Mesleklerinde ve Hayat Arkadaşlığında Birlikte 50 yıl...

 

Aytaç ve Aygen Akkor çifti… Her ikisi de eczacı babanın çocukları… Her ikisi de, o dönem Eczacılık Okulu olan İstanbul Eczacılık Okulu mezunu. Bugün her ikisi de İstanbul Florya’da bulunan eczanelerinde meslekteki 50 yıla yaklaşan serüvenlerini ilk günün heyecanı içinde yaşıyorlar. Kapısında “Aytaç Eczanesi 42. yıl” yazısı bulunan eczanelerinde görüştüğümüz Akkor çifti 50 yıllık serüvenlerini bizimle paylaştılar..

Okul yılları, mesleğe ve birlikteliğe ilk adımlar…

40 Yılın Eczacılarını tanıttığımız serimizin bu sayıdaki konukları, eczacı bir karı koca; Ecz. Aytaç ve Ecz. Aygen Akkor çifti. Ecz. Aygen Akkor’un deyişiyle, İstanbul Eczacı Mektebi’nde başlıyor birliktelikleri. Her ikisinin de, eczacı babaların çocukları olarak, adeta doğuştan meslekleri belirleniyor. Dönemin en cazip meslekleri Kimya Mühendisliği, Diş Hekimliği ve Eczacılık olarak görünüyordu. O günlerde sadece İstanbul Eczacılık Okulu bulunması nedeniyle eczacı olabilmek oldukça zordu. Yapılan sınavda 80 kişinin arasına girebilmek zorunluluğu vardı.

Aygen Akkor 650 kişi ile birlikte sınava girer. Asker ve eczacı olan babası Aygen’e sürekli kazanacağını telkin ederken, o bu konuda oldukça karamsardı. Sonunda kazandığı haberini alınca babasına koşar ve ona sonucu söyler. Askerliğin getirdiği otoriteye sahip olan babası önce bir tokat atar Aygen’e. Aygen Akkor babasının bu tepkisini “O bir takdir tokadıydı” diye tanımlıyor. Bu tokadın ardından sarılıp öper oğlunu. Aygen Akkor lise yıllarından itibaren babasının Erenköy’deki eczanesinde çalışmaya başlamıştı. “Okula başladığımda zaten birinci sınıf kalfaydım” şeklinde anlatıyor durumu Aygen Akkor.

Benzer bir hikayeye sahip olan Aytaç Akkor’un babası Ecz. Mehmet Akbay, Bursa Ecza Deposunun sahibidir. Aynı zamanda Mudanya’nın o dönemdeki tek eczanesine sahip olan babası Aytaç hanımın mesleğini seçmesinde son derece etkili olmuş. Başlangıçta eczacı olmak istemeyen Aytaç Akkor öncelikle Tıp Fakültesi’ne başvurmuş ve ilk dokuz kişi arasında kazanmış. Ancak tıp fakültesindeki ilk döneminin ardından babasının baskısı ile eczacılık okuluna geçiş yapmış.

1959 yılında Eczacılık Okulu’ndan beraber mezun olan Akkor çifti okulun ardından beraberliklerine resmiyet kazandırırlar. Ardından Aygen Akkor’un askerlik görevi için beraber Ankara’ya giderler. Askerlik dönemine başladığı sırada 1960 ihtilali yaşanır. Babasının asker emeklisi olması dolayısıyla oldukça rahat bir askerlik dönemi yaşayan Aygen Akkor, askerlik görevini Ankara Milli Savunma Sağlık Başkanlığı’nda yapar. Bu dönemde Aytaç Akkor ise aynı zamanda babasının ecza deposunda mesul müdürlük görevini yürütmektedir. 

1961 yılında İstanbul’a geri dönen Akkor çifti aynı yıl Balat Eczanesi’ni devralarak İstanbul macerasına kaldıkları yerden sürdürürler. Balat Eczanesi 150 yıllık bir eczanedir. Sahibi olan Yahudi eczacı İsrail’e dönüş kararı almasından dolayı eczanesini Aygen Akkor’a devreder. 1974 yılına kadar burada eczacılık yapan Aygen Akkor’da, Balat halkı unutulmaz izler bırakır. “Halkı çok başkadır” diye anlatır Aygen Akkor Balat’ı; “eczaneye gelir, cebindeki parayı çıkarıp ortaya koyar, reçeteyi de verir. ‘Param bu kadar, bana ihtiyacım olan ilaçları ver’ der”. Gönlü çok zengin ancak cebinde parası olmayan insanlar olarak tanımlıyor Aygen Akkor, Balat insanını.  

“Bu eczaneyi alıcam senden”

Balat’ta dişçilik yapan Tevfik Bey, bir gün küçük kızını Ecz. Aygen Akkor’un elini öptürmek için getirir. Küçük kızın dişçi babası “Kızım bugün ilk mektebi bitirdi. Ben de senin elini öptürmeye getirdim. Ben bu kızı eczacı yapacağım. Sonra da gelip bu eczaneyi senden alıcam” der. Ecz. Aygen Akkor bu iddialı istek karşısında, önce küçük kızı tebrik eder, arkasından babasına “sen bu kızı eczacı yap, söz ben de bu eczaneyi senin kızına bırakacağım” der. Yıllar sonra Dişçi Tevfik kızı ile eczaneye tekrar gelir ve kızına Aygen amcasının elini öptürür. “bugün kızım eczacı olarak mezun oldu. Biz de senden eczaneyi almaya geldik der” Dişçi Tevfik. Ecz. Aygen Akkor o gün verdiği sözde durur ve eczanesini bu genç eczacıya devreder. Bugün Balat Eczanesi hala Dişçi Tevfik’in kızının eczanesidir.  

Aytaç hanım da eczanesini açıyor…

Bu arada 1964 yılında iki çocuk sahibi olan Aytaç Akkor babasının ecza deposundaki görevini bırakarak İstanbul’da eczane açma kararı vermiştir. Eczane açmak için araştırmalar yapan Aytaç Akkor bugün bulunduğu Florya’yı keşfeder. Çocuklarını yetiştirmek için çok doğru bir yer olduğunu düşündükleri Florya’nın ikinci eczanesini 2 Kasım 1964 yılında açarlar. Bu yıllarda daha çok yazlık bir muhit olan Florya’da oldukça az bir nüfus vardı. Akkor çifti Florya’yı son derece severler ve evlerini de buraya taşırlar. O günden bu yana Aytaç Eczanesi 42 yıldır Florya’da hizmet vermeye devam eder.  

“Diplomalı Kalfa..”

1974 yılında eczanesini genç meslektaşına devreden Ecz. Aygen Akkor Florya’da eşi ile birlikte çalışmaya başlar. Bir dönem komşuları olan Ecz. Mehmet Domaç, Aygen Bey’e şaka yapmayı alışkanlık haine getirmiş ve her eczaneyi ziyaret edişinde “burada diplomalı bir kalfa varmış. Nerede o?” dermiş. 1989 yılına gelindiğinde Aytaç Eczanesinin bulunduğu binanın yıkılması söz konusu olunca Ecz. Aygen Akkor Florya’dan ayrılmayı istemez ve kendisine, bugünkü Yeni Eczaneyi açar. Aytaç Eczanesinin bulunduğu binanın yıkılmasından vazgeçilmesi ile Akkor çifti tekrar ayrılmış(!) olurlar.

İki çocukları olan Akkor çifti çocuklarının eczacı olmasını çok istemişler. Ancak oğullarının birisi doktorluğu, diğeri endüstri mühendisliğini tercih etmiş. Ecz. Aygen Akkor bu isteklerinin nedenini şu şekilde dile getiriyor; “ Eğer doktor olan oğlum bugün eczacı olsaydı, şunu söyleyebilecekti: Benim babam eczacı, annem eczacı; babamın babası eczacı, annemin babası da eczacı ve nihayet ben de eczacıyım. Herhalde bunu söyleyebilme şansına sahip tek eczacı da o olacaktı”. Akkor çiftinin, çocuklarının başarıları ile gurur duyduklarını gözlemledik.

Bu 50 yıla yaklaşan serüvenleri içerisinde Akkor çifti mesleklerine karşı ilk günkü heyecanı duyuyorlar. Eczacılığın hayatlarının her noktasına işlemesinden kesinlikle rahatsız görünmüyorlar. Bu heyecanla Aytaç Akkor, bugün Pharmethic Eczacılar Derneği’nin en yaşlı üyesi olmaktan gurur duyduğunu söylüyor. Başlangıçta eczacı olmayı hiç istemeyen Ecz. Aytaç Akkor bugün eczacı olduğu için gurur duyduğunu ifade ediyor.  

Gençlere öğütler..

Bütün hayatlarını mesleklerine adayan Akkor çiftinin genç meslektaşlarına neler söylemek istediklerini merak ediyoruz. Ecz. Aygen Akkor, “Eczacı olsunlar ama tüccar olmasınlar. Eczacılık tüccarlık değildir. Kaldı ki mesleklerine bu gözle bakarlarsa ticari olarak da daha başarılı olacaklardır zaten” şeklinde ifade ediyor önerilerini. Ecz. Aytaç Akkor ise eczacıların rekabet içerisinde olmasının meslek için çok büyük bir yanlış olduğunu vurguluyor.

Ecz. Aygen ve Aytaç Akkor çiftinin okul sıralarında başlayan birliktelikleri, eczane raflarının arasında yarım yüzyıla yaklaşıyor. Bu yarım yüzyılın birikimini ve mutluluğunu bu birkaç sayfada anlatmamız elbette mümkün değil. Bizce en iyisi sizde gidin ve bu iki ustanın o bitmez tükenmez enerjilerini içinizde hissedin.