| |
6197 Sayılı Eczacılar ve
Eczaneler Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı Taslağının Eczacılık Mesleğinde Yol Açacağı
Sonuçlar
1.GİRİŞ:
Günümüz bilgi çağında, hızlı teknolojik değişimlere ayak
uydurabilen meslekler, yaşadıkları toplumun ihtiyaçlarına
uygun hizmet üretebilmektedirler. Ancak, bunun için her
şeyden önce meslek gruplarının çalışma usul ve esaslarını
belirleyen yasaların da, çağın gereklerini karşılar
nitelikte bulunması gerekmektedir.
Bilindiği gibi halen yürürlükte bulunan 6197 sayılı
Eczacılar ve Eczaneler hakkındaki Kanun 18.12.1953 tarihinde
kabul edilmiş ve 24.12.1953 tarih ve 8591 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bundan 53 yıl
önce yapılmış bir kanunun bugünün ihtiyaçlarına cevap
verebilmesinin mümkün olamadığı, yıllardır tüm eczacılık
camiası tarafından dillendirilmesine rağmen, bu konuda somut
bir gelişme kaydedilememiştir.
Son birkaç yıldır, gerek Türk Eczacıları Birliği’nde,
gerekse T.C. Sağlık Bakanlığı bünyesinde 6197 sayılı kanun
üzerinde değişiklik yapan yeni bir tasarı üzerinde
çalışıldığı yönündeki bilgiler, T.C. Sağlık Bakanlığı İlaç
ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nden Eczacılık Fakültelerine
gönderilen ve Fakültelerden görüş sorulan taslak kanun metni
ile somutlaşmış bulunmaktadır.
2.AMAÇ:
Bu yazıda, 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkındaki
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarı Taslağı’nda
yer alan hükümlerin aynen kanunlaşması halinde
doğurabileceği sonuçları tartışılarak, meslektaşlar arasında
bu konulara dikkat çekmek ve yasa tasarısının daha geniş bir
meslektaş kitlesi tarafından irdelenmesine olanak sağlamak
amaçlanmıştır.
3.BULGULAR, TARTIŞMA VE ÖNERİLER:
Tasarının tam metnine www.izmireczaciodasi.org.tr/haber
adresinden erişilebilir.
T.C.Sağlık Bakanlığı tarafından Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığı’na ve Eczacılık Fakültelerine gönderilen 6197
sayılı Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
Taslağı; söz konusu Kanunun tümü üzerinde yapılabilecek
değişiklik önerilerini sınırlandırmaktadır. Zira Eczacılık
Fakültelerinden, Kanunun tümü üzerinde değil, sadece Taslak
üzerinde görüş istenmektedir. Böylece, örneğin eczane
açılacak dükkânların mekân özellikleri gibi önemli konularda
değişiklik yapılmamış olacaktır.
Taslağın 2. Maddesi; 6197 sayılı kanunun 5. maddesinde
değişikliğe giderek, eczane açılışlarında nüfus sınırlaması
getirmektedir. Buna göre, serbest eczane açma talepleri,
ilçe sınırları içindeki nüfusa göre;
A)Nüfusu 20.000’e kadar olan yerlerde 2500 kişiye 1 eczane,
B)Nüfusu 20.000’den fazla olan yerlerde 3500 kişiye 1 eczane
olacak şekilde değerlendirilir. Aynı ilçe içerisinde
faaliyet gösteren eczanelerin nakillerinde Kanunun
yayımlanmasından itibaren 5 yıl içersisinde bir defaya
mahsus olmak üzere, belediye başkan ve milletvekili seçimi
ve devlet memuru eşin tayini nedeniyle yapılacak nakillerde
ise seçim ve tayin sayısı kadar herhangi bir süre
öngörmeksizin nüfusa göre eczane açılması kriteri
uygulanmaz, denilmektedir.
Bugün, örnek olarak İzmir ilinde 2000 yılında yapılan son
nüfus sayımı verilerine göre 2.750.273 şehir nüfusuyla
İzmir’de 3500 kişiye 1 eczane ölçütüne göre 786 eczane
bulunması gerekirken, halen faal 1700 eczanenin bulunduğu
göz önüne alındığında, olması gerekenden iki kat fazla
sayıda eczane bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, İzmir’de yıllık nüfus artış hızı Devlet
İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre %22,88’dır.
DİE’nin saptadığı bu nüfus artış hızına göre, İzmir’in
şimdiki nüfusunun 6 milyon civarında bulunması gerekirdi!
Oysa İzmir’in nüfusunun 2005 sonu itibarıyla 3,5 – 4 milyon
arasında bulunduğu tahmin edilmektedir. Buna göre ise en
fazla 1000–1142 arasında açılması mümkündür.
Burada kanunun uygulanması sırasında hangi ölçütün, verinin
esas alınacağı ve nasıl uygulanacağının çok önem taşıdığı
görülmektedir. Bu nedenle bu kanun tasarısı taslağının
yasalaşmasından sonra uygulamalara dönük olarak çıkarılacak
dair yönetmeliklerde de, bu hususların titizlikle
düzenlenmesi gerekmektedir. Aksi halde, uygulamalara dönük
bir karmaşanın yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Yine 2. maddede, eczaneler arası mesafeye ilişkin herhangi
bir hüküm konulmamış olduğu görülmektedir. Bu maddenin
düzenlenmesinde nüfus başına düşen eczane sayılarına ilişkin
Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanan nüfus ve mesafe
sınırlamaları ölçütleri de dikkate alınabilir.
Yine taslağın 2. maddesinde; aynı ilçe içinde eczane
nakillerinde kanunun yayımlanmasından itibaren beş yıl
içerisinde bir defaya mahsus olmak üzere, nüfusa göre eczane
açılması kriteri uygulanmaz denilmektedir. Bu ifade de aynı
ilçe kelimesi yerine aynı il ve ilçe şeklinde düzeltilmeli
ve beş yıllık süre kaldırılmalıdır. Çünkü bu madde
değişikliğiyle, halen faal halde bulunan eczanelerin beş yıl
içinde bir defaya mahsus olmak üzere, nüfus kriterlerine
bakılmaksızın aynı ilçe içinde bir kez nakline izin
verilmektedir. Oysa, beşinci yıldan sonra dükkân sahibiyle
anlaşamayan, doğal afete maruz kalan veya dükkân yeri
istimlâk olan vb. gibi nedenlerle eczanesini nakletmek
isteyen eczacı, ne başka bir semte(ilçeye), ne de kendi
semti içinde nakil yapamayacaktır (beşinci yıldan sonra).
Bu beş yılda bir defaya mahsus sınırlama, beşinci yıldan
sonra olabilecek zorunlu nakillerde mağduriyetlere yol
açabileceğinden (istimlâk, mal sahibi ile kontrat iptalleri,
doğal afetlerden dolayı kullanılamama halleri hariç olmak
üzere) şeklinde bir ibare konulmalı veya beş yıllık süre
sınırlaması kaldırılmalıdır.
Taslağın 2. maddesinde yer alan ve Kanunun 5. maddesini
düzenleyen hükümde geçen ikinci eczacılık kavramının bu
haliyle işletilmesi zordur. Çünkü bu düzenlemeyle, altı
aylık staj dönemi dahil, beş yıllık eczacılık
eğitim-öğretimini başarı ile tamamlamış ve eczacı ünvanı
verilmiş bir kişiye eczane açabilmek için “en az bir yıl
müddetle ikinci eczacılık yapmış olmak” koşulu
getirilmektedir. Her yıl ortalama 1000 eczacının mezun
olduğu ülkemizde, ikinci eczacının istihdamı için sorumlu
müdür eczacılara (eczane sahiplerine) nasıl bir yaptırım
uygulanacağı belirsizdir. Bu durum beş yıllık eğitimden
sonra ikinci eczacılık pozisyonu bulamama durumunda genç
meslektaşlarımızın mesleklerini bir süre yapamamalarına,
yani mesleğe geç başlamalarına neden olabilir. Bu nedenle,
Taslağın 2. maddesinde yer alan ve Kanunun 5. maddesini
düzenleyen hükümde geçen ikinci eczacılık kavramının
işletilebilmesi için, eczacılık fakültesi öğrencilerinin
müracaat halinde, her eczane yılda en az bir ikinci eczacı
çalıştırmak zorundadır, diye bir hüküm ilave edilmelidir.
Bu düzenleme yerine daha iyisi; eczacı-eczacı ortaklığı ile
eczane açılabilmesine ilişkin hüküm konmasıdır. Yani,
eczacıların birbirleriyle ortak olarak, ortaklık
sözleşmelerini noterden onaylatarak, ortak eczane
açabilmelerine izin verilmesidir. Böylece, eczanelerde günün
her saatinde eczacı bulunabileceği gibi, açılan eczane
sayısı azalacak, daha iyi olanaklara sahip geniş mekan ve
ürün yelpazesine sahip, sermayesi güçlü, çağdaş eczaneler
açılabilecek ve meslekten olmayan kişilerle yapılan gizli
anlaşmalarla eczane açılması (muvazaa) azalacaktır.
Ayrıca, eczacı-eczacı ortaklığına olanak tanınması halinde,
eczanelerin halkın en kolay ulaşılabildikleri sağlık
birimleri olmaları bağlamında, halkımızın hizmet alma
konusunda günün her saatinde eczanede eczacı bulabilmesi,
daha kaliteli ve güvenli bir halk sağlığı hizmeti sunumu
yapılmasına da olanak tanınmış olacaktır.
Nitekim taslağın ikinci maddesinin F bendinde; “65 yaşından
sonra eczane açmak isteyen eczacılardan ikinci eczacı ile
yaptıkları noterden onaylı sözleşme örneği istenerek, ortak
eczacılık, fiili hale getirilmektedir.” Ancak, bu
düzenlemede aynı maddenin E bendinde “tam teşekküllü devlet
hastanesinden alınan eczacılık mesleğini yapabileceğine dair
heyet raporu “ istenmekte ve bu durumda, heyet raporu ile
eczacılık mesleğini yapmasında sağlık yönünden bir sorunu
olmadığını daha önce belgelemiş olan bir eczacıya, ikinci
eczacı ile birlikte çalışma zorunluluğu getirilmesi
bakımından, kendi içinde tutarsızlık göstermektedir. Ve bu
husus ve E bendi hükmü ile açıkça çelişmektedir.
Yine taslağın ikinci maddesinin İ bendinde; “eczacının,
eczane açmak istediği yerde ikamet ettiğine dair belge”
istenmektedir. Bu düzenleme muhtemelen “muvazaayı önlemek
amacıyla” tasarlanmıştır. Ancak, bu ifadeden maksat, ikamet
yeri ile eczanenin aynı ilçe sınırları içinde olmasıysa, bu
problem yaratacaktır. Çünkü bu durumda, yine İzmir
örneğinden hareket edersek, eczacının Konak ilçesinde ikamet
edip, Bornova’da veya başka bir ilçede eczane açamayacak
olması, çağdaş bir yaklaşım değildir. Buradaki ifadenin,
eczacının eczane açmak istediği il sınırları içinde ikamet
etmesi gereklidir, şeklinde düzenlenmesi tasarının amacına
uygun olacaktır.
Taslağın 6. maddesi; 6197 sayılı Kanunun 14. maddesi
değiştirilmiştir.
Buraya, Eczacılık Fakülteleri uygulama eczaneleri C bendi
olarak ilave edilebilir.
Taslağın 11. maddesiyle, 6197 sayılı kanunun 32. maddesinde
değişikliğe gidilmiştir. Burada sözü edilen “….meslek içi
eğitim programlarına katılmak” zorunluluğu, programın en az
%60’ına devam etmekle ölçülmektedir. Bu oranın tanımının
daha anlaşılır olması gerekir. Burada açılan bir programın
%60’ına devam etmek mi kastedilmektedir, yoksa yıl içinde
açılacak taslakta tanımlanmış programların % 60’ına
(örneğin, açılan 10 programın 6’sına) devam etmek mi
kastedilmektedir? Ayrıca, eczacılık fakülteleri tarafından
açılacak meslekiçi eğitim programlarının ya da eczacılık
fakülteleri desteğinde üniversitelerin sürekli eğitim
merkezleri tarafından açılacak meslekiçi eğitim
programlarının aynı kapsamda değerlendirilmesi uygun
olabilir. Bilindiği gibi, bu tür programların Sağlık
Bakanlığı tarafından tanınma, onaylanma zorunluluğu yoktur.
Taslağın 12. Madde’si, 6197 sayılı kanunun 35. maddesini
yeniden düzenlemektedir. Burada, “… koşulu ile yılda 30 gün
tatil yapabilir” ifadesi yerine, “….koşulu ile yılda toplam
30 gün süreyle eczanesinden ayrılabilir” ifadesi yer alırsa,
tatil dışı gereksinimlerle de eczacıya eczanesinden
ayrılabilme olanağı sağlanmış olunacaktır.
Taslağın 16. maddesi; 6197 sayılı kanunun 43. maddesini
yeniden düzenlemektedir.
Geçici 3. madde ve 4. maddede eczanelerde çalışan personelin
net tanımı yapılmamış; eczane teknisyeni ve eczane yardımcı
elemanı dışında çalışan personel tanımlanmamıştır.
Ayrıca, bünyelerinde eczacılık fakültesi bulunan
üniversitelerin hepsi eczacı teknisyeni yetiştiren
yüksekokullar açabilecek midir? Geçici 4. maddede yer alan
eczane teknisyenliği ile ilgili yüksekokulun ilk mezunlarını
vermesi ile birlikte, eczane yardımcı elemanı yetiştiren
kursların kapatılmasına dair hüküm konmuştur. Bu hükümle,
geçici 3. maddede tanımlanan asgari üç yıllık hizmeti
bulunan tüm yardımcı personelin eğitilebilmesi için, yeterli
bir süre tanınmamış olmaktadır. Eğer taslak bu şekilde
yasalaşırsa, eczanelerin yetişmiş personel sıkıntısı
çekmelerine neden olacaktır.
Bu nedenle, geçici 3. madde kapsamına giren personelin
isimleri en baştan tespit edilip, bunların tamamı kurslara
katılma hakkı elde edinceye kadar kurslar sürdürülecektir,
şeklinde bir hüküm getirilmelidir.
Bilindiği günümüzde eczaneler, 1. basamak sağlık hizmeti
veren ve halkımızın en kolay ulaşabildiği, hiçbir ücret
ödemeden danışmanlık hizmeti alabildiği birimlerdir.
Öte yandan, bugün bireyler evlerinde dahi kan şekeri ölçümü,
gebelik testi vb. gibi bir takım testleri kendi başlarına
yapabilmekteyken, eczanelerde bu tür uygulamaların yasal
dayanağı bulunmamakta ancak, halk tarafından enjeksiyon
örneğinde olduğu gibi, eczacılardan ısrarla talep
edilmektedir. Bu da meslek deontoloji ve etiğine aykırı,
yasal olmayan sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle,
eczanelerde kan şekeri ölçümü, gebelik testi gibi
yapılabilecek tıbbi tetkik ve uygulamaların da, bu kanun
tasarısı kapsamında belirlenmesi, halkın hizmet alma ve
eczacıların hizmet verme noktasında haklarını önceden net
olarak bilmeleri ve etik dışı davranışların oluşmasının
önlenebilmesi bakımından da büyük önem taşımaktadır.
SONUÇ:
Eczacıların ve eczanelerin çalışma usûl ve esaslarını
belirleyen 6197 sayılı Kanun’da değişiklik yapacak bir
tasarı Bakanlık ve Türk Eczacıları Birliği arasında
mutabakatla hazırlanmış ve üniversitelerin de bu taslak
üzerine görüşleri sorulmuştur. Kanun hazırlamak ne kadar zor
ise de, mevcudu değiştiren yeni bir kanun yapmak, bir o
kadar daha zordur.
Ancak, eczacılık hizmetlerinin çağdaş düzeye
çıkartılabilmesi, etik sorunların önlenebilmesi için, bundan
53 yıl önce çıkartılan 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler
hakkındaki kanunun, günün koşullarına göre yenilenmesi
kaçınılmazdır. Yıllardan beri konuşulan bu değişimin
gerçekleştirilme noktasında, en küçük ayrıntıların bile çok
iyi düşünülerek aklın ve bilimin süzgecinden geçirildikten
sonra yapılması, hem meslek, hem de toplum ve ülke yararına
olacaktır.
Üniversitelerin bu konudaki görüşlerinin taslak
oluşturulmadan önce alınmış olması daha yaralı
olabilecekken, bu aşamada istenilen görüşlerin de dikkate
alınması temennimizdir.
Ancak, bu süreçte, tüm kesimler üzerlerine düşen görevleri
yerine getirdikleri ölçüde; 6197 sayılı yasada yapılacak
olumlu değişikliklerin, eczacılık mesleğinin sorunlarının ve
bu bağlamda halkımıza evrensel standartlarda, kaliteli
eczacılık hizmeti sunumunun çözümünde anahtar rol
oynayacaktır. |