|
Ordu’da baba-oğul eczacıların yıllardır hizmet verdiği bir
eczane var: 1956’da kurulan Sağlık Eczanesi. Eczanenin ilk
kurucusu Eczacı Mehmet Katırcıoğlu, 79 yaşında bir
delikanlı. Mehmet Bey, Ordu’nun tanınmış ve köklü bir
ailesine mensup zarif bir beyefendi. Zaman zaman “Chevrolet”
marka otomobiline binip, kısa gezintiler yapmak onun en
büyük tutkularından. Bir de mesleki tutkusu var Eczacı
Mehmet Bey’in: Havanda ilaç yapmak. Şimdi gelin bu
eczacımızın hayatını kendi cümleleriyle okuyalım… Hedef
Sağlık
İlaç
Mümessilliğinden Eczacılığa…
1927
yılında Ordu Taşbaşı Mahallesi’nde doğdum. İlk ve orta
öğrenimimi Ordu’da, lise tahsilimi Samsun’da tamamladım.
1951 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’ne bağlı Eczacılık
Okulu’ndan mezun olduktan sonra, Sivas Askeri Hastanesi’nde
vatani görevimi yerine getirdim.
Manisa
ve Bitlis devlet hastanelerinde bir süre eczacılık yaptım.
Aldığım maaşla geçinmem imkânsızdı, ben de Bakanlığımıza
başvurarak, o sırada boş bulunan Ordu Hastanesi’ne naklimi
istedim. Tayinim bürokratik engele takıldı, gerçekleşmedi.
İstanbul’da yabancı sermaye ortaklığıyla kurulan Amerikan
Squib ilaç firmasının gazete ilanını okuyarak, Trabzon
Bölgesi altı ili kapsayan ilaç mümessilliği görevine talip
oldum.
Bölgenin o zamanki bazı yokluklarına ve zorluklarına karşı;
emeğimin, dürüst ve verimli çalışmalarımın karşılığını
fazlasıyla almanın mutluluğunu yaşıyordum. Mümessilliği
sevmeğe başlamıştım. Firmam beni maddi ve manevi bakımdan
ödüllendiriyordu.
Bu
arada propaganda dışında kalan boş zamanlarımı da Trabzon
içinde en çok iş yapan, sevilen eczanelerde geçiriyor,
eksiklerimi tamamlıyordum.
1956
yılında eczane açma tahdidi kaldırılıp, serbest bırakılınca,
doğduğum, büyüdüğüm, çok sevdiğim memleketim Ordu’da
ihtiyaca binaen, üçüncü eczanenin gerekliliğine inanarak
kararımı verdim. Bağlı olduğum ilaç firmasına çok şeyler
borçluyum. Görevimi kurallara uyarak en iyi şekilde yerine
getirdim ama karşılığını da ödüllendirilerek almanın
sevincini yaşadım. Cazip tekliflerini kabul edemeyerek, 1956
Nisan’ında aynı yerde, Ordu’da üçüncü eczaneyi açmış oldum.
İnsan Sağlığı’nın Hizmetinde Bir Aile
1955
yılında yaptığım evlilikten dört çocuğum oldu. Sağlıkçı bir
baba olarak, evlatlarımın sağlık dallarında eğitim
almalarını istemiştim. Sağolsunlar beni mahçup etmediler.
İkisi tıp, bir tanesi de eczacılık tahsillerini tamamlayarak
camiamıza katıldılar. Buna bir de tıpta ve eczacılıkta
okuyan iki sevgili torunumu da katarsak, demek ki ailemizin
altı kişilik bir bölümü ülkemizin sağlık ordusunda hizmet
ediyorlar, hizmet edecekler. Ben de bir baba, bir dede
olarak ayrı ayrı onlarla gurur duyuyor, Allah’ıma
şükrediyor, emeklerimizin boşa gitmediğini görmenin büyük
mutluluğunu yaşıyorum.
Eczacılık diplomamı alalı tam 55 yıl olmuş. Mesleğimizin
çeşitli sınıflarında bulundum. Yarım asırdan beri de Sağlık
Eczanesi ismi altında değerli hemşehrilerimize layık
oldukları en iyi hizmeti vermeğe gayret ediyoruz. İkinci
oğlum Eczacı Ferit’e eczanemizi 1985 yılında devrederek,
birlikte çalışıyoruz. Genç meslektaşım oğlum Ferit’le örnek
bir mesleki ve insani dayanışma ortamında, klasik eczacılığı
laboratuarımızda yürütmenin, ilerleyen yaşıma rağmen bir işe
yaramanın keyfini ve hazzını duyarak yaşamak, dinç kalmamın
en büyük nedeni olsa gerek.
Eczanemizi açtığımız tarihten bu yana deontolojiye ve diğer
insani kurallara harfiyen uyarak genç doktorlarımıza,
stajyer eczacılarımıza, kalfalara ve yardımcılarına faydalı
olabilmenin prensiplerine her zaman sadık kaldık ve
kalacağız.
Günümüzün Eczacıları Nasıl Olmalı?
Çağın
eczanelerinin yükü hayli ağırlaştı. Müşahedem odur ki,
günümüz eczacıları, hastalıklar, endikasyonlar ve
bilgisayarlı sistem konularında daha donanımlı, bilgili,
takipçi olmak zorundalar. Eczanelerinin başından kısa süre
için dahi olsa ayrılmalarının müesseselerine maddi manevi
telafisi mümkün olmayan büyük zararlar verebileceğini
gözardı etmemeliler. Yine günümüz eczacısı, yerine göre aynı
zamanda muhasebeci, ekonomist, sağlık danışmanı ve biraz da
psikolog olmak zorundadır, diye düşünüyorum.
Geriye
dönüp baktığımda, hastalarımız, doktorlarımız ve
meslektaşlarımızla diyaloğu bazı özel prensiplerimizden ödün
vermeden, deontoloji ve âdâb-ı muâşeret kurallarına harfiyen
uyarak, en iyi şekilde yerine getirmeğe çalıştık. Bu konuda
en büyük destekçim oğlum Ferit’e ve eczanemizin bilgili,
çalışkan, dürüst ve çok yönlü yardımcı elemanlarına ayrı
ayrı teşekkürü borç bilirim.
Mesleğimi çok seviyorum. İlerlemiş yaşıma rağmen,
eczanemizin laboratuarında galenik (yapma) ilaçları
hazırlamaktan büyük keyif alıyorum. Sağlıklı ve uzun ömürlü
yaşam için ilgili uzmanların tavsiyelerine harfiyen uyarak,
görsel ve yazılı basındaki tıbbi bölümleri takip ederek
faydalanırım. Tüm olaylara olumlu yönünden bakar, yürüyüşü
sever, vitaminlerimi ihmal etmem. Müziğin ve sporun her
dalından hoşlanır, izlerim. Eczacılık okul takımında futbol
ve voleybol oynadım. Üniversitede bir süre Türk Sanat Müziği
korosuna devam ettim. Gençliğimde şiir yazar, gündemdeki
tangoları çok sever, ezberler, okurdum.
Bu
arada Orduluların çoğunun tanıdığı, dört çocuğumun şoförlüğü
öğrendiği, burnumuzun dahi kanamadığı, emektar antika olan
66 model İmpala Chevrolet’den bahsetmemek vefasızlık olur
kanısındayım.
Eczanemiz dışındaki boş zamanlarımda, onunla birlikte
gezintiye çıkmak, onun gazına basmak, onu yıkamak, kısacası
onu hayatımın bir parçasıymış gibi kabul etmek, zevklerimin
en mühimi. Kolay değil, 40 yaşındaki arabamız, 38 yıldan
beri ailemize unutulamayacak keyifli hizmetler verdi.
Yine
yıllardan beri odamız başkanlığını büyük bir titizlik ve
özveriyle yürüten, mesleki sorunlara kısa zamanda çözümler
bularak bölgemiz içindeki bütün zorluklara, aksamalara
rağmen, insanlarımıza bu kutsal görevi zamanında yerine
getiren eczaneler arasındaki birliği, dayanışmayı ve sevgiyi
sağlayan başkanımız Murat Yürür’e ve yönetimindeki kıymetli
meslekdaşlarıma teşekkürü bir borç bilir, hepinize sağlıklı,
huzurlu, başarılı, mutlu yıllar dilerim.
|