|
Özgeçmişiniz?
1977
yılında Almanya’nın Hagen kentinde doğdum. 7 yaşında
Türkiye’ye döndüm. İlk, orta ve lise eğitimimi Trabzon’da
tamamladım. Daha sonra 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi
Eczacılık Fakültesi’ne girdim.1999 yılında mezun oldum ve
askerlik görevimi takiben 2002 yılında Trabzon’da Köksal
Eczanesi isimli eczanemi açtım. Evliyim. Almanca ve orta
derece İngilizce biliyorum.
Dağcılık merakı ne zaman ve nasıl başladı?
Dağcılık merakı üniversite yıllarında başladı. Aslına
bakarsanız köy çocuğu olmamın bunda oldukça büyük etkisi
var. Çünkü dağlar tarifsiz bir huzur veriyor bana.
Üniversitedeki dağcılık kulübünün ilanını gördüğümde,
aradığım aktivitenin bu olacağına karar verip katıldım.
Lakin buradaki katılımım süreklilik gösteremedi maalesef,
üniversite genciydim, fazla söze gerek yok…
Dağlara tırmanırken neler hissediyorsunuz?
Huzur,
dağlara tırmanırken hissettiğim en önemli duygu.
Özgürleştiğimi, belki de çoğu insana nasip olmayacak yerleri
görmenin verdiği hazzı ve zirveye ulaşmanın coşkusunu
hissediyorum. İnsanın doğayla başa çıkamayacağını
görüyorsunuz dağlarda. Buna karşın, karşınıza çıkacak
zorluklarla baş etmek, insanın kendini disipline etmesi
açısından da oldukça faydalı bence. Belki de bugünkü
kişiliğimde dağcılık sporu, azımsanmayacak kadar rol
oynuyor.
Dağcılık sporuna başlarken ne tür zorluklarla karşılaştınız?
Bu
spora başlarken pek bir zorlukla karşılaştığım söylenemez.
Bu sporun tehlikeli olduğu söylenir sürekli. Ben bu görüşe
katılmıyorum. Yeter ki işi kuralına göre yapın. Ve nerede
durmanız gerektiğini iyi bilin. Çünkü dağla savaş olmaz…
Unutamadığınız anılar var mı?
Aslında tehlikeli bir anım olmadı çok şükür. İlk Ağrı Dağı
tırmanışım için Doğubeyazıt’a gittiğimde, uykudan uyanıp
karşımda koca dağ kütlesini görünce bir an için ‘Benim ne
işim var burada?’ diye düşünmüştüm. Bir keresinde de Kaçkar
kuzey tırmanışında bir an boşluk hissine kapıldığımda
‘Tekrar geri dönebilecek miyim?’ diye ciddi olarak
düşünmüştüm.
Bu
hobi size neler kazandırdı?
Aslında çok şey kazandırdı. Öncelikle olaylar karşısında
sakin olmayı, hızlı düşünüp olabildiğince doğru karar
verebilmeyi, aşılamayacak sorun ve zorluk olmadığını, önemli
olanın probleme nasıl yaklaşmayı bilmek olduğunu, sadece
insanlara değil, doğadaki tüm varlıklara(bunlar canlı cansız
olabilir) saygı duymayı öğretti. Ve kaybolduğu takdirde bir
daha geri gelmeyecek güzelliklere sahip olduğumuzu öğrendim.
Dağcılık sporunda başarılı olmak için gereken prensipler,
şartlar neler?
Dağcılık sporunda başarılı olabilmek için her şeyden önce
sakinlik, sabırlı olmak ve haddini bilmek gerekiyor.
Disiplin, olmazsa olmazı dağcılığın. Dağı küçümsemek büyük
bir hata olur. Abartmamak da gerekiyor. Unutmamak gerekiyor
ki dağ hep orada, hiç bir zaman bir yere gitmiyor.
Çevreniz, aileniz, eczacı arkadaşlarınız bu merakınızı nasıl
karşılıyor?
Doğrusunu söylemek gerekirse çok değişik tepkiler alıyorum.
Bazen özendirici tepkiler geliyor, bazen de dağlarda ne
işimin olduğunu söyleyenler çıkıyor tabii. Eczacı
arkadaşlarım merak ediyorlar zaman zaman. Ailem de kendime
dikkat etmem gerektiği hususunda tedirginlik yaşıyor.
Özellikle de eşimin bir gizli endişesi mevcut. Ancak bana bu
sporu yaparken, en çok eşim destek oluyor.
Dağcılıkla eczacılık birbirini ne yönde etkiliyor, nasıl?
Malûm,
mesleğimiz gün geçtikçe stresli olmaya devam ediyor.
Ödemeler, prosedürler vesaire vesaire… Tüm bu yıpratıcı
unsurlardan kendimi koruyabilmek için dağlara kaçıyorum. Ve
her döndüğümde tekrar motive olmuş olmak, bu tür
sıkıntılarla daha kolay başa çıkmamı sağlıyor.
Eczacılıkla dağcılığı nasıl bir arada yürütüyorsunuz?
Aslına
bakarsanız bu biraz problem gibi gözükse de, halletmeye
çalışıyorum. Elimden geldiğince uzun süreli tırmanış
programlarını tatil zamanlarına denk getirmeye çalışıyorum.
Ya da kısa sürelileri hafta sonlarına ayarlıyorum.
Bu
sporu eczacılara tavsiye ediyor musunuz? Neden?
Kesinlikle evet. Tam olarak zirve tırmanışları yapamasalar
bile en azından, hafta sonlarında günübirlik doğa gezileri
yapmaları, ruhsal olarak daha da zinde olmalarını
sağlayacaktır. Ayrıca merakı olan meslektaşlarımın daha
ileri aşamada zirve dağcılığı yaptıklarını görmekten büyük
mutluluk duyarım.
Dağcılıkla ilgili ulaşmak istediğiniz hedefler neler?
Bu
sporda kişilerin kendilerine belirledikleri hedefler mutlaka
var. Benimde öyle. Yüksek irtifa dağcılığında fizyolojimin
izin verdiği yere kadar gidebilmek tabii. Burada atlanmaması
gereken bir husus da var: Dağcılık sporu masraflı bir spor.
Ben bu sporu tam profesyonel olarak yaptığımı söyleyemem.
Çünkü işim bu değil. Halihazırda Trabzon’da üyesi olduğum
TRADOST kulübüyle çeşitli projeler üzerinde çalışıyoruz.
Ancak sponsor bulmak inanılmaz güç bir durum. Oysaki
firmalar bu ödentileri vergilerinden düşebiliyorlar. Bence
amatör ruhla yapılacak bu tür girişimlere daha çok destek
olunmalı. Profesyoneller, adı üzerinde profesyoneller. Eğer
gerekli desteği bulursak, çeşitli kıtalarda bulunan 6 yüksek
irtifa denemesi yapmak istiyoruz. Umarım bu desteği buluruz.
Bunun için de öyle abartılı miktarlardan bahsetmiyoruz.
Şimdiye kadar hangi dağlara tırmandınız? Yurtdışında
tırmanışlar yaptınız mı?
Şimdiye kadar Türkiye’de Erciyes, Kaçkar, Verçenik ve Ağrı
Dağı’na tırmandım. Verçenik, Kaçkar silsilesine bağlı ve
teknik olarak tırmanışı en zor dağlardandır. Yurtdışında
tırmanış yapmadım. Bunun için maddi destek gerekiyor.
|