| |
Ecz. Kürşat Badakal:
1959 Adana doğumlu olan Kürşat Badakal, babasının
mesleğinden dolayı Türkiye’nin çeşitli illerinde yaşadı.
1995 yılından beri Adana’da eczacılık yapıyor. İleri
fotoğraf eğitimine 1998’de AFAD’da (Adana Fotoğraf
Amatörleri Derneği’nde) başladı.

“Yaşam benim için tüm ayrıntılarıyla dikkate
alınması ve üzerinde düşünülmesi gereken
bir olgu. Kimi zaman bir insan, kimi zaman
bir çiçek veya bir köprü ilgimi çekebiliyor.
Yani yaşamı her yönüyle yansıtmayı
seviyorum. ”
Eski çağlardan bu yana medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir
kentimizden, Adana’dan bir eczacımızı okurlarımıza tanıtmak
istiyoruz: Eczacı Kürşat Badakal.
Adana’nın tarihi, Toros Dağları’nın eşsiz güzelliği veya
Çukurova’nın yemyeşil bahçeleri midir Kürşat Bey’e ilham
veren, bunu ondan öğreneceğiz. Eczacımızın fotoğrafa olan
tutkusunu gelin birlikte okuyalım…
Tek
Fotoğraf Karesinin Anlattıkları
Kendini anlatmak, düşüncelerini başkalarına aktarmak
isteyenlerin kimisi şiiri, kimisi müziği seçer. Ama
eczacımız fotoğrafı seçmiş. Fotoğraf, sessiz müziktir derler
ya… İşte Kürşat Bey fotoğrafla birçok mesaj verilebileceğini
şu cümlelerle ifade ediyor: “Kendimi ifade edebilmek adına
bir çabam vardı. Ben fotoğrafla şiiri birbirine çok
benzetirim. Şiir, bir dizede bir ömrü anlatırken; fotoğraf,
bir tek karede bize neleri anlatmaz ki? Ben de bu
görselliğin peşinden koşuyorum.
Yaşam benim için tüm ayrıntılarıyla dikkate alınması ve
üzerinde düşünülmesi gereken bir olgu. Kimi zaman bir insan,
kimi zaman bir çiçek veya bir köprü ilgimi çekebiliyor. Yani
yaşamı her yönüyle yansıtmayı seviyorum. Bu nedenle,
insandan etkileniyorum ya da doğadan etkileniyorum diye bir
kısıtlama getiremiyorum. Anadolu çok zengin bir mozaik.
Binlerce kültürü içinde barındırıyor. Bu topraklarda sahip
çıkılması ve yaşatılması gereken bir kültür var. Ben
kendimce bu kültürü fotoğraflayarak yaşatmaya çalışıyorum.
Yani Ahmet Arif’in söylediği gibi: Benim karnımda küllenmiş
sözüm var, ama anlayana…”.
Kürşat Bey’in topraklarımızdaki zengin kültür mirasına
dikkat çekmesi çok önemli. Fotoğraf sanatıyla bu mirası
başka kimselere aktarmaya gayret etmesi, dileriz hepimize
örnek olur.
Eczacımız, sanata bakış tarzını ve fotoğrafın hangi
şartlarda sanat olacağını sorduğumuzda ise şöyle diyor:
“Sanat nedir? Bu konuda akademik birçok tanım yapılabilir.
Bana göre, bir üretim insan üzerinde duygulanım
yaratabiliyorsa, ufkunu açabiliyorsa, çoğu zaman bakarken
göremediği ayrıntıları gösterebiliyorsa, sanattır. Ben
fotoğrafta bu algıyı yaşıyorum. Bu nedenle benim için
fotoğraf, sanattır”.
Eczacılıkla Fotoğrafçılık Birbirini Etkiliyor
Kimi meslekler vardır, birbirini etkiler. Veya bir sanat
dalı bir başka mesleğe ilham üfler. Eğer bir tercih yapmak
gerekseydi eczacılığı mı, yoksa fotoğrafçılığı mı tercih
ederdi? Eczacılıkla fotoğrafçılık birbirinden etkilenir mi?
Kürşat Badakal’ın cevabı çok net: “Kesinlikle etkileniyorum.
Yalnızca iş hayatımı değil, aile hayatımı da etkiliyor.
Başarının temelinde sevgi yatar. Fotoğraf benim için hobi
değil, yaşam tarzı. Yani ben hangi alandan ne çalabilirsem
onu yaşıyorum.
Yaşamsal kaygılarımdan arınarak düşündüğümde, kesinlikle
fotoğrafçılığı tercih ederdim”.
Böylesine büyük bir sevgiye dönüşen fotoğraf sanatı,
eczacımıza ödüller de getirmiş. Aldığı ödülleri şöyle dile
getiriyor Kürşat Bey: “Ulusal yarışmalarda birinciliklerim
ve mansiyonlarım var. Uluslararası alanda bir mansiyonum
var. İki fotoğrafım İspanya Ulusal Fotoğraf Müzesi’nde
sergilenmekte. Ayrıca Batı Avrupa ülkelerinin tamamında
sergilenen fotoğraflardan kazandığım ödüllerim var”.
Eczacımız, kendisine ilham veren Çukurova ile ilgili olarak
şu ifadeleri dile getiriyor: “Çukurova yiğidin harman
olduğu, yüzyıllardır Anadolu’yu besleyen bereketli
topraklardır. Bu nedenle Anadolu’nun her köşesinden
insanların yerleşerek, yurt edindiği topraklar olmuştur.
Sırtını tunçtaşlı Toroslara dayamış, ufkunu Akdeniz’e açmış
bir bereket yuvasıdır. Gönlünde aşkı okyanus gibi büyüten,
Karacaoğlan’dan, İnce Memet’ine kadar efsaneler yaratan bu
memleket, benim için de hayata bir başka türlü sarılmanın
sebebi olmuştur”.
Son olarak eczacılık mesleğinin günümüzdeki durumunu
değerlendiren Kürşat Badakal, şu cümlelerle sohbetimizi
noktalıyor: “Bence eczacılık çok güzel bir meslek. Her
meslek dalı gibi, eczacılık mesleği de dünyanın sosyal ve
ekonomik dengelerinden payını alıyor. Devinim yaşamın hiçbir
alanında bitmez, dolayısıyla bizim mesleğimizde de
bitmeyecek. Temennim, önümüzdeki sürecin mesleğimiz
açısından olumlu gelişmeler sağlaması”. |