Eczacı Gülgün Çetinkaya

Özlemler ve Hayaller

 

 

Sizi tanıyalım.

Kayseri’de 1950’de doğdum. İlkokul, Ortaokul ve Lise’yi Aydın’da bitirdim. Daha sonra Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne girdim. Bir süre Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak çalıştım. Birkaç ay da bir ilaç firmasında çalıştım. 22 sene önce eczanemi açtım.

Ne zamandır resimle meşgulsünüz?

Kendimi bildim bileli resim yapıyorum. Çocukluktan bu yana resim bende bir tutku. Üniversiteyi bitirdiğim zaman Güzel Sanatlar’a gitmek istedim ama o zamanlar “Önce koluna altın bilezik yani meslek, sonra sanat” şeklinde bir görüş hakimdi. O nedenle eczacılığı tercih ettim. Babam da emekliye ayrılacaktı. Benim çocuğum olsa, ben de aynı şekilde düşünürüm, ama yanlış. O zamanın şartları içinde doğru ama, gerçek hayatta öyle değil. Eczacı olmaya karar verdim. İşin enteresan tarafı, üniversiteyi bitiremeden babamı kaybettim. O zamana kadar hep resim yapıyordum. Ders çalışırken defterlerin arasına bile resim yapıyordum. Babam ölünce “Ben okumayacağım” dedim. Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde bir kursa gittim. Orada desen dersleri aldım. Fakat okulu bitirmek gerekiyordu. Okulu bitirdim. Sonra İstanbul’a geldim. Bu eczaneyi açtığım zaman resim içimde bir tutku ya… Hep bir kursa gitmeye çalıştım. Bundan 20 sene önce bu kurslarda bize kumaş boyama, el sanatları öğretiyorlardı. Onları da yapmaya çalıştım. Bir şeyler öğrenmek istiyordum. Nerede ne bulursam kapmaya çalıştım. Sonra Eczacı Odası’nda bir kurs açtık. Oraya devam ettim. Karşıya gidip gelmek zor olduğu için sürdüremedim. Hep eczaneye yakın yerlerdeki kursları tercih ettim. İki senedir buraya geliyorum. Ders aldığım hocalarım gerçekten iyiydi. Yağlıboya tekniğiyle çalışıyorum.

Resimlerinizde soyut bir anlayış var.

Hocam Tülin Hanım’ın sayesinde oldu. Bunda daha başarılı olabileceğimi ifade etti. Bu işin başındayım. Bu tarzdan memnunum. Daha rahat, daha özgür çalışıyorum. Özlemlerim, hayallerim çok. Resimlerimde bunları ifade ediyorum..

Sanat anlayışınız nedir?

Sanatçı olarak doğulur. Ben öyle doğduğumu hissediyorum. Bazı şeylerim hep yarım kaldı. Sanatın başka alanlarına da ilgi duydum. Eczacılığı ve insanları çok seviyorum. İçime dönük bir insan değilim. Ailemde de sanatla meşgul insanlar var. Babam öldükten sonra, onun yazdığı şiirleri, yazıları bulduk. İlk defa yüz çizmeyi bana annem öğretti. Yeğenim tiyatroya ilgi duyuyor. Demek ki genetik bir biçimde sanatla ilgiliyim.

Eczacılıkla resim nasıl bağdaşıyor?

Ben her zaman eczanemdeyim. Yalnızca kış döneminde Çarşamba günlerini resme ayırırım. İtiraf ediyorum, eczanemin arkasında resim yapıyorum.

Meslektaşlarınıza ne tavsiye ediyorsunuz?

Mutlaka bir sanatla ilgilensinler. İki sene önce bir çok sıkıntı yaşadım. O sıkıntılı dönemi resimle aştım. Her şeye olumlu baktığım için, her şey bana olumlu olarak geri döndü. Ah, vah diyerek kendimi salmış olsaydım, bugün eczanem kapanmış olurdu. Sanatın verdiği destekle pozitif düşünüyorsunuz, daha akl-ı selim oluyorsunuz. Daha doğru kararlar alıyorsunuz. Bir ara kalbim sıkışıyordu. Doktora gittim, tansiyon ilaçları verdi. Korktum, paniğe kapıldım. Resim sayesinde hiçbir ilaç kullanmıyorum. Resim yapmak, terapi gibi. İnsanı iyi şeyler düşünmeye sevk ediyor. Oya yapmak bile sanattır. Eczacı olmak, resim yapmaya engel değil. Eczacı arkadaşlarımı resimlerimi görmeye davet ediyorum. Kadıköy Belediyesi’nde Kasdav (Kadıköy Belediyesi Sağlık ve Sosyal Dayanışma Vakfı)’da resim çalışmalarıma devam ediyorum. Bu tür çalışmalar yapan bir çok arkadaşım var, bunları ortaya çıkarmak için yardımcı olmaya hazırım.

Günümüzdeki problemlerin çözümünde sanatın rolü var mı?

Tabii ki var. Sanatla mesaj verebiliyorsunuz. Açtığımız sergide bir mesaj var. Bir resmimde 18 kadın vardı. Bu insanlar Türkiye için geçmişte mücadele verdiler. Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşayan insanlar görevini yaptı. Bu dönemde de biz yapmalıyız. Sanatçılar çok şey yapar.