| |
Ethem
Sancak:
Sektör
İçin Elele Verme Zamanı…*
Saygıdeğer müsteşarım, saygıdeğer başkanlarım, saygıdeğer
konuklar, sağlık ve güzellik sektörünün çok değerli
temsilcileri, çok saygıdeğer iş ortaklarımız; hepinizi bu
anlamlı günümüzde en içten duygularımla selamlıyorum. Siz,
bütün inançlar ve ideolojilerce kutsal kabul edilmiş derde
deva olma faaliyetinin inşacıları, sağlığın ve güzelliğin
üreticilerisiniz. Sizi, Türkiye’nin dört bir yanında bulunan
beşbin çalışma arkadaşım, gene dünyanın dört bir yanında
benzer hizmetler veren ikibin çalışma arkadaşım adına,
saygıyla selamlıyor, tekrar hoşgeldiniz diyorum.
Hizmeti sonsuz kılabilmek için kurum olmaya çalışıyoruz.
Kurum olmanın temel prensipleri şeffaflık, açıklık ve
hatalarından öğrenmeye çalışmaktır. Kurum olma çabasını
başlattığımızda sizlerin eleştiri ve önerilerinizden
öğrenmemiz gerektiğini tespit ettik. Böylece başlattığımız
Tedarikçiler Genel Kurulu’muzu beş yıldır sürdürüyoruz. Biz
bu toplantılardan gerçekten çok şey öğreniyoruz.
Üç Temel Sorun
Müsaade ederseniz bugün üç konuyu sizinle paylaşmak
istiyorum. Son 3 yıldır eczane odaklı sektörümüz hızlı bir
değişim içerisinde. Tıpkı ülkemiz ve dünya gibi, sürekli bir
altüst oluş yaşıyoruz. Bu altüst oluşlar iyiye doğru
olmasına karşılık, birtakım zorlukları da beraberinde
getiriyor. Bu süreç içerisinde, son bir yıldır artarak
yaşanan ciddi bir sıkıntıyı sizinle paylaşmak istiyorum.
Bugüne kadar eczaneye sunduğumuz ilaç vadeleri ile, sizden
aldığımız vadeler arasında bir denklik vardı. Dolayısıyla
biz sizinle eczane arasında hizmet üretirken, hizmetimizin
karşılığını alabiliyorduk. Son bir yılda ise bu denge
değişti, son dönemde biz bir finansman kurumu olma durumu
ile karşı karşıya kaldık. Basit bir matematik hesapla sorunu
anlatacak olursam, eksi 20 gündeyiz. Bu durum, dağıtım
sistemi için ciddi bir yüktür. Böyle devam ederse, zincirin
önemli bir halkası olan dağıtım sistemi zaaf yaşayacaktır.
20-30 yıl boyunca %80’lik bir enflasyon ortamında ilaca
gelen her üç aylık zamla, kendine ait olmayan ilacı
etiketleyerek yaşayan eczane, son üç yılda bu imkânı
yitirince, çok kötü bir duruma düştü. SSK’nın serbest
eczanelere açılması, eczaneleri kurtardı. Ancak, kamu
kurumlarının geri ödemelerindeki gecikmeler sorunu
çözülmedi. Siz, ürünlerinizi artık kamunun bu kesimine
vermiyorsunuz. Bizim gibi depolara veriyorsunuz. Bütün
külfeti olduğu gibi eczaneye, eczane taşıyamadığı için de
dağıtıcıya attınız. Sorunlar size hiç yansımıyor. %40’ı 30
gün, geri kalan %60’ı ise 90 gün vadeyle satılan bir ürün
skalasının toplamını, devletten 120 günde geri alarak, bir
eczacı nasıl ayakta kalabilir? Bizim varlık sebebimiz
eczacılarımızdır. Onlara bir şey olursa biz de yaşayamayız.
Sonuçta bize bir şey olursa, sizin işiniz de zorlaşır.
Sizin ödemeleriniz zamanında yapılıyor. Eskiden siz de
alacaklarınızı SSK’dan tahsil edemiyordunuz. Siz de haklı
olarak sürekli şikâyet ediyor, hattâ bazen SSK’ya mal
vermiyordunuz. Ama şimdi böyle bir sorununuz yok. Peki bu
durum, sorunun tamamen ortadan kalktığı anlamına mı geliyor?
Hayır bu sorun sürüyor. İşte 20 günlük negatiflik budur.
Bu sorunun dağıtıcı ile eczacı arasında olduğunu düşünmek
doğru değildir. Bu sorun geri teperse, yani eczane
yıkılırsa, acaba sorun çözülmüş mü olacak? Sorunun çözümü,
kamu kurumlarını elbirliği ile taahhütlerine uygun bir
noktaya çekmek olabilir. Ancak bunu kesinlikle birlik
olabilirsek başarabiliriz. Ancak kamunun karşısına tek
başımıza gittiğimizde, sorunu diğerlerinin üzerine yıkarsak,
bu sorun çözülmez.
Özellikle de son zamanlarda Türk Eczacıları Birliği (TEB)
tarafından gündem edilen, devlet geri ödemesi ile ilaç
tedariği arasındaki ilişkide bir finansman kurumunun
kurulması, tarafların, yani siz üreticilerin, biz
dağıtıcıların ve eczacıların bir konsensus yaratarak, bu
sıkıntıyı çözmemiz gerektiğini düşünüyorum ve bu konuyu
görüşlerinize arzediyorum.
İkinci bir sorun ise TEB Başkanımız da buradayken dile
getirmeyi arzu ettiğim bir sorundur. İlaç dağıtımında üç
önemli dağıtıcının kendi aralarında oluşturdukları çılgın
teslimat rekabetidir. Az önce tanıtım filmimizde
izlediğinizin ötesinde, eczaneye günde en az sekiz kez
gidiyoruz. Bu da ciddi bir mali külfet getirmektedir. Ama bu
külfet aslında eczaneye verilmesi gereken nemalardan kesilen
bir külfettir. Burada eczanelerimizin stok ve envanter
yönetimini daha etkin ele almaları gerektiği ve
teslimatlardan bir tasarruf edilerek, buradan elde edilecek
gelirin de eczanelerimizin güçlendirilmesine yönlendirilmesi
konusunda ciddi bir konsensus yaratılması gerektiğini
düşünüyorum. Bu noktada da hem Türk Eczacılar Birliği’nin,
hem de sizin manevi desteğinizi bekliyoruz. Bu durum
Uluslararası Dağıtıcılar Birliği’nde büyük dağıtıcıların da
hayretle karşıladıkları bir durumdur. Dünyanın hiçbir
ülkesinde hiçbir dağıtıcı günde sekiz kere eczaneye servis
yapmamaktadır. Bu durum gerçekten güzel bir rekabetin ifrata
varmış biçimidir.
Üçüncü önemli konu ise son zamanlarda geleneksel, oturmuş
kuralları, ilkeleri yıkan ve ciddi bir tehdit oluşturmaya
başlayan spot ilaç satışlarıyla, ilaç sahteciliği olayıdır.
Bunu mutlak anlamda ele alınması ve önlem alınması gereken
bir sorun olarak huzurlarınıza taşıyorum. Periferi ülkelerin
bazılarında üretilen tamamen taklit ve sahte ürünler, bir
şekilde tedarik zincirinin içine sızmakta ve ciddi bir
tehdit oluşturmaktadır. Bunu önlemek için de ciddi dağıtım
kanallarının sistem içerisinde kullanılması, bu ciddiyeti
taşımayan ve tamamen günü kurtarmak için faaliyet gösteren,
ne oldukları belirsiz spot dağıtıcıların sistem içerisinden
bertaraf edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu durum
önümüzdeki dönem sistem için ciddi bir tehlike arzedebilir.
Önümüzdeki günlerde bu konuyu ayrıca Depocular Birliği
gündemine de taşıyacağız. Burada, pazarlama ve satış
faaliyetlerinde çıkışa mal fazlası vermek gibi, son bir kaç
yılın modası olan satış biçiminin ciddi bir rolü olduğunu
düşünüyorum. Bu uygulamanın terkedilmesi gereğini sizinle
paylaşmak istiyorum.
Hedef Alliance’ın Gurur Projeleri
Bu üç karamsar tespitimin ardından, 2005 yılında ele
aldığımız ve 2006 yılında ciddi bir şekilde sonuçlandırmaya
çalıştığımız sevindirici ve moral verici birkaç projemizi
sizinle paylaşmak istiyorum. 3 Ekim tarihinden bu yana AB
konusunda, ülkemiz ciddi bir faaliyete başlamış oldu. Tahmin
ediyorum orta vadede bu amacımızı gerçekleştirip,
istediğimizi alacağız. Bu süreçte, gerçekten ilaç ve
kozmetik üretim sektörümüz çoktan Avrupa standartlarını
yakalamış durumdadır. Dağıtım sisteminde de uluslararası
standartlar yakalanmış ve hattâ yer yer bu standartlar
aşılmış durumdadır. Fakat zincirin son halkası olan ve
hepimiz için son derece önemli olan eczanelerde bu konuda
hızlı bir dönüşüm gerekliliği ortadadır. Bu dönüşüme katkı
yapmak üzere Hedef Alliance Holding olarak üç ay önce bir
proje başlattık. Hedefimiz bir yıl içerisinde en az onbin
eczacıyı Avrupa Birliği’nin çeşitli ülkelerine götürerek,
buralardaki eczacılık uygulamalarına şahit olmaları ve kendi
gelecek on yıllarını görmeleri konusunda, eczacılarımıza
destek olmaktır. Başlangıç olarak geçtiğimiz ay bir grup
eczacımızı İtalya, İspanya ve Fransa’ya inceleme gezisine
götürdük.
Bir başka projemiz ise, ARGE birimimiz. Bu birim, teknolojik
gelişmişlikten yararlanarak, operasyonlarda verimlilik
sağlayarak, burada bir tasarruf yaratmak ihtiyacından doğmuş
bir birimdir. Bu amaçla, 5 milyon YTL’lik bir bütçe ayırarak,
bazı dönüşüm projeleri başlattık. Bu dönüşüm projeleri, bir
çok iş sürecimizde operasyonel verimlilik sağlayarak, daha
etkin ve gelişkin hizmet üretmemizi sağlayacaktır.
Bunların yanında, önümüzdeki on yılda eczanelerimizin
geçirmek zorunda olduğu değişim sürecinde onlara destek
vermek amacıyla, Bölge Satış Müdürü olarak tabir ettiğimiz,
nosyonu eczane danışmanı olacak en az beşyüz kişiden oluşan
yeni bir kadro kuruyoruz. Bunlar, en az bir dil bilmek,
mesleğe yönelik bir yüksek okul bitirmiş olmak ön
şartlarıyla istihdam edeceğimiz bir birim olacak. Bu
birimimizin ana amacı, dönüşüm süreci içerisinde eczacıya
danışmanlık hizmeti vermek olacaktır. Özellikle eczanelerin
rasyonel işletilmesine destek vermek açısından, böyle bir
çabanın içerisinde olacağız. Hepimiz için hayatî önemde
olan, nezle olduğunda bizi zatürre eden eczanelerin
gelecekte sıhhatli olabilmesi için, Hedef Alliance bu
dönüşüme destek vermeye çalışıyor.
Sizlerle paylaşmayı istediğimiz diğer bir sevindirici
projemiz ise, yurtdışına yönelik çalışmalarımız. Uzun
zamandır süren ve ilk adımını üç yıl önce Mısır’da
attığımız, sizden öğrendiğimiz ve iyi öğrendiğimizi
düşündüğümüz işimizi, diğer coğrafyalarda sürdürmek ve bir
Türk firması olarak, bize benzeyen ülkelerde bu işi yapmak
konusunda attığımız adımı, bu yıl hızlandırıyoruz. Mısır’dan
hemen sonra, geçen hafta sonuçlandırdığımız bir yeni pazarın
daha müjdesini sizinle paylaşmak istiyorum. Rusya ilaç
dağıtım kanalları alanındaki çalışmalarımız bu yıl önemli
bir atılım yapacak. Yıl sonunda Rusya pazarının en önemli
iki dağıtıcısından biri olma çabamızı sonuçlandıracağız.
Yine bu yıl operasyon olarak hayli zamandır görüştüğümüz
Cezayir, Bulgaristan ve Romanya’daki yerel dağıtıcılarla
evlilikler yaparak, bu ülkelerdeki etkinliklerimizi
geliştireceğiz.
Gördüğünüz gibi, görevlerimizi hakkıyla yerine getirme
çabası içerisindeyiz. Yıllardır bu çabayı kutsal bir görev
olarak yerine getirmeye çalışıyoruz. Burada sizin
desteğinizin sürmesi, bizim için son derece gerekli ve
anlamlıdır. Destekten kastımız ise, eleştirileriniz ve
önerilerinizdir. Eleştiri ve önerilerinize ihtiyacımız var.
Burada yapacağınız eleştiri ve önerileriniz önümüzü
aydınlatacak ve bize güç verecektir. Teşekkür ediyor,
şükranlarımı sunuyorum.
(*) 15 Mart Tedarikçiler Genel Kurulu’nda yapılan konuşma.
Başlık ve arabaşlıklar tarafımızdan konuldu. Hedef Sağlık |