| |
Son yıllarda, sektörün önde
gelen fikir liderleri ve yatırımcıları tarafından önemle
takip edilen Türkiye İlaç Pazarı’na dair 2005 yılı verileri
de, gelecekte Türkiye’ nin dünya liginde geçen sene
bulunduğu 14. sıradan daha yukarılara tırmanacağına işaret
ediyor.
2004
yılında hastane tüketimi hariç 4,290 milyar dolar hacmi ile
Dünya’nın 14. büyük pazarı olan Türkiye, 2005 yılında
%55’lik bir büyüme gerçekleştirerek 6,644 milyar dolara
ulaştı.
2005 yılında pazarın hızlı büyümesinin ardındaki en önemli
gerçek ise, Şubat 2005’de SSK’da ayaktan tedavi gören
hastaların reçetelerinin serbest eczane pazarına açılması
idi.
SSK’ların firmalardan yapmış olduğu direkt alımların yön
değiştirmesi, daha önce IMS verileri tarafından
kaydedilemeyen tüketimin gözlemlenmesini sağlandı. SSK’dan
gelen reçeteler olmasa da, 2005 yılında pazarda %15 oranında
bir büyüme olduğunu tahmin ediyoruz. Buna göre, 2005 yılında
pazar büyümesine SSK’nın katkısının %35-40 civarında
olduğunu söyleyebiliriz.
Eczaneler üzerinden giden bu tüketim verilerine yaklaşık
olarak toplam 300-350 milyon dolarlık hastane ve ölçümü
yapılmayan diğer ilaç harcamalarını da eklersek, Türkiye
için toplam 7 milyar US$ lık bir pazar boyutuna ulaşırız.
Henüz kesinleşmemiş dünya verileri, bu boyutu ile
Türkiye’nin 2005 yılında, Güney Kore’den sonra dünyanın 13.
büyük pazarı konumuna ulaşacağını gösteriyor. Yapılan
öngörülerde 2009 yılına kadar Türkiye’ nin, Dünya ilaç
satışlarının %77’sini oluşturan ilk 10 ülke arasında yer
alacağı tahmin ediliyor.
2005 yılında SSK’nın serbest eczane pazarı üzerine olan
etkisini devre dışında bıraksak bile, 2000-2005 yılları
arasındaki dönemde, pazarın neredeyse üçe katlanarak çok
hızlı bir büyüme sergilediği ve birçok gelişmiş dünya
ülkesini geride bıraktığı gözlemlenmektedir. Bu gelişmede,
kullanıma sunulan ürün portföylerinde olan değişiklikler ve
pazarın içsel dinamiklerinin katkısı bulunmaktadır.
Öte yandan, sağlık hizmetlerine ulaşımda uygulanan
genişletici politikalara rağmen, Türkiye’de kişi başına
düşen ilaç tüketiminin 70-80 dolar civarında seyrediyor
olması ve AB ülkeleri ile kıyaslandığında ciddi farklar
olması, Türkiye İlaç Pazarı’nın hâlâ gerçek değerine
ulaşmadığını düşündürmektedir.
Türkiye İlaç Pazarı’nın 2005 yılında kutu bazında yapmış
olduğu büyüme, SSK’nın da etkisi ile %42 olmuş ve 1,212
milyar kutuya ulaşmıştır. Kutu bazında pazarın %85’ini
oluşturan yerli ürünler geçen seneye göre %39, ithal
kapsamına girenler ise %60 oranında büyüme göstermiştir. Ama
yıllara göre kutu bazında baktığınızda, ithal ürünlerin
payının son yıllarda azaldığını görürsünüz. Halbuki olaya
parasal olarak bakarsanız, ithal ve yerli ürünlerin
paylarının sabit kaldıkları görülecektir. Bunun nedeni son
yıllarda piyasaya verilen bir çok yeni ithal ürünün
kompleks, yüksek teknoloji ürünü ve üst fiyat grubu içinde
olması ve sağlık hizmetinden yararlanmanın artışına paralel
olarak yeni ve görece pahalı tedavi yöntemlerinin devreye
girmesidir.
Pazarda lider olarak bulunan firmalara baktığımızda, ilk üç
büyük firmanın 2004 yılına kıyasla, geçtiğimiz yıl aynı
sıralamada kaldığını görüyoruz: Abdi İbrahim, Sanofi Aventis
ve Novartis. Ayrıca, ilk 20 firma içinde yer alan Abdi
İbrahim, Eczacıbaşı, Bilim, Sanovel, AstraZeneca, Bayer,
Fako, Servier, 2005 yılı ulusal büyüme oranından daha fazla
büyüme gösteren firmalar oldu.
SSK reçetelerinin serbest eczanelere kayması ile birlikte
ortaya çıkan yeni büyüme, tüm firmalara dağılmış görünüyor.
Daha evvel SSK’nın direkt olarak yaptığı alımlara, fiyat
rekabeti nedeniyle ürün veremeyen firmaların ürünleri de
artık SSK reçetelerine girmeye başladı.
Genel olarak tedavi grupları bazında baktığımızda, 2004 yılı
ile karşılaştırırsak, dolar bazında ilk 3 terapötik sınıfta
değişiklik olmadığını ve ilk sıralarda Antirömatikler ve
antibiyotiklerin yer aldığını görmekteyiz.
Kutu satışı bazında baktığımızda ise, birim fiyatı daha
düşük olan non-narkotik analjezikler en büyük pazar
olmaktadır. Öte yandan, değer olarak en fazla büyüyen tedavi
gruplarının ise, onkolojik ürünler, antipsikotikler ve
insulinler olduğunu görüyoruz. Bu gelişme, Avrupa ve Dünya
İlaç Pazarı’ndaki pazar dinamiklerinin Türkiye İlaç
Pazarı’nda da görülmeye başlandığını göstermektedir.
Dünyadaki lider pazarlara bakıldığında, tedavi şekilleri
açısından pazarın büyük bir kısmının uzman hekimler
tarafından yönlendirileceği ve hatta büyük ilaç firmalarının
araştırma ve geliştirme faaliyetlerini bu alanlara yönelik
ürünler üzerine yoğunlaştırdıkları söylenebilir. Bu değişim,
gelişmiş ülkelerde refah düzeyi ve yaşlı nüfusun artışına
paralel olarak, hastalıkların farklılaşmasına bağlıdır.
Gelecek 5 yıl içinde global olarak 50-55 civarında onkolojik
ürün piyasaya hazır hale gelecektir. 2009 yılında 55 milyar
dolar ile onkoloji pazarının dünyada lider terapötik sınıf
olacağı tahmin edilmektedir.
Ayrıca, dünya pazarlarında uygulanan politikalar sonucunda
jenerik pazar büyümesinin arttığı, örneğin 2005 yılında %13
ile toplam pazarı ve orjinal ürünleri geride bıraktığı
gözlemlenmektedir.
Dünya’da 2006-2011 döneminde, 123 milyar dolar satışı olan
patent süresi dolacak ürünlerin jenerik pazarına kayacağı,
dolayısıyla kardiyoloji, merkezi sinir sistemi ve solunum
alanında jenerik ürünlerin büyüyeceği düşünülmektedir.
Özellikle son iki yıldır uygulanmakta olan geri ödeme
sistemlerinin etkisi ile, jenerik ilaç satışları Türkiye’de
dünyadaki gelişime paralel olarak artmaya devam etmektedir.
Tabelalarda da gördüğünüz hacim boyutunda gözlemlenen
jenerik ürün artışı 2004 ve 2005 yıllarında, toplam
tüketimde jenerik ve orijinal/lisanslı ürünlerin paylarını
az da olsa jenerikler lehine değiştirmiştir. Önümüzdeki
yıllarda aradaki farkın açılacağını tahmin ediyorum.
2005 yılında Türkiye pazarındaki büyümeye iller bazında
bakıldığında, bölgelere göre birtakım farklılıklar
görülmektedir. Türkiye İlaç Pazarı’nın kutu bazında en büyük
ilk 10 ili pazarın toplam %50’sini oluşturmakta olup
İstanbul, Ankara ve İzmir sırasıyla ilk 3 il olarak
karşımıza çıkmaktadır. En fazla büyüyen iller arasında ise,
Karabük Zonguldak ve Diyarbakır öne çıkmaktadır.
Pazarda gelecek yıllarda hızlanarak süreceğini tahmin
ettiğim yapısal değişikliklerin (örneğin referans fiyat
uygulamasının yaygınlaştırılması, Sosyal Sigorta
Sistemlerinin birleştirilmesi, reçete kısıtlaması
uygulamaları, OTC yasası, Avrupa Birliği katılım süreci
gibi) pazardaki gelişmeleri doğrudan etkileyeceği açıktır.
Bu tür gelişmeler özellikle Avrupa pazarlarında geçmişte
yaşanmış ve hattâ halen yaşanmakta olup, Türkiye’nin de aynı
paralellikte ilerleyeceği söylenebilir. Tüm bunlara sağlık
hizmetinin daha geniş kesimlere ulaştırılması konusunda
halihazırda atılan ve atılacak olan adımlar da eklendiğinde,
sağlık harcamalarındaki artış büyük bir ihtimalle farklı
tedavi gruplarına kayacak ve Türkiye, ekonomik büyümesine
paralel bir şekilde, ilaçta dünyanın en büyük 10 ülkesi
arasına girecektir.
Dr. Ali Akyıldız
Ocak 2006 itibaren IMS Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve
Türkiye bölgesinin operasyon merkezi haline geldi. Dr. Ali
Akyıldız, IMS Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Türkiye Bölgesi
Genel Müdürü oldu. |