|
Ethem
Sancak:
Müşteri
Kraldır, Biz Onun Tebasıyız(*)
Son derece yoğun, öğretici ve
keyifli bir üç günün arkasından kapanış konuşmasında bir
kere daha sizinle birlikte olmanın keyfini yaşıyorum.
Bitmesini istemediğim muhteşem bir ‘ziyafetin’ son
saatlerindeyiz. Şu anda, Türkiye’nin her bölgesinden bu
toplantı için gelen 500’e yakın yöneticimize hitap ederken
başka bir heyecan duyuyorum.
Sözlerime
başlarken, toplantımızı onurlandırarak, bunca işleri
arasında, engin bilgi ve tecrübe dağarcıklarından bizi de
yararlandırma imkânı sunan iki konuğumuza sizin adınıza ve
şahsım adına şükran duygularımı ifade etmek isterim.
Türk
Eczacıları Birliği Başkanı Sayın Mehmet Domaç; bir gelecek
vizyonu dahilinde sektörümüzün içinde bulunduğu durumu
analiz etti. Eczacılarımızın beklentilerini ve ihtiyaçlarını
dile getirerek, hepimiz için önümüzdeki faaliyetlerimizde
yolumuzu aydınlatacak, paha biçilmez kıymette bilgiler ve
öngörülerle dolu bir sunum yaptı.
Yine
filozof iş adamı sayın İshak Alaton, yıllar içinden
damıtılmış öğretici derslerle dolu konuşmasında ufkumuzu
açtı, bilgi dünyamızı zenginleştirdi. Onlara şükran
borçluyuz.
Üç günlük
toplantılarımızın her bir oturumu gösterdi ki, büyük
sorumluluklar altındayız. Ancak sorumluluklarımızın
bilincindeyiz. Bu bilinç ve sorumluluk duygusuyla hareket
etmeye söz veriyoruz. Hedef Alliance’ı yaratan kahramanlar
olarak sizin, her zorluğun üstesinden gelme gücünüze
güveniyorum.
Benim
aklım, sabahki oturumlarda bize sunulan projelerde. Sahra
teşkilatlarımızın hazırladığı, hizmet kalitesini artırmaya
yönelik otuzbeş proje arasından seçilen yedi projeyi dinleme
imkânı bulduk. Projelerimizin dördünü kadın arkadaşlarımız
sundu. Üç proje yeni ‘teknolojik olanaklar’ üretme
perspektifiyle hazırlanmıştı. Ayrıca iki proje de
‘çalışanlarımızın memnuniyetini’ artırmaya yönelikti. Harika
projeler... Ne kadar büyük zenginlik! Yönetim Kurulu’muzun
35 projeyi de tek tek incelemesini öneriyorum. Geçen sene
başlattığımız değişime ayak uydurma seferberliğimizin uç
vermeye başladığını, büyümeye ve gelişmeye başladığını
görüyorum. Huzurlarınızda projeleri üretenlere teşekkür
ediyorum.
Bugüne
ilişkin görevlerimizi tespit edebilmek bakımından sizinle
birlikte bir ufuk turu yapmak ihtiyacı duyuyorum.
Dünya
Nereye Gidiyor?
Gök
kubbenin altında ciddi bir kargaşa hüküm sürüyor. Kapitalizm
bir eşiğe geldi.
Bildiğiniz gibi, bugünün verili sistemi olan kapitalizm,
1200’lü yılların büyük İtalyan girişimcisi Marco Polo ile
ilk birikim sürecini başlattı. Batı’nın aklı ve bilgisi ile
Doğu’nun zenginlikleri birleşti. Uygarlık, feodalizmi
altederek eşik atladı. 1789 Fransız devrimi ile dünyaya
hakim olan kapitalizm değişik evrelerden geçerek, en son
Amerikan sistemiyle ölçek ve verim ekonomisinin
üstünlüklerini yakaladı. Kendisini aşma ve yenileme
becerisini devam ettiriyor. Ancak, üretkenlik ve tüketim
normları açısından bakıldığında, kuzey-güney, doğu-batı
arasında uçurumlar ortaya çıkmış durumda. Dünyanın üçte biri
yüksek standartlarda üretim ve tüketim potansiyeline
sahipken, dünya nüfusunun üçte ikisi bu standartlar
açısından kıyas kabul etmez gerilikte. Bugünün temel
çelişkisi budur. Sistem kelimenin gerçek anlamında
küreselleşecekse, bu çelişkinin giderilmesi gerek.
Kapitalizm ‘Asya seferine’ çıktı. Dünyanın diğer üçte
ikisinin de üretim ve tüketim standartları açısından sisteme
dahil edilmeleri gerekiyor. Artık dünya, yeniden Asya’ya
gidiyor. Kavga bunun kavgasıdır. Başaramazsa sistem çöker.
Dünyanın temel problemi budur.
Türkiye Nereye Gidiyor?
Ülkemiz,
bu temel çelişkilerin neresinden bakarsanız bakın, dünyanın
tam göbeğinde bulunuyor.
Binlerce
yıl önce başlattığımız batıyı keşfetme serüvenimiz henüz
tamamlanmadı. Ülkemizin on yıl içerisinde AB’nin eşit ve
özgür bir üyesi olacağına inanıyorum. Bu, önlenemez bir
tarihi süreçtir. AB, Türkiye sayesinde güçlenerek
gençleşecek. AB projesinin başarısı da buna bağlıdır. Ancak
bu sürecin son derece hassas coğrafyamız nedeniyle,
sarsıntısız geçebileceğini ummamalıyız. Özellikle önümüzdeki
bir yıl son derece kritik. Demokrasinin bütün kurum ve
kurallarıyla toplumumuzun dokusuna işlemesini isteyen
güçlerle, geçmişe ait güçlerin kapışması bütün hızıyla devam
ediyor. Uzun vadede ‘gidişat bellidir’. Demokrasinin önünü
kesmek mümkün olmayacaktır. Ancak, önümüzdeki süreçte,
örneğini iki ay önce yaşadığımız türbülanslara ve
zikzaklara, belki de daha ağırlarına hazır olmalıyız.
Tedbirli olmak, kendi yağıyla kavrulmak, kendi öz
kaynaklarımıza dayanmak, önümüzdeki dönemin temel şiarıdır.
İhtiyatlı, planlı, alternatif çözümlerini oluşturmuş bir
organizasyon haline gelmeliyiz. Hem ‘sakız çiğneyip’, hem
‘yürümeyi’ bilmeliyiz. Geleceğe hazırlanırken, günü ihmal
etmeyiniz. Bir ticari kuruluş olarak günün sonundaki hesaba
bakmak zorundasınız. Bugünü yönetmeyen, geleceği kazanamaz.
Dünyada İlaç Sektörü
Son beş
yılın en karekteristik özelliği olan birleşmeler ve satın
almalar yoluyla gerçekleşen konsantrasyon süreci devam
ediyor. İlaç üretmek ve satmak, her geçen gün daha pahalı ve
organize bir iş olma özelliği kazanıyor. Kâr marjları
düşüyor ve rekabet hızla artıyor. Bu durum karşısında
orijinal ilaç üreticileri giderek daha fazla jenerik
piyasasına ilgi duymaya ve bu alanda somut adımlar atmaya
başlıyorlar. Jenerik piyasası da artık, çokuluslu ilaç
rekabetinin bir parçası haline geldi. Öte yandan ulusal
olmakla birlikte, çok büyük hacimlere sahip dev jenerik
firmaları, birleşmeler ve satın almalar yoluyla çokuluslu
hale gelme planları yapıyorlar.
Türkiye’de İlaç Sektörü
Uluslararası rekabet ülkeye yansıyor. Ülkenin eski ve köklü
kuruluşları birer birer çokuluslu hale geliyor. Böyle
dönüşümlerin ve entegrasyonların devam edeceğini
öngörüyorum. Rekabetin boyutu büyüyor. Bu boyutta devam eden
rekabetin, son derece masraflı ve az kâr marjlarıyla çalışan
dağıtım kanallarının nema sistemlerini ne şekilde
etkileyeceği henüz belli değil.
Sektör
kıskaçta. Daha fazla küçülecek hali kalmadı. Resmi
otoriteler ‘tasarruf’ çabalarıyla son barutlarını da
attılar. Türbülansın yarattığı şokla alınan, salt ‘mali’
bakışlı ve kemer sıkma amaçlı kararların geri tepeceğini
düşünüyorum. Korkarım daha ‘maliyetli’, daha pahalı olarak
geri dönecek. Daha öte bir daralma beklemiyorum. Önümüzdeki
aylarda sektör yeniden büyüme trendine girecektir.
Hedef
Alliance Uluslararası Arenada
Biliyorsunuz, stratejik ortağımızla birlikteliğimizin 5.
yılına girdik. Geçenlerde yaptığımız olağan Yönetim Kurulu
toplantımızda geçen yılları değerlendirdik, kurallarımızı ve
görevlerimizi yeniden tarif ettik. Bir anlamda nikah
tazeledik. Bu başarılı yıllardan aldığımız güçle, küresel
bir oyuncu olma yolculuğumuza yüksek bir moral ve heyecanla
devam ediyoruz.
Mısır
ilaç pazarında stratejik ortağımız UCP ile sürdürdüğümüz
çalışmalar, son derece başarılı bir seyir izliyor. Üç yıllık
ortaklığımız, son derece verimli bir işbirliğiyle devam
ediyor. Onlarla birlikte komşu ülkelere açılmanın
çalışmalarına başladık.
Ortağımız
Alliance Unichem’le birlikte, Rusya’da son derece yoğun bir
çalışma dönemi bizi bekliyor. Rusya’daki faaliyetin çok
ciddi bir parçası olduk.
Romanya’da en büyük ilaç dağıtım kanalı ile prensipte el
sıkışmış durumdayız. Artık süreç bürokratik görüşmelere
kaldı. Romen meslektaşlarımız, özellikle omuz omuza
çalışmayı istediklerini söylüyorlar. Cezayir ve Bulgaristan
çalışmalarının da yıl sonuna kadar ciddi mesafeler
katedeceğini söyleyebilirim. Hedef Alliance’ın uluslararası
bir marka haline gelme süreci hızlanarak devam ediyor.
Bunca
yoğun işi arasında İstanbul’a gelerek toplantımıza katılan
sayın Steffano Pessina’ya şükran duygularımı sunuyorum.
Yaptığı kapsamlı konuşmasında kurumumuza ve bize yönelik
taltifkâr sözleri için, şahsım adına ve sizin adınıza
teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
İki
Temel Görev
Değerli
arkadaşlar, son derece önemli, bizi ileriye taşıyacak,
gelecek on yıla hazırlayan görevlerimiz var. Bunlardan
ikisine özellikle değinmek istiyorum:
Birincisi, onbin eczacımızı bir inceleme ve tetkik gezisi
için Avrupa’ya götürme projesi. Bütün hızıyla devam ediyor.
Eczacılarımızı Avrupa’lı meslektaşlarıyla, onların
eczanelerinde tanıştırarak, meslektaşlarının çalışma
koşullarını ve imkânlarını öğrenmelerini sağlıyoruz.
Eczacılarımız bu çalışma seyahatinde eczane geziyorlar,
dağıtım kanalı geziyorlar ve meslek odalarının
temsilcileriyle toplantılar yaparak, o ülkelerdeki mesleki
gelişim üzerine bilgi alıyorlar. Bin eczacımızı bu
hizmetimizden yararlandırdık. Katılan eczacılarımızın büyük
bir takdirle karşıladıkları bu kampanyayı yaygınlaştırarak
devam ettirmek, en önemli görevlerimizden biridir.
Üç aydır
‘yerel eczacı toplantıları’ düzenliyoruz. 50 üst düzey
yöneticimiz “eczacıdan öğrenme kampanyası” için seferber
olmuş durumda. Hummalı bir şekilde eczacılarımızın eleştiri
ve önerilerini kaydediyor, sorularını cevaplandırıyor, paha
biçilmez bir zenginlik biriktiriyoruz. İkibin’e yakın
eczacımıza ulaşmış durumdasınız. Kasım’a kadar beşbin
eczacımıza ulaşacaksınız. İkinci temel göreviniz budur.
Sonuç
Buradan
size ve şirketlerdeki ekranlardan beni dinleyen 5100
çalışanımıza sesleniyorum:
Değişip
dönüşebilme yeteneği, geleceğe kalmanın garantisidir. Her
zaman söylüyorum; ‘büyük’ olmak, ‘devleri’ geride bırakmış
olmak, geleceğe kalmanın garantisi olamaz.
Kendimize
güveneceğiz, kurumun gücüne güveneceğiz. Müşterimize güven
vereceğiz, tedarikçimize güven vereceğiz, çalışanımıza güven
vereceğiz. Devamlı öğreneceğiz. Geleceği kazanmanın yolu
budur.
Bu
kurumun sahibi sizsiniz. En büyük zenginliğimiz sizsiniz. Bu
kurum sizin ve çocuklarınızın refahı ve geleceği için var.
Yöneticilerinize güvenin, onları dinleyin ve onları eğitin.
Kulağınıza küpe olsun; müşteri kraldır. Biz onun tebâsıyız.
Hepinizi
sevgiyle kucaklıyorum.
(*)Yöneticiler Genel
Kurulu’nda yapılan konuşma.
Başlık ve arabaşlıklar
tarafımızdan konuldu.
Hedef Sağlık
|