keşfetmiş olarak, insani değerlere olan inancımızı tazeleyerek, doğduğu topraklara olan sorumluluklarını her zaman ayakta tutmanın simgesi olan iki muhterem bilim insanından ayrılıyoruz. Çocukluğumun o küçük Anadolu şehrinin sıcaklığını, Doktor Mazhar Amca’yı, Eczacı Levent Abi’yi hatırlayarak...
‘İtimat Eczanesi’ hizmete, Ordu’nun dereleri hırçın Karadeniz’e akmaya devam ediyor.