| |
Genel Sağlık Sigortası Yasası çıktı. Beklentilerinize uygun
mu?
Bize
göre, sağlık sigortası, özü itibariyle, güvence altına
alınan kişilerin belirli sağlık hizmetlerinden
yararlanmaları halinde kararlaştırılmış olan karşılıklarının
ödenmesini öngören bir sistemdir. Özel sağlık sigortalarının
ve ülkemizde Emekli Sandığı ile Bağ-Kur’un uygulaması
böyledir.Yalnızca Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık
sigortasını Analık Sigortası ve Hastalık Sigortası şeklinde
ayırımlı olarak ve sağlık işletmeciliği de yaparak, ancak
kendi sağlık tesisi bulunmadığında veya yeterli olmadığında
anlaşmalı kuruluşlar ve sağlık çalışanları ile yürütmüş, bu
Hükümet döneminde SSK kapsamındaki vatandaşlar da
hastanelerden yararlanma yönünden memurlar ve bağımsız
çalışanlarla eşit duruma getirilmişler ve ilaçlarını serbest
eczanelerden temin etmeye başlamışlardır. Genel Sağlık
Sigortası sistemine geçilmesini öteden beri, Emekli Sandığı
ve Bağ-Kur uygulamasının birleştirilerek sosyal sağlık
güvencesi olan veya olmayan kişilerin de bu kapsama alınması
olarak değerlendirmemizden dolayı, bu sistemin olabildiğince
süratle kurulmasını savunduk. Böylece, vatandaşlar arasında
eşitlik ve Anayasa’ya ve İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi’ne uygunluk sağlanmasının yanısıra, geçmişte sık
rastlanılan mükerrer sigortalılık, aynı kişinin birden fazla
sosyal güvenlik kurumundan yardım alması, sosyal sağlık
güvencesi olmayan veya gerekli şartları yerine getirmemiş
olanların başkalarının kimliğiyle yararlanma
teşebbüsleri,Yeşil Kart Kanunu’nun ayakta tedaviyi kapsam
dışı tutması dolayısıyla, yeşil kartlıların olabildiğince
yatırılarak tedavi edilmesi eğilimi, bazı reçetelere sosyal
güvencesi olmayanlar için ilaç eklenmesi gibi kurallara
aykırı uygulamaların birdenbire ve kesinlikle ortadan
kalkacağını düşünmekteydik. Fakat bu süratle geçiş umudumuz,
Genel Sağlık Sigortası, son olarak bu dönemde, Ellisekizinci
ve Ellidokuzuncu Hükümet Programı ile Acil Eylem Planı’nda
fevkalâde önemli bir hedef olarak gösterilmesine rağmen
gerçekleşmedi ve Kanun, çok yönlü, çok çeşitli ve ilginç
yöntemlerle engelleme ve geciktirme çabaları sonucu, ancak
Dördüncü Yasama Yılı’nda ve Beşinci Yasama Yılı’nın
ortalarında yürürlüğe girmek üzere çıktı. Bu gecikme
dışında, düzenleme, genel olarak beklentilerimize uygun
bulunmaktadır.
Tasarıya Yönelik öneri ve eleştirilerin ne ölçüde dikkate
alındığını düşünüyorsunuz?
Tasarı
aşamasında eleştirdiğimiz bazı hükümler, Kanun’da yer
almamış veya görüşümüze uygun olarak düzenlenmiştir. Tenkit
ettiğimiz bazı hükümler de Tasarı’dakinden daha uygun hale
dönüştürülmüştür. Çeşitli kuruluşların birbirinden farklı
düzenlemeler çerçevesinde sosyal bağlılık güvencesi
tanıması, pek çok çalışan ve emekli ile aile fertlerinin
birden çok kuruluştan yararlanmasına yol açmıştır. Mesela
bir üniversite öğrencisi, kurumdaki sağlık hizmetlerinin
yanısıra, iş aktiyle çalışan annesi dolayısıyla, Sosyal
Sigortalar Kurumu’ndan ve emekli memur kızı olarak Emekli
Sandığı’ndan yararlanabilmiştir.Çeşitli kuruluşların farklı
şartlarda ve farklı kapsamda olsa da, aynı tür yardım
yapılması karşısında, bazı kuruluşlar hizmet sunduğu
vatandaş sayısını dahi tam olarak tespit edip
açıklayamamışlardır. Mesela Sosyal Sigortalar Kurumu’nun
İstatistik Yıllığı’nda, bu Kurum’un 2003 yılında 35 milyon
vatandaşa sağlık sosyal güvencesi sunduğu belirtilirken, bu
sayının anketlere dayalı olduğu şeklinde bir not
düşülmüştür.Kanun’a göre, Genel Sağlık Sigortası’ndan
sağlanacak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan, genel
sağlık sigortaları ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler
yararlandırılır (m62). Kanunda (m60), genel sağlık
sigortası olanlar, Türkiye’de yerleşik kişilerden;
çalışmaları dolayısıyla sigortalı sayılanlar, köy ve mahalle
muhtarları, isteğe bağlı sigortalılar, primli ve primsiz
sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir, aylık veya işsizlik
ödeneği almakta olanlar, yeşil kartlılar, sosyal hizmetliler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu gereğince korunma, bakım ve
rehabilitasyon hizmetlerinden ücretsiz faydalananlar,
vatansızlar, sığınmacılar ve yerleşim yeri Türkiye’de
olmayan Türk vatandaşları ile oturma izni almış yabancı ülke
vatandaşlarından Türkiye’de bir yıldan fazla süreyle
yerleşen kişiler ile bu sayılanların dışında kalan kişiler
şeklinde belirtilmiştir.
Tedavi hakkı alma ve pirim ödeme ilişkisi
Kanuna
göre, sağlanacak sağlık hizmetleri ve diğer haklar ile
kişilerden alınan primlerin tutarı arasında ilişki kurulamaz
(m62). Sağlanacak sağlık hizmetleri, sigortalının ve
bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlıklı kalmaları;
hastalanmaları halinde sağlıklarını kazanmaları, iş
göremezlik hallerinin ortadan kaldırılması veya azaltılması
amacını güder. Genel Sağlık Sigortası, sağlanacak sağlık
hizmetlerinin yetkisini, uygulama yükümlüsü olan kuruma
değil, Bakanlar Kurulu’na veya bir örneği Yeşil Kart
Kanunu’nda düzenlenen belirli bakanlardan kurulu bir kurula,
yahut Sağlık Bakanlığı’na tanımalıdır. Kanuna göre, 18 yaşın
altında olan kişiler, tıbben başkasının bakımına muhtaç olan
kişiler, acil haller ve diğer belirli haller dışında, sağlık
hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmek için;
kural olarak, sağlık hizmetleri sunucusuna başvuru
tarihinden önceki son bir yıl içinde toplam 30 gün genel
sağlık sigortası ödemiş olması ve kısa ve uzun vadeli
sigorta primleri de dahil olmak üzere, prim borcunun
bulunmaması şarttır (m67). Bizce, belirli hallerde sağlık
hizmetlerinden yararlanma ile prim ödeme gün sayısı veya
prim borcu arasında bağlantı kuran bu hüküm, İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi’ne, Anayasaya ve hattâ bu tasarının,
Genel Sağlık Sigortası’ndan sağlanacak sağlık hizmetleri ile
alınan prim tutarları arasında ilişki kurulmasını öngören
belirtilen düzenlemelerine (m62) aykırıdır . Kanuna göre,
ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, ortez,
protez, iyileştirme araç ve gereçleriyle ayakta tedavide
sağlanan ilaçlar için kural olarak, katılım payı alınır
(m68). Katılım payı, ayakta tedavi muayene için ilk yıl 2
Yeni Türk Lirası olarak uygulanır ve her yıl Vergi Usul
Kanunu uyarınca belirtilen yeniden değerlendirme oranında
arttırılır. Diğer hallerde katılım payları, kural olarak,
gereksiz kullanımı azaltma, sağlık hizmetlerinin niteliği
itibarıyla hayati öneme sahip olup olmaması, kişilerin prime
esas kazanç, gelir ve aylıklarının tutarı ve benzeri
ölçütler göz önünde tutularak Kurumca, %10 ve %20 oranları
arasında belirlenir. Geçici düzenlemeye göre, aile hekimleri
tarafından başlatılan sevk zinciri çerçevesindeki sağlık
hizmetlerinde bu katılım payları 3 yıl süreyle %50 oranında
azaltılarak uygulanır (Geçici m.12). Ortez protez,
iyileştirme araç ve gereçleri için ödenecek katılım
paylarının tutarı, kural olarak, sağlık hizmetlerinin
alındığı tarihteki asgari ücretin %75‘ini geçemez (m.68).
Fikrimce, katılım paylarının belirlenme yetkisi de Kuruma
değil, Bakanlar Kurulu’na veya belirli Bakanlardan kurulu
bir kurula tanınmalıdır. Kanuna göre yeşil kartlılar,
primsiz sosyal güvenlik düzenlemesine göre aylık alanlar
(65 yaş kanunu uyarınca), sosyal hizmetliler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu’nun koruma, bakım ve rehabilitasyon
hizmetlerinden yararlandırılanlar, vatansızlar ve
sığınmacılar ile bakmakla yükümlü bulundukları kişilerin
ödemiş oldukları katılım payları, Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca, kendilerine
geri ödenir (m.68). Bize göre bu düzenlemelerin kapsamı,
Yeşil Kart Kanunu’nda öngörüldüğü gibi, bir mali ölçüte
konularak genişletilmesi, böylece, bakmakla yükümlü
oldukları kişilerin çok sayıda olması dolayısıyla, aile içi
gelir payı fevkalade düşük olan diğer sigortalıların ödemiş
oldukları katılım payları da geri alınmalıdır. Kanuna göre,
Genel Sağlık Sigortası’nın uygulaması bakımından sağlık
hizmeti sunucuları birinci, ikinci, üçüncü basamak olarak
sınıflandırılır. İş kazası ile meslek hastalığı afet ve
savaş hali ile acil haller dışında sevk zincirine uyulmadan
sözleşmeli sağlık hizmeti sunucularına başvuruyla sağlık
hizmeti alındığında, ilgili düzenlemeye göre belirlenen
tutarının %70 Kurumca, kalanı genel sağlık sigortası ve
bakmakla yükümlü kişiler tarafından ödenir (m.95). Sağlık
hizmetleri, Kurum ile yurt içindeki veya yurt dışındaki
sağlık hizmetleri sunucuları arasındaki yapılan sözleşmeler
yoluyla ve belirlenen usul-esaslara uygun olarak genel
sağlık sigortaları ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin
sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularından satın aldıkları
sağlık hizmeti giderlerinin ödenmesi suretiyle sağlanır
(m.73). Usulüne uygun olarak, sözleşmesiz sağlık hizmeti
sunucularından sağlık hizmeti almayı tercih eden genel
sağlık sigortası ve bakmakla yükümlü oldukları kişilere,
sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları için belirlenen en
fazla %70 fatura karşılığı ödenir. Sözleşmesiz sağlık
hizmeti sunucularından usulüne uymaksızın sağlık hizmeti
alan kişilere, sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları için
belirlenen bedellerin en fazla %50’si fatura karşılığı
ödenir (m.73). Genel Sağlık Sigortası’ndan sigortalılara ve
sağlık hizmeti sunucularına tahakkuk etmiş alacakları
işlemlerin gecikmesi halinde tahakkuk eden tutarın %75 ila
%90’ı arasındaki tutar, son ödeme tarihini takip eden ilk iş
gününde alacaklarından kesilmek üzere avans olarak ödenir
(m.96). Kanunda Genel Sağlık Sigortası düzenlemesinin
1.1.2007 tarihinden geçerli yayımı tarihinde yürürlüğe
girmesi öngörülmektedir (m.108).
Kurum
ve Eczaneler
Anayasaya göre, Devlet, özel teşebbüslerin Milli ekonominin
gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini, güvenlik
içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır (m. 489).
Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının
sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı ve geliştirici
tedbirleri alır, piyasalarda fiili ve anlaşma sonucu doğacak
tekelleşme ve kartelleşmeyi önler (m.167). Rekabet Kanunu’na
göre piyasadaki hakim durum kötüye kullanılamaz. Devlet
İhale Kanunu’na göre mücbir sebepler dışında taahhüdünü
sözleşme ve şartname hükümlerine uygun olarak yerine
getirmeyenler hakkında, bir yıla kadar ihalelere katılmaktan
yasaklama kararı verir (m.84). Anayasa ve kanunlardaki bu
hükümlere rağmen, çeşitli sosyal güvenlik kuruluşları ve
resmi kurum-kuruluşlar, eczacılarla ilişkide vatandaşa
sunulacak hizmet ödeme şartları ve idari yasaklama
müeyyideleri bakımından birbirinden farklı ve mahkeme kararı
olmaksızın uzun süreli yedi yıla kadar yasaklamaya imkân
tanıyan sözleşmeler hazırlayıp uygulamışlardır. Mesela
anlaşması feshedilmiş olan eczanelerin, reçetelerin kuruma
fatura edilmesi hali için öngörülen müeyyide, Emekli
Sandığı uygulamasında bir yıl iken, Bağ-Kur ve Sosyal
Sigorta Kurumu uygulamalarında iki yıl süreli olabilmiştir.
Bu müeyyideler yalnızca belirli kişilerin değil, o semt veya
beldede hizmetten yararlanmakta olan vatandaşların da
cezalandırılması şeklinde sonuç doğurmaktadır. Oysa artık
ülkemizde ekonomik suça, ekonomik ceza yaygınlaşmaktadır.
Genel Sağlık Sigortası döneminde eczacılar, çok çeşitli
kurum ve kuruluşta ayrı ayrı sözleşmeler yapmak, bunları
çevresine ayrı ayrı ilan etmek ve farklı şartlarda çok
sayıda kurum ve kuruluşla ilişki sürdürmek külfetinden
kurtulacaktır. Vatandaşlar da hangi eczanelerden hizmet
alacakları hususunda, bağlı oldukları kurum ve kuruluşlara
göre özel bir anlaşma yapmaksızın, Genel Sağlık Sigortası
çerçevesinde serbest eczanelerden yararlanabileceklerdir.
Yasa Çok Önemli
Bizce
bu yasa, çok önemli olmakla birlikte, aslında sağlık
sigortalarının birleştirilmesi ve bu alandaki sosyal
yardımların da bu kapsama dahil edilmesinden ibarettir. Bu
niteliği itibarıyla mevcut düzenlemelerin en uygun ve en
fazla yarar sağlayanları aktarılarak, çok kısa zamanda
hazırlanabilirdi. Fakat hazırlık aşaması çok fazla uzamış
veya uzatılmış, Tasarıya Başbakanlığa sunuş aşamasında Genel
Sağlık Sigortası Kurumunun anlaşmalı tesislerde ayakta
tedavide ilaç ihtiyacını karşılamak üzere eczane açmasına
imkan tanıyan fevkalade ilginç bir düzenleme eklenmiş süre
sınırlaması olmayan pilot uygulamalar yapılması ve bu
aşamadan sonra ülke genelinde uygulanacak üç yıl içinde
Bakanlar Kurulu kararıyla geçilmesini ön gören geçici
hükümler konmuş, bu tür hükümler de haklı itiraz ve
eleştirilere yol açmış, sonuçta tasarı dördüncü yasama
yılının sonunda dahi kanunlaşmamıştır. Bize göre, bu
alandaki itirazlar sisteme değil, belirli konuların
düzenlenmiş biçimdeki amaca aykırılıklara yönelik
olmalıdır. Çünkü Genel Sağlık Sigortası’nın kurulması 1961
Anayasası döneminden beri gündemdedir. 1961 yılında
çıkarılan 224 Sayılı Sağlık Hizmetlerinin
Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanunda öngörülen sosyalleştirme
de Genel Sağlık Sigortasına benzer şekildedir. Bu Kanuna
göre sosyalleştirme vatandaşların sağlık hizmetleri için
ödedikleri prim ile kamu kurum ve kuruluşlarının
bütçelerinden ayrılan ödenek karşılığı her çeşit sağlık
hizmetlerinden ücretsiz veya kendisine yapılan masrafın bir
kısmına iştirak suretiyle eşit şekilde faydalanmalarıdır
(m.2). Tasarı kural olarak prim alınmasını prim ödeyemeyecek
durumda olanların primlerinin onlar adına kamu kurum ve
kuruluşlarınca yatırılmasını öngörmektedir. Sağlanacak
yardımlar ve katkı payları konularında da Tasarının ilgili
düzenlemelerini belirtirken görüş ortaya koymaya
çalışmıştım. Fikrimce, Genel Sağlık Sigortası uygulamasına
ilişkin bir çerçeve düzenleme içeren tasarının uygulanması
ve pek dağınık olan ve bir kısmı birbirleriyle uyumsuz hatta
çelişkili hükümler içeren sağlık mevzuatının toparlanması
için uygun olacaktır.
Bundan sonrası için görüşleriniz?
Genel
Sağlık Sigortası’nın, çeşitli yönetmeliklerin çıkarılması ve
çeşitli başlangıç işlemleri ve düzenlemeleri için öngörülen
azami süreler tümüyle kullanılmadan süratle uygulanması ve
bunun için ilgili her kişi ve kuruluşun olumlu katkıda
bulunması gerektiğini düşünmekteyiz. Çeşitli kesimler,
sürekli olarak, sağlık hizmetlerinin herkese parasız ve
çağdaş esaslara uygun olarak sunulmasını savunmuşlar, fakat,
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nda sosyal sağlık güvencesini
herkese yaygınlaştırmak üzere öngörülen Sağlık Kütüğü
hükmünün işletilmesini ve ödeme gücü yeterli olmayan
vatandaşlara sağlık hizmetlerinin parasız sunulmasını
düzenleyen Yeşil Kart Kanunu uygulamasının
yaygınlaştırılması ve geliştirilmesini isteyenlere destek
vermemişlerdi. Bizce, bu kişi ve kuruluşlar da ilke olarak,
sosyal sağlık güvencesinin herkese yaygınlaşmasını ve sağlık
hizmetlerinin çağdaş esaslara uygun olarak sunulmasını
öngören Genel Sağlık Sigortası’nın gereği gibi uygulanmasına
olabildiğince katkı sağlamalı ve bu hizmetlerin parasız
olmasını ikinci hedef veya aşama olarak görmelidirler. Bize
göre, bu hususta, Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi
Hakkındaki Kanunda da vatandaşların ödeme yapmalarının
öngörülmüş olduğu gözönünde tutulmalıdır.
|