Ecz@cılıkta yeni bir dönem: “E-reçete”
 

Tüm bilim dallarında olduğu gibi eczacılık da teknolojide yaşanan baş döndürücü gelişmelerden payını almakta. 19. yüzyıla kadar tamamen insan gücüne dayanan ilaç üretimi, sanayi devrimiyle birlikte bu özelliğini her geçen gün daha da yitirdi. O zamana dek yüzlerce işçinin bir günlük mesaide ürettiği bir ilacı, tek bir aletle bir saatten daha kısa sürede yapmak; daha steril şartlarda, uygun standartlara sahip ilaç hazırlamak mümkün oldu. 1850’li yıllardan itibaren bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de hazır ilaç kullanımında büyük bir artış yaşandı. Başta Beyoğlu semtindeki Pharmacie Britanique’in eczacısı Noël Canzuch olmak üzere Nicolas Apéry, Hamdi Bey, Ethem Pertev ve Beşir Kemal gibi dönemin önde gelen eczacıları da bu konuda öncülük ettiler.
Eczacılık teknolojisinde yeni bir çığır açan bu gelişmeyi, bir sonraki yüzyılda gelişen bilgisayar ve iletişim (bilişim) teknolojileri izledi. Elbette bütün bu gelişmeler eczacılık mesleğinin uygulanışı ve özellikle de eczacının mesleki işlevini de farklılaştırdı; eczacı artık ilaç hazırlama görevinden daha çok, hazırlanan ilaçların hasta tarafından doğru şekilde kullanımı ve hastaların ilaç etki/yan etkileri konusunda bilgilendirilmesinden sorumlu hale geldi. Eczacının bugün bu sorumluluğunu yerine getirmesinde en büyük yardımcısı ise bilgisayarlar.
Artık bilgisayarlarla hasta kayıtlarını tutmak, çeşitli programlar/provizyon sistemleriyle hastanın ilaç kullanımını takip etmek ve gerekli durumlarda hastaya uyarılarda bulunmak, hatta reçetedeki bütün bilgileri dahi küçük bir barkod haline dönüştürmek mümkün. Son birkaç yıldır üzerinde çalışılan "İlaç dağıtım otomasyon sistemi" ile de eczacının hastaya vereceği ilaç bir bilgisayar kontrolünde, otomatik olarak raftan alınıp tezgâha getiriliyor; ardından tezgâhta bulunan barkod okuyucunun önünden geçerek olası bir yanlış engelleniyor. Kontrolden geçen ilaçlar ise otomatik olarak paketlenip, üzerinde hastaya ve kullandığı ilaca ait bilgilerin (kullanım şekli, dozu, uyarılar vb.) yer alacağı şekilde etiketleniyor. Böylece eczacı da ilacı raftan almak için harcayacağı zamanda hastaya, kullanacağı ilaçla ilgili gerekli bilgileri veriyor. Aynı uygulamayla büyük hastanelerde yaşanan ilaç dağıtım kargaşasının önüne geçmek de mümkün.
Tüm bu gelişmeler eczacılıkta yepyeni bir anlayışın, "E-eczacılık"ın (elektronik eczacılık) habercisi. Özellikle son 5 yıldır başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere çok sayıda ülkede uygulama alanı bulan E-eczacılığı da kendi içerisinde farklı konu başlıkları altında incelemek mümkün. Bunlar arasında "E-reçete", "E-eczane", "Eczacılık eğitiminde E-öğrenme" ve "E-satış" projeleri özellikle üzerinde durulması gereken konular. Bu yazıda bunların ilki olan e-reçete’den bahsedeceğiz.


E-reçete (Elektronik reçete)

Reçete; doktorun, hastaya uygun bulduğu ilacın eczaneden alınabilmesi için bunun adını ya da formülünü, nasıl kullanılacağını üzerine yazdığı kâğıt, bir anlamda da doktor ile eczacı arasındaki iletişimi sağlayan bir belgedir. Ancak eczanelerde reçete hazırlanırken karşılaşılan bazı sorunlar da mevcut olup, sıklıkla karşılaşılanlar şunlardır:
1. Okunaksız yazılmış reçeteler (ilaç adı, adedi, kullanım şekli, dozu, hastalık teşhisi vb. bilgilerden biri ya da birkaçının okunamaması),
2. Eksik/hatalı reçeteler,
3. Reçetede tahrifat,
4. Reçeteye ilişkin prosedür çokluğunun neden olduğu hasta ve eczacı hoşnutsuzluğu,
5. Reçetenin başka kişiler adına yazdırılması,
6. Gereksiz zaman israfı.

Son yıllarda bütün bu sorunların önüne geçecek yeni bir anlayış (e-reçete) gelişmekte. E-reçete uygulamalarıyla reçetede bulunan gerekli tüm bilgiler (hastane adı, protokol no, doktor adı, diploma/sicil no, hasta adı, hasta kimlik no, teşhis, kullanılacak ilaçlar, ilaçların kullanım dozları, tarih vb. bilgiler, ayrıca hasta doğum tarihi, adresi, telefonu, varsa aşırı duyarlı olduğu ilaçlar, daha önceki laboratuar sonuçları ve gerekli diğer özel bilgiler) elektronik ortama transfer edilecek, hastaya ait TC kimlik numarasının "Mernis"ten (Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi) çağrılması durumunda, hastaya ait kişisel bilgiler de otomatik olarak bu reçeteye eklenecektir. Yazılan bu reçeteler de sadece doktor, eczacı ve diğer sağlık personelinin ulaşabileceği ulusal reçete veri bankasında (Reçete Bilgi Sistemi) otomatik olarak hastanın ilaç kullanım bilgilerine eklenecek, böylece gerekli olduğu durumlarda hastanın geçmişte kullandığı ilaç ve ilaç dozlarına ait bilgilere kolaylıkla ulaşılabilecek. Ayrıca bu sistem ile reçetelerde zaman zaman karşılaşılan okunaksız doktor yazılarından kaynaklanan hatalar da engellenecektir. (Ülkemizde de son yıllarda benzeri uygulamalara geçilmişse de Emekli Sandığı, Bağ-Kur, Sosyal Sigortalar Kurumu, Türk Silahlı Kuvvetleri vb. diğer kurumlara bağlı hastalara ait reçete işlemlerinin her biri ayrı bir merkez tarafından yönetilen reçete bilgi sistemleri üzerinden yapılması ve sistemler arasında kimi zaman büyük farklılıklar olması, hem eczacı hem de hasta açısından bazı sorunlara neden olmaktadır. Bununla birlikte reçetedeki bütün bilgilerin provizyon sistemlerine eczacı tarafından giriliyor olması, eczacıların mesleki işlevini yerine getireceği zamanın çoğunu bilgisayar başında geçirmesine neden olmaktadır.)
Bir sonraki basamakta ise e-reçetede kayıtlı tüm bilgilerin tek ya da iki boyutlu barkodlar halinde bastırılması ya da hastanın sahip olduğu manyetik hasta kartına (patient smart card – PSC – , akıllı kart) aktarılması mümkün. Ortalama 32 K mikroişlemcili bu kart aracılığıyla eczanede, doktorun reçeteye yazdığı bilgilerin bilgisayara yeniden girilmesinin de önüne geçilecek, tek bir işlemde, eczacı hastaya ait reçete bilgilerinin tümünü görebilecek, böylece gereksiz formalitelerin de önü alınmış olacaktır. İlk defa Almanya’da SaxTeleMed Projesi kapsamında 5 hastanede uygulanmaya başlanan akıllı kart sisteminin elde ettiği başarı, bu ülkede 1 Ocak 2006 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacak olan yeni ve kapsamlı bir projenin (bIT4Health Projesi) doğmasına neden olmuştur. Bu yeni sistem; Almanya’daki yaklaşık 70 milyon sigortalı, 270.000 doktor, 77.000 dişhekimi, 2.000’in üzerinde hastane ve 22.000 kadar eczane arasındaki elektronik bir anahtar işlevi görecek ve tahminen 250 milyon $’lık tasarruf sağlayacaktır. Benzer çalışmalara İskandinav ülkeleri ve Tayvan, pek çok AB ülkesi ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de rastlamak mümkün.
Birleşik Devletler’de yayınlanan Los Angeles Times Gazetesi’nin 28 Ocak 2005 tarihli ve "Bush Offers Prescription for High-Tech Health Care" başlıklı makalesinde, Health and Human Services (HHS) Sekreteri Mike Leavitt’in Amerika’da Ocak 2006’ya kadar elektronik reçete uygulamalarına uyumlu bir mevzuata geçileceğini belirttiğine, Beyaz Saray’da hazırlanan 2006 bütçe tasarısında etkin "Sağlık hizmet teknolojileri"nin yaygınlaştırılması amacıyla da 125 milyon $ ayrıldığına yer verilmiştir.
Aynı makalede Başkan G. W. Bush’un e-sağlık konusunda, Amerika’daki pek çok sektörün bilişim sektörüyle uyumlu bir hale geldiğini, ancak sağlık sektöründe henüz istenen seviyede olunmadığını, bilgi-işlem teknolojilerinin sağlık sektörüne uyumunun sağlanmasıyla birlikte sağlık giderlerinde % 20’ye yakın azalma olacağının tahmin edildiğini söylediği kaydedilmiştir. Beyaz Saray’dan yapılan bir açıklamada ise doktor, hasta ve eczacı arasındaki etkin iletişimin sağlanması yönünde e-reçete uygulamalarının büyük bir adım olacağı kaydedilmiştir.
Bütün bu gelişmeler göstermektedir ki; e-sağlık anlayışının bir gereği olan e-reçete tüm dünyada hızla yaygınlaşmakta, başta Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Tayvan ve bazı AB ülkeleri bu konudaki alt yapı çalışmalarına büyük hız vermektedirler. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı’nın koordinasyonunda benzeri uygulamalara yönelik bir takvim oluşturulması ve şimdiden gerekli mevzuata ilişkin çalışmalara başlanması ihtiyacı, her geçen gün daha çok hissedilmektedir. Böylece hem sağlık giderlerinde uzun vadede azalma sağlanacak, hem de halkımız hakettiği hızlı, güvenilir ve etkin sağlık hizmetlerinden yararlanabilme imkânına kavuşacaktır.

E-reçetenin Avantajları
• Beşeri hataların minimuma indirilmesi,
• Zamandan tasarruf,
• Sürekli güncellenebilme ve geliştirilebilme imkânı,
• Kolay ulaşılabilirlik,
• Hızlı ve yinelenebilir hizmet,
• Hasta takibi,
• Gereksiz ilaç kullanımının kontrol altına alınarak sağlık giderlerinin azaltılması,
• Okunaksız doktor yazılarından kaynaklanan reçete hatalarının önüne geçilmesi,
• İlaç gezimsizliği, alerjik reaksiyon veya doz aşımı durumlarında uyarı verebilme.

E-reçetenin Dezavantajları
• Yüksek maliyet,
• Teknoloji fobisi, teknolojik gelişmeleri takip edememe,
• Sanal güvenlik problemleri (virüsler, hacker vb.),
• Yasal denetim güçlüğü (ilgili mevzuatın ülkemizde bulunmaması),
• Kesintisiz elektrik gücü ve internet bağlantısı ihtiyacı,
• Aşırı makineleşmenin mesleğe olumsuz etkileri.
Ecz. Halil Tekiner
Fédération Internationale Pharmaceutique (FIP) Üyesi

KAYNAKLAR
1. Jonathan Teich, A Report of the Electronic Prescribing Initiative, Washington D.C., April 14, 2004
2. Laurance Goldberg, Automation of the Drug Distribution Process, London NHS, UK, April, 2005
3. Catherine Duggan, Technology in Pharmacy and Prescribing, School of Pharmacy University of London, UK, 2005
4. Akmal Bhatti, "Business Briefing: Global Healthcare-Advanced Medical Technologies", Healthcare Smartcards – The Movement From Concept to Reality, 2004
5. Turhan Baytop, Laboratuardan Fabrikaya Türkiye’de İlaç Sanayii (1833-1954), Görsel Sanatlar Matbaacılık, İstanbul, 1997
6. Halil Tekiner, "Eczacılıkta Yeni Bir Dönem: E-Reçete", Bilim ve Teknik Dergisi, TÜBİTAK, Ankara, Haziran 2005
7. Warren Vieth, "Bush Offers Prescription for High-tech Health Care", Los Angeles Times, 28 Ocak 2005.
8. http://www.ehealthinitiative.org
9. www.smartcardalliance.org
10. http://www.jenerik.com.tr