Bülent Eczacıbaşı: “Umudumuz Rekabet Gücünün Artması”
 

Sağlık sektörü ve onun temel unsuru olarak ilaç sanayii açısından, atılan adımları ve alınan tedbirleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlaç sektörü, 1984’ten bu yana devam eden ve Aralık 1999 tarihli Helsinki zirvesi sonrasında hız kazanan süreçte, AB ile mevzuat uyumunu büyük ölçüde tamamlamıştır. Bu süreçte, birinci ve ikinci ulusal program çerçevesinde birçok konuda gerekli düzenlemeler yapılmıştır.
Referans fiyat sistemini getiren “İlaç Fiyat Kararnamesi” 2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan pek çok ülkede uygulanan fiyatın, referans ülkelere ve ekonomik koşullara göre belirlenmesi temelinde, sektörümüz istikrarlı ve objektif bir yapıya kavuşmuştur. Ayrıca, reçeteli ilaçlarda KDV oranı yüzde 8’e indirilmiştir. Ancak, ilacın üretim maliyetinde önemli bir yeri olan hammaddede, KDV’nin yüzde 18 oranında kalması, endüstrimiz için sorun olmaya devam etmektedir. 2005 yılı içinde fiyat kararnamesi gereği, döviz kurunda yaşanan değişim nedeniyle, ilaç fiyatları yüzde 8,83 oranında düşürülmüştür.
Avrupa Birliği mevzuatına uyum çalışmaları çerçevesinde hazırlanan “Ruhsatlandırma Yönetmeliği” Ocak 2005’te yayımlanmıştır. Yönetmelik ile, 31 Aralık 2004 sonrası AB’de ruhsatlandırılmış ve 31 Aralık 2000 tarihinden sonra AB’de ruhsat almış, ancak Türkiye’de eşdeğer (jenerik) ruhsat başvurusu bulunmayan orijinal ürünler için 6 yıllık veri münhasıriyeti öngörülmüştür. Böylece, ulusal ve uluslararası platformlarda tartışılan veri münhasıriyeti konusu akılcı ve sağduyulu bir yaklaşımla çözüme kavuşturulmuştur.
Sosyal Güvenlik Reformu çalışmaları kapsamında, SSK’lı hastaların serbest eczanelerden ilaçlarını alabilmelerine olanak sağlayan uygulama Şubat 2005’te başlatılmıştır. Bu çerçevede, 2004 yılı sonunda Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan protokol uyarınca, bedeli kamu kurumları tarafından karşılanan ve serbest eczanelerden temin edilen ilaçlar için yüzde 7,5 ile yüzde 14,5 arasında iskonto uygulamasına geçilmiştir. Sendikamız üyelerinin tümü sözkonusu protokolün uygulanması için destek vermişlerdir. Ardından, SSK sağlık tesisleri Sağlık Bakanlığı’na devredilmiştir.
İlaç harcamalarında tasarruf sağlanabilmesi amacıyla kamunun, eşdeğer (jenerik) ilaç gruplarında yer alan en ucuz ilacın en fazla yüzde 30 üstünde fiyatı olan ilaçları geri ödeme kapsamına aldığı uygulamaya, SSK ve Bağ-Kur’un ardından Emekli Sandığı da dahil edilmiştir. Şubat 2005’de 77 etken maddede başlayan bu uygulama Temmuz 2005’de 333 etken maddeye çıkarılmıştır. Temmuz öncesi kamu ilaç alımlarında tutar olarak yüzde 26 olan eşdeğer (jenerik) ilaçların payı, bu uygulama ile birlikte yüzde 52’ye ulaşmıştır.
Ayrıca, 2005 yılında Yeşil Kart sahibi hastaların ayaktan tedavideki ilaç harcamalarının devlet tarafından karşılanması ve bu hastaların da diğer sigortalılar gibi ilaç katkı payı ödemesi uygulamalarına geçilmiştir.
Sosyal Güvenlik Reformu çalışmalarının endüstrimiz açısından iki önemli yönü bulunmaktadır: Bunlardan ilki, tüm nüfusun ilaçlara erişiminin sağlanması; ikincisi, kamunun ilaç harcamalarından tasarruf sağlama politikasıdır. Bu noktada, özellikle eşdeğer (jenerik) ilaç kullanımını teşvik edici ilaç politikalarının oluşturulması önem kazanmaktadır.
2004 yılında üretici fiyatlarıyla 8,9 milyar YTL (6,2 milyar dolar) olan ilaç pazarında 2005 senesinde Fiyat Kararnamesi ve Geri Ödeme Kurumları ile yapılan protokol çerçevesindeki indirimler neticesinde, imalatçı fiyatları ortalama olarak yüzde 17 civarında gerilemiştir. Ancak gerek SSK mensupları ile yeşil kartlı hastaların 2005 yılında ilaçlarını serbest eczanelerden temin etmeye başlamaları sonucu kolaylaşan ilaca erişimin yarattığı talep artışı, gerekse genişleyen ürün yelpazesi, ünite satışlarında fiyat düşüşünü telafi edecek oranda artış yaratmıştır. Bu doğrultuda, 2005 yılında ilaç pazarının YTL cinsinden aynı tutarda kalması beklenmektedir.
2005 yılı için yapılan projeksiyonlarda, ithalatın bir önceki yıla göre yüzde 5 artış göstererek 2,85 milyar dolara ulaşacağı, ihracatın ise yüzde 13 artarak 280 milyon dolar olacağı tahmin edilmektedir.
Ülke ekonomisinde yaşanan istikrar, endüstrinin dış ticaret dengesini olumlu yönde etkileyerek ihracatın ithalatı karşılama oranında küçük de olsa bir iyileşme sağlamıştır. Ancak ihracat tutarı, kapasitemizin halen çok altındadır. Bu açıdan ülkemiz için önem taşıyan konu, ihracatın artırılmasına yönelik ilaç politikalarının uygulanmasıdır.
Eşdeğer (jenerik) ilaç kullanımının ve üretiminin desteklenmesiyle Türkiye, ABD ve AB dahil birçok gelişmiş pazara daha fazla miktarda ürün ihraç eden bir ülke konumuna gelebilecektir.
2006 yılı ve daha sonraki yıllar açısından beklentileriniz ve talepleriniz nelerdir? Geleceğe yönelik olarak umutlu musunuz?
2006 yılında fiyatların sabit kalacağı varsayımı altında, genişleyen ürün yelpazesi ve ilaç talebindeki kısmi artış nedeniyle, pazarın yüzde 10 civarında büyümesi beklenebilir.
Önümüzdeki dönemde beklenen en önemli gelişmelerden birisi, tüm geri ödeme kurumlarının aynı kurallar bazında hareket etmeye başlamalarıdır. Uygulamanın 2006 yılı başında başlaması, ilaç geri ödeme sisteminde yönetim, karar, provizyon, kontrol ve ödeme süreçlerinin tümüyle birleştirilmesinin Ağustos 2006’da tamamlanması beklenmektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumları’nda standardizasyon ve norm birliğinin sağlanması, endüstri için şeffaf, öngörülebilir ve istikrarlı bir ortam yaratacaktır.
2006 yılı başında yürürlüğe giren ruhsatlandırma yönetmeliği, tanımlara ve uygulanmasına yönelik ifadelerde eksiklik içerdiği için tekrar gözden geçirilmelidir.
Önümüzdeki dönemlerde genel sağlık sigortasının yürürlüğe girmesi ve dolayısıyla sağlık sisteminin nüfusun tümünü kapsaması planlandığından, orijinal ilaçlara göre daha ucuz olan eşdeğer (jenerik) ilaçların kullanımda olması, kamu sağlık harcamalarında tasarruf açısından avantaj yaratacaktır. Diğer yandan yerli ilaç sanayiinin üretim kapasitesi dikkate alındığında, ülkemiz ilaç endüstrisinin, dünya eşdeğer (jenerik) ilaç pazarında söz sahibi olması, devletin ilaç politikasının temelini oluşturmalıdır.
Mevzuatımızın AB düzenlemelerine uyumunun tamamlanması, endüstrimizin öncelikleri arasında yer almaya devam edecektir. Türkiye’nin AB’ye tam üyelik müzakereleri öncesinde ilaç sektörü de diğer sektörler gibi çalışmalarını sürdürmektedir. Bu kapsamda, kısa vadede yapılması gereken, AB’ye uyumlu hale getirilen yönetmeliklerin uygulanma koşullarını belirleyecek kılavuzlar hazırlanması ve “Türkiye İlaç Kurumu” adıyla yeni bir yapılanmaya gidilmesidir.
AB üyesi ülkeler arasında da ortak ve standart bir sistem henüz geliştirilememiştir. İlaç sistemi oluşturma ve uyumlaştırma çabaları halen devam etmektedir. Bu kapsamda, değişen AB mevzuatı ile birlikte, müzakere sürecinde endüstrimizin uyum sağlaması gereken başka konular da gündeme gelecektir.
Gelecek dönemde, gerçekleşen değişimlerin iyi değerlendirilmesi ve yaşadığımız sorunların giderilmesiyle, ilaç endüstrimizin rekabet gücünün artmasını umut ediyoruz.