| |
Bağdat ile Rey arasında birçok
seyahat yaptı. Doğuya yaptığı seyahatlerde birçok ülkeyi
gezdi. Cibal, Cürcan, Taberistan ve Irak kentlerinde
hastalara şifa dağıttı. Gezdiği yerlerin hastanelerinde
önemli görevler üstlendi. Bunlardan ikisi kayıtlarda yer
almakta: Rey ve Bağdat hastaneleri başhekimliği. Rey
hastanesi başhekimliğinden sonra Bağdat hastanesi
başhekimliğine getirildi.
İranlı bilgin ve filozof, İslam düşüncesinde tabiiyun
(tabiatçılık/doğacılık) ve akliye (akılcılık/rasyonalizm)
akımlarının kurucusu. Tahran yakınlarındaki Razi Enstitüsü
onun adına kurulmuş olup, doğduğu 27 Ağustos günü her yıl
İran'da tıp bayramı olarak kutlanmaktadır. 841 ile 865
arasına tarihlenen doğumunun ismine dayanılarak İran’ın Rey
kentinde olduğuna hükmedilir. Benzer şekilde, ölümü 925 ile
935 (Biruni’ye göre Hicri 5 Şaban 313) arasına
tarihlenmektedir. Ölüm yerinin Bağdat olma olasılığı
yüksektir.
Batılı araştırmacılar uzun süre, eserlerini Arapça yazdığı
için Arap asıllı olduğunu sandılar.
Hayatına dair az şey bilinmektedir. Orta Çağ İslam aleminin,
hayatı bakımından değil, ancak fikirleri ve eserleri
açısından en tanınmış filozoflarından ve müspet ilimler
alanında nam yapmış alimlerindendir. Batılı kaynaklarda
Rhazes diye geçer. Çalışmanın bundan sonraki kısmında Razi
kısaca R. olarak belirtilecektir. Doğduğu kentte, Rey’de
sıkı bir eğitimden geçtiği sanılmaktadır.
Önceleri musiki, matematik, astronomi ve edebiyat
sahalarında eğitim aldı, kimya ile uğraştı. Bazı kaynaklar
Bağdat’ta devrin büyük alimi Ali b. Sehl b. Rabban el
Tabari’den tıp dersleri aldığını yazarken diğer bazıları da
bunun kronolojik olarak imkansız olduğuna işaret ederler.
Bağdat ile Rey arasında birçok seyahat yaptı. Doğuya yaptığı
seyahatlerde birçok ülkeyi gezdi. Cibal, Cürcan, Taberistan
ve Irak kentlerinde hastalara şifa dağıttı. Gezdiği yerlerin
hastanelerinde önemli görevler üstlendi. Bunlardan ikisi
kayıtlarda yer almakta: Rey ve Bağdat hastaneleri
başhekimliği. Rey hastanesi başhekimliğinden sonra Bağdat
hastanesi başhekimliğine getirildi. Devrin egemenleri,
hükümdarları bu ünlü bilgin ve tabibi saraylarında ağırlamak
için yarıştılar. R.’nin yaşamı bu yüzden İran ve Mezopotamya
saraylarında geçmiştir. Samani hükümdarı Mansur b. İshak’ın
sarayında geçirdiği dönem R. için oldukça verimliydi.
Katıldığı ilmi toplantılarda bilgisinin genişliği,
düşüncelerindeki kesinlik ve açıklık, benimsediği ilmi metod
gibi ayırt edici faktörler yüzünden sivrildi ve döneminin en
gözde ve ünlü düşünce insanlarından oldu.
İlm, Felsefe, Sanat Alanındaki Faaliyetleri
Razi, tıp, müzik, felsefe, fizik, kimya, matematik,
astronomi alanlarında çalışmalar yaptı. En kayda değer
çalışmalarını hayatının büyük kısmını verdiği felsefede ve
tıpta gerçekleştirdi. Felsefenin kadim suallerinden olan
‘(doğru, gerçekle mutabık, sahih, otantik) bilginin kaynağı
nedir?’ meselesine bütün bir ömrünü hasretti.
Bu amaca yönelik olarak döneminin bütün akımlarını; İran,
Hind, Yunan ve İslam felsefi ekollerini kritikçi bir nazarla
inceledi. Döneminin tercihlerinin aksine Plato (Eflatun) ve
Aristo’dan ziyade Sokrat ve pre-Sokratiklerle ilgilendi.
Pythagoras ve Thales konusunda döneminin en derin
kavrayışlara kavuştu. Anaksagoras, Anaksimenes, Hipokrates
ve Galen üzerinde ciddi etütler yaptı. Çalışmalarının bu
erken evresinde bahse konu tabiatçı felsefecilerin de
tesiriyle tabiiyun denilen görüşü benimsedi. Hayatının
nispeten ileri bir döneminde tıp ile ilgilenmeye başladı.
Tıp, fizik, astronomi ve kimyada deney ve gözlemi esas aldı.
İslam düşünce dairesinin ilk görgücü (ampirist) filozofu
olan R. bu vasfıyla Ortodoks – Sünni çizgiyle problemler
yaşadı. Filozofa göre bilgilerimizin kaynağı
gözlemlerimizdir. Dış dünya gerçektir ve maddidir. Ruh ve
Tanrı gibi metafizik unsurlar evrenin, maddi alemin
dışındadırlar. R. felsefesini kadim İran düşüncesindeki o
ezeli ikici (düalistik) esas üzerinde yükseltmiştir: ışık ve
karanlık. O, bu ilkeyi Yunan Felsefesi çerçevesinde revize
ederek ruh – madde ikiliğine çevirmiştir. R.’ye göre insan
aklı sadece maddi alemin sayısız tezahürlerini değil, iyiyi
ve kötüyü, Tanrı ile ilgili nitelikleri de sahih bir şekilde
bilebilir, bilir. Bir başka ifadeyle akıl sadece maddi
evreni anlamaya ve düzenlemeye değil, metafizik dolayımı
muhasebeye de yeten bir melekedir. Bilmek için akıl dışı bir
potansiyel gerekmez. Halkın uyarılması, eğitilmesi için
dahilere, sıra dışı figürlere, bu arada nebilere de gerek
yoktur. Nebilerin kimi sözleri esastan birbirleriyle
çeliştiğinden akıl ilkeleriyle bağdaşmazlar ve
açıklanamazlar. Bu bakımdan da bunlar yetersiz ve gerçek
dışıdır.
Felsefi etütlerinde tümevarım metodunu esas alır. R.’nin
bütün entelektüel hasılası incelendiğince ortaya çıkan ana
gövde maddi alemin, tabiatın kendisidir. R. felsefe dışında
fiziğin optik sahasına eğilmiş ve ışığın kırılması hakkında
kayda değer çalışmalar yapmıştır. Kimya ile ilgisi ise esas
olarak basit cisimler (eczam-ı basite) sahasıyla sınırlı
olmuştur. Bahse konu ilimler ile matematik ve astronomiye
dair risalelerinden günümüze kalan yok denecek kadar azdır.
Tıp ve Eczacılığa Katkıları
Bazı çağdaşlarıyla kimi ilm ve felsefe tarihçileri R.nin en
önemli katkılarının felsefe alanında olduğuna işaret
ederken, diğer bazıları ise alimin esas kalıcı etkilerinin
tababet ve ecza sahalarında ortaya çıktığına işaret ederler.
Hakim görüş ise, R. nin İslam aleminin en önemli
hekimlerinden olduğudur. Hatta bazı kaynaklarda R. İslam
kültür dairesinin tababette kutbu sayılan İbn-i Sina’dan
bile daha önemli bir mevkie konulur. Ezici çoğunluğu ne
yazık ki kaybolarak günümüze intikal etmeyen; ancak
güvenilir bibliyografyalardan ve birçok kitaplardaki atıf ve
alıntılardan hareketle varlığından haberdar olduğumuz
yaklaşık olarak 140 (bazı kaynaklara göre 184) eseri
olduğunu bildiğimiz R.nin tıp ve eczacılıkla ilgili
yapıtları insan sağlığına çok uzun süre katkı veren ciddi
ürünlerdir. Ve çok şükür ki bunların önemli kısmı
elimizdedir. Kimya alanındaki çalışmalarının da yardımıyla
R. birçok terkipler (bileşim) bulmuş, bunların birçoğunu
hastaları üzerinde deneyerek ilaç halinde kamu sağlığının
hizmetine sunmuştur. R.’nin tıbba ve eczacılığa katkısı
bunlarla sınırlı değildir. Alim, kimi hastalıkları bulmuş,
cerrahide ise bazı önemli ve yeni metotların keşfini ve
tatbikini gerçekleştirmiştir.
R.nin tıp alanındaki baş yapıtı el – Havi’dir. R.nin, kendi
deyişine göre, hayatından 15 yıl alan bu yapıt bir nevi tıp
ansiklopedisidir. Ve ne yazık ki bu anıtsal eser
tamamlanamadan R. vefat etmiştir. Havi Arapça’da yazılmış en
büyük ve önemli tıp ansiklopedisidir. R. bahse konu yapıtta
1,500 yıldır Grekçe ve Arapça olarak tıp ve eczacılık
alanlarında yazılmış bütün bilgileri sistematik bir şekilde
toplamış; bunları güncellemiş; kendi yorumlarını,
eleştirilerini, keşiflerini ve tedavi metotlarını da
ekleyerek bir kişinin altından kalkması neredeyse imkansız
olan bir işi başarmıştır. Yanı sıra Taberistan sultanı Ali
b. Vehzudan’a ithaf ettiği Kitabü’l – Müluk’u (Latincedeki
ismiyle Regius) ve Sasani sultanı Mansur b. İshak’a ithaf
ettiği el – Mansuri (Latince çevirisi: Liber Almansoris)
adlı eserleri de kayda değer çalışmalardır. R.nin çiçek ve
kızamık hastalıklarına dair çok önemli tespitlerinin ve
tedavi yollarının toplandığı Kitabü’l – cederi ve’l – hasbe
kitabı tıp alanındaki bir başka başyapıtıdır. R.nin önemli
kısmı Latinceye çevrilen ve bütün Orta Çağ boyunca Doğuya ve
Batıya rehber olan birçok tıp risalesi (broşür/kitapçık)
yazdığı bibliyografyalarda yer almaktadır. Yukarıda da
belirtildiği üzere, ne yazık ki, bunların kısmı azamisi
alimle aramızda bulunan 11 asra mütecaviz zamanın karanlık
dehlizlerinde kaybolmuşlardır. R. gelenekle güçlü bağları
olan bir alim ve feylesof olmasına karşın dogmatik değildir.
Bu yaklaşımı akılcılık ve deneyciliğiyle birleşince R. tıbbi
uygulamalarda çağın neredeyse bütün tabiplerinin önüne
geçmiştir. Büyük bir şans eseri olarak hastalarına ait
klinik kayıtlarının büyük kısmı günümüze kadar intikal
etmiştir. Bunların üzerinden R. nin hastalarının sıhhi
seyrini ne denli titiz ve çağ aşan bir yaklaşımla izlediği
anlaşılmaktadır.
Çağ Açan Buluşları
İlk göz ameliyatı (ilk katarakt operasyonu), alerji ve
immunoloji arasındaki ilk ilmi bağlantının tesisi ve alerjik
astımın tanımlanması, sülfürik asitin keşfi, alkolun
antiseptik olarak tıpta kullanımı, su çiçeği ve kızamığın
ilmi esaslarla birbirinden ayrılması, modern kimya ile kimya
mühendisliğinin arasındaki geçişin kurulması, allerjik astım
üzerine yazılan ilk makale, diş ve diş eti hastalıklarının
teşhis ve tedavisinde asırlarca kullanılacak devrimci
yaklaşımlar geliştirmek R.nin söz konusu alanlara yaptığı
katkılarından sadece bazılarıdır. Öte yandan R.,
hastalandığımızda ateşimizin yükselmesini; vücudun
hastalıkla savaşma şekli, doğal savunma mekanizması olarak
tanımlayan ilk hekim olmuştur.
Felsefe, İlahiyat, Kelam ve Razi
Gözlem ve deneye verdiği öneme ve akılcı ve tabiiyun ekolüne
bağlı bir filozof olmasına karşın Mutezile kelamcıları
(Müslüman Aristocular) gibi din ve felsefenin
bağdaştırılabileceğini savunmadı. Yaratıcı bir ilkeye,
sebepsiz ilk sebebe inanmasına rağmen dinlere soğuk ve
eleştirel yaklaştı. Din hakkında bütün Orta Çağ boyunca en
ağır eleştirileri yapan düşünürlerden birisi olarak
sivrildi. Dine karşı olumsuz görüşlerini pervasızca dile
getirdiği kitapları olan Meşariku’l – enbiya (Hiyelü’l –
mütenebbiyin) ile Kitap fi nakzi’l – edyan’ı sadece Sünni-ortodoks
İslam çevreleri değil, İbrahimi gelenekten gelen bütün
mütedeyyin düşünürleri rahatsız etmiş, ağır eleştirilere
hedef olmuştur. Bu kitaplarında R. özetle şunları iddia
eder: ‘Peygamberlerin mucizeleri dinin efsane bahsine
aittir, doğru değildir. Dinlerin birbirleriyle zıt olmaları
insanlığın sürekli olarak anlaşmazlıklara düşmesine ve
savaşmalarına yol açar. Din felsefi düşünceye ve ilmi
araştırmaya ve gelişmeye düşmandır. Plato, Aristo, Euklide,
Hippokrates gibi düşünür ve alimler dinlerden çok daha fazla
insanlığa hizmet etmektedirler. İnsanlığın dinlere ve
peygamberlere itimat ve itaati gelenekten ve zihni
tembellikten kaynaklanır.’
Bu görüşleri ve eserleriyle R. Batı aleminde dine ve
Tanrı’ya karşı bayrak açan birçok düşünürün (‘zındıka
taifesi’) kutup yıldızlarından olmuştur. 2. Friederich
döneminden itibaren asırlar boyunca dinsizlik (deizm) ve
/veya tanrı tanımazlık (ateizm)ın karanlık ve tehlikeli
sularında dolaşan anıtsal yapıt De Tribus İmpostoribus’un R.
nin bahse konu kitaplarından mülhem olduğuna dair, ilahiyat
ve felsefe mahfillerinde güçlü kanaatler vardır. Öte yandan,
R.nin kimi eserlerinde kendisini Hipokrat’a eşit, Aristo ve
Plato’dan da üstün tuttuğu; sadece Sokrat’ı felsefi manada
kendisine denk gördüğüne işaret eden kimi çevreler R.nin öz
güveninin kibir boyutuna vardığına dikkatleri çekmişlerdir.
Ahlak Anlayışının Esasları
R.’nin ahlakla ilgili görüşleri de diğer görüşleri gibi
düalist bir esasa dayanırlar. Buna göre insan haz ve acı
(elem) gibi iki temel duygu/his etrafında örgütler hayatını.
Hazzın ortadan kalkmasıyla insan mutsuz olur ve derece
derece eleme/acıya gömülür. İnsanın mutlu olması için ölçülü
bir hayat sürmesi esastır. R.nin ferdiyetçi ahlakı din
karşısındaki ağır eleştirel tutumunun şekillenmesinde rol
oynamıştır.
Düşünce Dünyasındaki Yeri
Felsefede olsun tabii ilimler olsun, R., faaliyet gösterdiği
her sahada çağına göre öncü görüşler yaratmasını bilmiştir.
İslam aleminde, bu dünyanın düşünce coğrafyasında aklın,
deneyin, gözlemin daha fazla yer bulmalarına büyük hizmetler
etmiş, doğacılığın ve maddeciliğin yayılmasına ise gerçek
manada önderlik etmiştir. R. muarızları tarafından gerek
kişiliği ve gerekse de düşünce ve eserleri bakımından Plato
(Eflatun), Aristo Galen ve Öklit gibi batılı düşünürlerin
ağır oranda tesirinde kalmakla; dinsizlikle ve/veya
tanrıtanımazlıkla suçlanmıştır. Öyle ki, bazıları onu Grek
düşüncesinin İslam alemindeki şubesi, hatta 5. kolu olarak
görürken, diğer bazıları R.yi zındık tayfasının serbülendi
ilan etmişlerdir. Bütün bunlara karşın, R.nin en ciddi
düşmanları bile onun, kendisiyle aynı yolu takip eden
Mutezilenin vardığı duraklar olan aşırı şüphecilik ve
ateizme sapmadığı teslim etmek zorunda kalmışlardır. R.nin
düşünce sistematiğinde belirleyici yere sahip olan ‘nur –
karanlık’, ‘iyilik – kötülük’, ‘ruh – madde’, ‘fizik alem –
öte alem’ gibi ikiliklerin (düalite) diyalektik birlikteliği
onun Zerdüştizm ya da Maniheizmin kollarına teslim olmasına
yol açmamıştır.
R.’nin İslam ve Batı ilm ve düşünce çevrelerindeki etkisi
asırlarca sürmüştür.
Eserleri
Kitab fi’t – Tıbbi’r – Ruhani (Manevi Hekimlik Kitabı), El –
Havi (Kuşatan), El – İlm – ül – İlahi (Tanrı Bilgisi),
Taksim – ül – İlel (Nedenlerin Bölünmesi), El – Taksim ve’l
Tascir (Hastalıkların sebepleri ve tedavi yolları),
Menafiu’l – Edviyat ve Mazarrr (İlaçların Yararları ve Yan
Etkileri).
Faydalanılan kaynaklar:
İslam Ansiklopedisi (MEB)
İslam Ansiklopedisi (Türkiye Diyanet Vakfı)
İnönü / Türk ) Ansiklopedisi
Meydan Larousse
Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi
Hayat Ansiklopedisi (Cumhuriyet Müesseseleri)
Hayat Ansiklopedisi (Hayat)
Ansiklopedi Britanica
www.wikipedia.org
www.insanvebilim.com |