| |
Özgeçmişiniz?
15 Nisan 1972’de İstanbul’da doğdum. 1993’te İstanbul
Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldum. Eczacılık
Fakültesi’ni bitirdikten sonra hemen Bakırköy’de Polen
Eczanesi’ni açtım. 12 sene orada çalıştıktan sonra, Kartal’a
geldim.
Eczaneniz alışılmışın dışında bir büyüklükte ve ürün çeşidi
çok zengin…
Buraya gelen kişi sayısı fazla olduğu için, her ilacı
bulundurmak mecburiyetindeyiz. Hiçbir zaman hastaya “Bu ilaç
yok” demek istemem. Bütün ilaçları bulundurmaya çalışıyorum.
Bu bölgede reçete haricindeki ürünlere pek fazla rağbet yok.
Ama yine de bulunduruyorum.
Hastalarınız eczanenin bu şeklini nasıl karşılıyor?
Gelenler çok memnun. Böyle bir hizmet verdiğimiz için çok
teşekkür ediyorlar. Bir gelen bir daha geliyor. Hastalar,
hastanedeki kalabalık ortamdan çıkıp geliyor. Eczanede biraz
daha sakin ve rahat bir ortamda oturup, ilacını
bekleyebiliyor. Eczanenin büyüklüğünün yanı sıra 11 eleman
çalışıyor. Bu elemanlar hastalara en iyi şekilde hizmet
veriyor. İlaçları nasıl kullanacaklarını hastalara
açıklıyorlar. Hastalar ilaçlarını hiç beklemeden alabiliyor.
Hizmet çok hızlı. İnternette de sorun çıkmıyor, çok hızlı
bir şekilde işlemler yapılıyor. Hastalar çok memnun. Aç
karnına eczaneye gelenler, dışarıdan simit alıp, burada çay
içebiliyor. Bu arada reçeteleri hazırlanıyor. Hem
çalışanların, hem hastaların en iyi şartlarda çalışması için
her şeyi düşündük. Isıtma ve havalandırma sistemimiz var.
Her türlü konforu sağladık. Böyle bir imkânı bulunca, mekanı
en iyi şekilde değerlendirmek istedim.
Avrupa’da bu tür eczaneler daha fazla, Türkiye’de daha az.
Eski eczanenizle, şimdiki eczaneyi kıyaslarsanız, neler
söylersiniz?
Hasta portföyü çok farklı. Eski eczanede çarşı içindeydim.
Gelenlere perakende satış daha fazlaydı. Burada satışımız
direkt polikliniğe bağlı. SSK ağırlıklı olmak üzere, Bağ-Kur
ve Emekli Sandığı.
Eczaneden çok, benim mesleğime saygım çok önemli. Gelenlere
ilgim çok önemli. Bakırköy’de önceki eczanemde neysem,
burada da aynıyım. Bakırköy’deki üç elemanım burada da
benimle beraberler. Temel anlayışımızda bir değişme olmadı.
Hastalara ilgimiz, aynı şekilde devam ediyor.
Hasta odaklı eczacılık son yıllarda ön plana çıktı. Bu
konuda ne düşünüyorsunuz?
Bakırköy’de perakende satış yaptığımız müşterilere nasıl bir
ilgi gösterdiysek, burada SSK’lı hastalara aynı ilgiyi
gösteriyoruz. Bu durum, SSK’lı hastaların pek alışık
olmadığı bir şey. Daha önceleri SSK’lılar sabah çok erken
saatlerde SSK eczanelerine gelip uzun kuyruklarda
bekliyorlardı. Şu an bizim eczanemizde hiçbir zahmet
çekmeden hizmet alabiliyorlar.
Başka yenilikler yapacak mısınız?
Şimdi kış mevsiminde olduğumuz için, çok fazla bir şey
yapamadık. Bahar gelince bahçeye banklar koymayı
düşünüyorum. Hastalar dinlensinler, oturup hava
alabilsinler. Bunun haricinde içeriye bir veya iki tane de
televizyon koymak istiyorum. Bunun dışında şu an yaptığım
hizmetler; şeker hastalarının kullandığı şeker ölçer aletler
var. Bunların kullanımını hastanelerin diyabet bölümlerinde
anlatıyorlar ama, burada biz de anlatıyoruz. Tansiyon
aletlerinin kullanımını öğretiyoruz, tansiyon ölçüyoruz.
Eczanede şeker ölçümü yapmıyoruz. Bilgisayarımızda
hastaların ilaç kayıtlarını tutuyoruz. Ne zaman, ne
almışlar, hangi ilacı kullanmışlar, bunların kayıtları var.
Toplam 11 personel var. Bunlardan birisi eczacı. Bir tanesi
muhasebe işlerimizi takip ediyor, kasaya bakıyor. Birisi
yemek ve temizlik işlerine bakıyor. Diğerleri eczane
kalfası. Hepimiz sabah 9, akşam 7 arasında eczanede
oluyoruz. Cumartesi dahil. Ben de her gün eczanede oluyorum.
Bir baş kalfamız var. Tecrübesi ve yaşı diğerlerinden
yüksek. Diğerleri onun yardımcıları. Gün içinde yaptığımız
reçeteleri, akşam hep birlikte kontrol ediyoruz. Kurum
reçetelerini tekrar gözden geçirmek gerekiyor. İşlerimizi
günlük bitiriyoruz. O günün işi, o günün kontrolü, o gün
bitiyor. Başka güne kalmıyor.
Gelenler çok memnun, tebrik ederek gidiyorlar.
Mesleğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Hâlâ birtakım yasalar çıkmadı. Eczacılık fakülteleri devamlı
mezun veriyor. Eczacılar ölene kadar eczanelerini
işletebiliyor. Bir emeklilik yaş sınırı yok. Mezun olan
herkes yeni bir eczane açıyor. Yan yana bir çok eczane var.
Bunun sınırlanması lazım. Memurlarda nasıl bir yaş sınırı
varsa, eczacılara da bir yaş sınırı getirilmeli. Eczacı
eczanesini kapatmasa bile, yeni bir eczacının diplomasıyla
eczaneyi işletebilmeli. Belli bir yaştan sonra böyle olmalı.
Yüz, ikiyüz metre yakınlarda eczane varsa, yeni bir eczane
açılmamalı. Bu yasaların eczacılığın geleceği için bir an
önce çıkması lazım.
Nasıl bir değişim olmalı ki, eczacılık daha iyi bir konuma
gelsin?
SSK’da bir değişim yaşanması iyi oldu. Burada önemli olan,
eczanelerin geri ödemelerini alabilmesi. Bu ödemeler ileriki
günlerde alınamazsa, bir çok eczane için çok büyük risk
taşır. “Acaba bir gün ödemeler çok gecikirse ne olur?” diye
düşünüyoruz. Bir riske giriyoruz. SSK’da değişim yaşanınca,
Açılan eczane sayısında da artış oldu. Bu eczanelerin
gelecekleri, ödemeleri zamanında almalarına bağlı.
Eczanede toplam 10 bilgisayar var. %80 SSK’ya ilaç
veriyoruz. %20 Emekli Sandığı ve Bağ-Kur. Kurum ağırlıklı
çalışıyoruz. Perakendemiz çok az.
Aile hekimliğine geçilmesi konusuna nasıl bakıyorsunuz?
Başlangıçta bazı aksamalar olacaktır. Ama zamanla bu
aksamalar düzelir. Herkesin bir hekime bağlı olması,
Türkiye’nin sağlığı açısından çok iyi olacaktır.
Halkın eczacıya bakışı nasıl?
Halk, eczacıyı kendine daha yakın görüyor. Aklındaki soruyu
doktora sormaya çekiniyorlar. Gelip bize soruyorlar. Diyoruz
ki: “Şimdi doktorun yanından geliyorsun, Neden bu soruyu
doktora sormadın?” Doktora soramıyor, bize soruyor.
Bizi ailenin eczacısı gibi, aileden birisi gibi görüyorlar.
Hastalar alışınca, hiçbir yere gitmeden, doğrudan kendi
eczanelerine gidiyor.
İlaçların kullanımı, yan etkisi gibi konularda, hastalarımız
bizi arıyor. “Şu ilacı aldım, başım ağrıdı, midem bulandı.
yan etki yapmış olabilir mi?” diye soruyorlar. Zaten gün
boyu onun için buradayız. Eczacının eczanesinde bulunması
çok önemli. Elinden geldiğince, eczacının çalışma
saatlerinde eczanesinde durması, hastalarla bire-bir
ilgilenmesi gerek. Hasta karşısında eczacı görmek, ona
danışmak istiyor. Elimden geldiğince eczanemde durup, her
hastayla ayrı ayrı ilgilenmeye çalışıyorum.
Günün büyük bölümünü eczanede geçiriyorsunuz. İyi bir
ortamda çalışmak sizce önemli mi?
Eczanemi bu hale getirirken bir çok meslektaşım “Ne gerek
var bu kadar masrafa, tadilata?” dediler. Burada hiçbir şey
yoktu, altyapı yoktu. Günün büyük kısmını burada
geçiriyorum. Benim, çalışanlarım ve hastalarım için mekan
çok önemli. Rahat ve konforlu bir ortam önemli. Bir çok
eczane yenileniyor, tadilata giriyor. Eczanelerde bir
değişim görüyorum. Eski eczaneler, yenileri görüp, restore
olup yenileniyor. Benim eczanem ilaç ağırlıklı bir eczane.
Her çeşit ilacı bulundurmaya çalışıyorum. Karşımda bir
poliklinik var. Ve burada çalışan birçok doktor var. Her
birinin bugün tercih ettiği ilaç başka, yarın tercih ettiği
ilaç başka olabiliyor. Reçete geldiğinde değişik bir ilaç
yazdığı zaman “Bu bizim eczanede yok” dememek için, piyasada
ne kadar ilaç varsa, hemen hemen hepsini elimde bulundurmaya
çalışıyorum. Hastalar bu açıdan rahat ediyor, en azından
beklemiyorlar. |