| |
Günümüzün
toplumunda, eğitim düzeyinin artması ve dolayısıyla
farkındalıklar, yalnızca uzun yaşamanın değil, kaliteli
yaşamanın ve iyi görünmenin önemini ortaya çıkarmıştır.
İyi
görünmek için kullanılan kozmetik cilt preparatları cildi
temizlemek ve güzelleştirmeyi amaçlarken, kozmesötik
preparatlar cildin yapısını ve fonksiyonlarını değiştirmeyi
sağlamaktadır. Kozmesötik madde ve preparatlar, topik
kozmetik/farmasötik hibridlerdir ve biyolojik olarak
etkindir. Hedefleri, cildin sağlıklı ve iyi durumda
kalmasını sağlamak, yaşlanmaya bağlı belirtileri azaltmak
veya yavaşlatmak ve bazı cilt sorunlarını çözümlemektir.
‘Kozmesötik’ olarak nitelendirilen madde ve preparatlar
yerine, daha popüler olarak, ‘etkin kozmetikler’, ’dermakozmetikler’,
‘dermatokozmetikler’ ve ‘ara-ürünler’ gibi terminolojiler de
kullanılmaktadır.
Kozmesötik madde veya ürünler, formülasyonları açısından
klasik kozmetik madde veya ürünlerden farklılık gösterir.
Kozmesötik maddelerin bir kısmının kararlılık problemleri
varken, bazıları da deride irritasyon yapıcı özelliğe
sahiptir. Yine bu gruptaki bazı maddelerin
formülasyonlarının hazırlanmasında farklı sorunlarla
karşılaşılabilir. Etkinlik, kalite, güvenilirlik ve
tolerabilite ve uygun fiyatın sağlanması, kozmesötik
preparatlar için kaçınılmaz özelliklerdir. Dolayısıyla,
kozmetik olarak etkin ve kararlı bir ürün hazırlamak için,
bu tür etkin maddelerin öncelikle bir taşıyıcı sistem içinde
formüle edilmesi gerekmektedir. Birçok kontrollü salım
sisteminin ana amacı, kozmesötik maddenin sürekli etkisinin
sağlandığı, kararlı ve estetik kozmetik formülasyonların
hazırlanabilmesidir.
Sülfür,
silikatlar, selenyum ve çinko içeriği zengin olan mineral
su, cildi temizleyici, antibakteryel ve antifungal,
nemlendirici ve serbest radikal zararlarını giderici
etkilerinden dolayı kozmesötik hammaddeler arasında yer
almaktadır. Yaygın olarak kullanılmamakla birlikte, normal
sudan daha yavaş buharlaşan ağır su (döteryum oksit)
nemlendirici ve bazı akne bakterilerine karşı etkisi
nedeniyle kozmesötik preparatlarda denenmektedir.
Emoliyan
veya hümektan etkisi olan nemlendirici maddelerin hedefi,
tüm kozmesötik madde ve preparatlar gibi, yalnızca Stratum
corneum değil, epidermis’in derin katmanları ve dermis’tir.
Emoliyan etki, cilt katmanlarının arasındaki boşlukların
doldurulması sonucu oluşan kaydırıcılık iken; hümektan etki,
suyun emilmesi ve cilt hücrelerinde saklanmasını
sağlamaktır. Nemlendirici maddelerin güncel
sınıflandırılması, hidrofilik film oluşturucu, hidrofobik
film oluşturucu ve epidermik lipitleri içermektedir. Su
varlığında jel oluşturan, hyalüronik asit ve tuzları,
glikozaminoglikanlar (kondroitin sülfat, dermatan sülfat),
kitosan, kolajen ve sübstitüe polimerler (gliseril
poliakrilat, katerner polivinilalkol, poliviniloktadesil
eter) gibi maddeler, cildin üzerindeki hidrofilik film
sayesinde doğal cilt nemini tutar ve dehidratasyonun neden
olduğu kırışıklıkları azaltır. Örtücü özelliği ile suyun
uçmasını önleyen hidrofobik film yapıcı nemlendirici
maddeler arasında, vazelin, sıvı vazelin, parafinler,
ozokeritler, mumlar, yağ alkoller, silikon yağları ve doğal
yağlar (badem, jojoba, avokado, susam, ayçiçeği, hindistan
cevizi, üzüm çekirdeği) bulunmaktadır. Örtücü özelliğe
sahip, hücrelerarası boşluklara difüze olarak nemi regüle
edici etkili, Stratum corneum’dan penetrasyonu hızlandırıcı
ve su tutma kapasitesini ikiye katlayan epidermik lipitlere
örnektir. Nemlendirici maddelere örnekler ise, doymamış yağ
asitleri, seramitler, fosfolipitler, sfingolipitler,
steroidik alkol veya esterler, lanolin ve türevleri ve
aminler’dir (trietanolamin ve diazolinil üre). Günümüzde en
popüler olan yaklaşım, hücrelerarası lipidik tabakayı
onarmaları nedeniyle, lipofilik karışımlar ile cildi
nemlendirmektir.
Cildin en
dışında bulunan ve ölü hücrelerden oluşan tabakayı
aşındırarak uzaklaştıran, derinin üst tabakasını ‘fiziksel’
olarak soyan preparatlar da (peeling, abrasives, scrubs)
günümüzde yaygın olarak kullanılan kozmetik
preparatlardandır. Su içeren grubu, doğal kabuklar ve
tohumlar, kayısı çekirdeği, badem kabuğu, üzüm çekirdeği,
şeftali çekirdeği, fındık kabuğu, pamuk tohumu kabuğu, ceviz
kabuğu, farklı polimerler, boncuk veya toz polietilen, toz
naylon, polipropilen, selüloz boncuklar, polistiren veya
sünger taşı içerir. Taneciklerin sertliği, şekli ve boyutu,
preparatın başarısında önemli rol oynar. Yüz hariç, vücudun
diğer bölgeleri, özellikle el ve ayaklar için kullanılan su
içermeyen grupta ise, taşıyıcı madde olarak, sıvı parafin,
sentetik esterler, farklı viskozitelerdeki silikon yağı ve
glikoller; aşındırıcı madde olarak da deniz tuzları,
magnezyum sülfat ve sodyum klorür yer alır. Cildin en
dışında bulunan ve ölü hücrelerden oluşan tabakayı
aşındırarak uzaklaştıran, derinin üst tabakasını ‘kimyasal’
olarak soyan kozmesötik maddelerin (exfoliation) en yaygın
kullanılanı, düşük konsantrasyonlarda temizleyici,
nemlendirici ve daha yüksek konsantrasyonlarda hafif soyucu
etkisi olan hidroksi asitler’dir (glikolik asit, laktik
asit, sitrik asit, tartarik asit, pirüvik asit, malik asit).
Hidroksi asitler, cildin görünümünü düzeltir, gözeneklerin
tıkanıklılığını giderir ve epidermal engeli zayıflatarak
nemlendirici, retinoid, renk açıcı krem ve antioksidanların
geçişini arttırır.
25
yaşından sonra, cildin her yıl kolajen ve esnek dokusunun %
1’ini yitirdiği bilinmektedir. UV ışığı, cilt yaşlanmasının
görünür etkilerinden baş sorumludur. Sağlıklı ve genç
görünüm için tek ve en önemli adım, etkin güneşten
koruyucuyu sürekli kullanmaktır. Ultraviyole (UV)
radyasyonun, protein, elastin ve cilt DNA’sına hasar verdiği
bilimsel olarak saptanmıştır. Güneş ışınlarından ‘kimyasal’
olarak koruyucu maddeler cilt proteinlerine bağlanırlar ve
UVB’yi (280-320 nm) emerler. Gerçek brozlaşmayı sağlayan UVB
ışınlarından koruyucu maddelerin alerjik veya temas
dermatiti ve fototoksik ve fotoalerjik reaksiyonlara yol
açma eğilimi vardır. Paraaminobenzoik asit (PABA ve
türevleri), sinnamatlar (metoksisinnamat), salisilatlar (oktil
salisilat), benzofenonlar (oksibenzon, benzofenon),
dibenzoilmetanlar, antralin (mentil antralinat), oktokrilen
ve avobenzon (Parsol-1789) piyasa preparatlarında sıklıkla
karşılaşılan maddeler arasındadır. Güneş ışınlarından
‘fiziksel’ olarak koruyucu maddeler engel oluşturarak
ışınları yansıtır veya saçar. Alerjik veya irritan temas
dermatit ve fototoksisiteye neden olma riskleri yoktur.
Ayrıca, inert özelliktedirler. Bu nedenle günümüzde,
yalnızca güneş ışınlarından koruyucu preparatlarda değil,
her türlü kozmetik preparatta yer almaktadır. Demiroksit
pigmentleri, UV radyasyona, görünür ve kızılötesi ışınlara (infrared-
IR) koruyuculuk sağlar. Çinkooksit (ZnO) ve titanyumdioksit
(TiO2) güneş ışınlarını yüksek derecede yansıtıcı özelliğe
sahiptir. Optik özellikleri partikül boyutu ile değişkenlik
gösterir.
Cilt
yaşlanmasına karşı kullanılan preparatlar (antiaging
preparatlar), günümüzde üzerinde en yoğun olarak çalışılan
grubu oluşturmaktadır. İyi görünmek fenomeni dahilinde, cilt
yaşlanmasının tamamen önüne geçilemese bile, yaşlanmayı
yavaşlatmak ve geciktirmek hedeflenmektedir. Retinoidler
arasında bulunan ‘Retin-A’ (retinoik asit veya tretinoin),
kolajende ve dermisteki kan dolaşımının artmasına,
hiperpigmentasyonda azalmaya, derinin üst tabakalarındaki
hücre çoğalmasında artışa ve cildin genel görünümünde
düzelmeye yol açar. Etkinliği doza ve uygulama süresine
bağlıdır. Gözle hissedilir etkinlik en az 4 ay sonra elde
edilebilir. Topik retinoidler çok irrite edicidir. Ciltte
kırmızılık, tabakalanma, cilt duyarlılığında artış ve güneşe
duyarlılıkta artış gibi istenmeyen etkiler ortaya çıkabilir.
‘Retin-A Micro’ ve ‘Renova’, irritasyonu azaltmak için
hazırlanan yeni formülasyonlardandır. “Üçüncü jenerasyon"
topik retinoidler ise, akne ve güneş ışınlarına bağlı
yaşlanmanın tedavisinde kullanılmaktadır. Bu grupta differin
(adapalene), tazorak ve avage (tazaroten) bulunur. Kozmetik
amaçlı topik retinoidler için “altın standart" olarak kabul
edilen avage, kolajen sentezini artırır, melanozomların
agregasyonundaki ve üretimindeki azalmayı tamir eder,
pigmentasyon anomalitelerini düzeltir, hyalüronik asit
üretimini artırır ve kırışıklıkları düzeltir. Retinol (A
vitamini), canlı hücrelerde retinoik asite (tretinoin,
Retin-A) dönüşür. Deri hücrelerinin doğal eksfoliasyonu
hızlandırarak derin olmayan çizgi ve kırışıklıkları giderir;
cilde uygulandığında, retinoik asitten daha iyi penetre olur
ve irritasyon etkisi yoktur; klinik etkileri retinoik asit
kadar dramatik değildir ve reçetesiz satıldığı için birçok
cilt bakım preparatında yer alır. Cildi duyarlı olan
kişilerde yaşlılık giderici kozmesötik tedavide kullanılan
maddeler arasında furfuriladenin vardır. Furfuriladenin,
bitkileri büyüten hormon ve güçlü antioksidandır. Uzun
süreli tedavi gerektirir ve nemlendirici, cildin dokusunu
düzeltici, ince kırışıklıkları azaltıcı ve lekeleri
düzeltici etkileri bulunmaktadır. Topik bakır-peptit
kompleksleri ise, prokolajen oluşumunu artırır ve bazı cilt
yaşlanması işaretlerini geciktirir. Kozmesötik bir madde
olan N-asetil glukozamin, derinin engel fonksiyonunu ve
hiperpigmentasyonu iyileştirir ve ince çizgiler ve
kırışıklıklarda görünür azalmaya yol açar. Yine cilt
yaşlanmasına karşı olan arabinoksilanlar, çavdar tohumundan
elde edilir ve kırışıklık gidericidir. OMEGA 6 CERAMIDE®
cilt yaşlanmasının belirtilerini etkin olarak geciktirir;
anyonik polisakkarit olan ‘Biyosakkarit zamkı-2’ ve fukoidan
(yosun ekstresi) cildin nemini ve yumuşaklığını iyileştirir
ve ince çizgileri ve kırışıklıkları yumuşatır.
Biyolojik
sistemlerdeki en önemli serbest radikaller, normal hücre
solunumu sırasında oluşan süperoksit (HO2) ve hidroksil
(OH) radikalleridir. Aynı zamanda, güneş radyasyonu ile de
ortaya çıkarlar. Etkinliği bilinen antioksidanlar, enzimatik
sınıfta yer alan süperoksit dismutaz, katalaz ve peroksidaz,
enzimatik olmayan sınıfta yer alan tokoferol, karoten,
askorbik asit, alfa-lipoik asit (tioktik asit), glutatiyon,
resveratrol, polidatin ve melanin gibi “katı hal"
antioksidanlarıdır. Yeni antioksidanlar arasında yer alan
nitron türevleri, UV ışınlarına maruziyet sırasında veya 12
saat sonrasına kadar serbest radikalleri tutarlar ve kolajen
ve elastini degradasyondan koruyarak cildin erken
yaşlanmasını engellerler. Koenzim Q10 (ubikinon), serbest
radikalleri tutar ve hücrede bulunan diğer antioksidanları
(özellikle E vitamini) rejenere eder. Biyoflavonoid
bileşikleri olan antosiyaninler (ör. üzüm tohumları), etkin
antioksidanlardır ve C ve E vitaminlerinin etkinliğini
artırırlar. Antioksidan polifenol içeren yeşil çay ekstresi
ve polifenol ve biyoflavonoid içeren Ginkgo Biloba
yaprakları da antioksidan preparatların formülasyonuna
sokulurlar. Somon balığından elde edilen dimetil amino
etanol (DMAE) güçlü antioksidan etkisi ile boyun, gözkapağı,
yüz kaslarını dramatik olarak sıkılaştırır ve
gerginleştirir.
Kozmesötik maddeler arasında yer alan bir başka madde grubu
insan cildinin doku kültürünün yan ürünü olan insan büyüme
faktörleridir. Bu grup maddeler, ince çizgilerin ve
kırışıklıkların sayısını ve derinliğini azaltır; uzun süreli
kullanımda cildin dokusunu düzeltir ve esnekliğini artırır.
Kozmesötik olarak kullanılan bazı büyüme faktörleri,
transforme edici büyüme faktörü beta (TGFB), vasküler
endotelyal büyüme faktörü (VEGF), keratinosit büyüme faktörü
(KGF) ve hepatosit büyüme faktörüdür (HGF).
Cilt
rengini açmak için kullanılan hidrokinon, kojik asit ve
arbutin, cildin pigmenti melaninin oluşumunu engelleyerek
etki ederler. Ancak, çoğu kez renk açıcı etki tersinirdir.
Son
zamanlarda büyük önem verilen botanik maddeler için dikkat
edilmesi gereken noktalar vardır. Etikette genellikle ekstre
olarak yer almaları, bilimsel verilerin çok az ve birçoğunun
toksik olması, irritasyon, dermatit ve/veya ışığa duyarlılık
oluşturabilmeleri, farklı hazırlananların
standardizasyonunun olmaması ve etkinliklerinin tam olarak
bilinememesi, önem taşıyan noktalardır. Bugüne dek kozmetik
etkisi bilinen botanik maddelerin yanısıra, protektol içeren
Betula alba kabuk ekstresi ve Scrofularia nodosa ekstresi,
güneşe maruziyet ve güneş-sonrası cilt bakımı, akneik cilt
bakımı ve kaşıntılı saçlı deri bakımı preparatlarına
katılmaktadır.
Karoten
prekürsörlerinin ekstraksiyonu ile elde edilen fitoten ve
fitofluen renksiz karotenoidlerdir. Domatesten sağlanan
renksiz karotenoidler, güçlü antioksidan, UV’den koruyucu,
antienflamatuar ve antimutajenik özelliktedir. Nergis
soğanlarından elde edilenler ise, antiaging, kırışıklık
karşıtı, güneş sonrası ürünlerde de beyazlatıcı özellikleri
nedeniyle kullanılabilir. Çok yeni kozmesötik madde olan
pirinç ekstresinin, ciltte koruyucu engel oluşturarak su
tutulmasını sağladığı; cildin doğal lipitlerinin ve
nemlendiricilerinin oksidasyonunu yavaşlattığı; UV’nin
indüklediği oksidatif stres ve fotoyaşlanmayı engellediği ve
kırışıklık görünümünü azalttığı belirlenmiştir. Yine yeni
bir botanik madde, Fransız deniz çam ağacının kabuklarının
ekstresinde bulunan Pycnogenol®’dür. Bu maddenin serbest
radikal tutucu özelliği C vitamininin 20 katı, E vitamininin
50 katıdır; kırışıklıklıkları azaltır; yaşlanma
belirtilerini engeller ve cilde genç ve sıkı görünüm verir.
Günümüzdeki kozmesötik veya etkin kozmetik ürünler olarak
tanımlananların, neredeyse ilaçlar kadar etkin oldukları öne
sürülmektedir. Birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de
Sağlık Bakanlığı bu ürünlerin izin alabilmesi için öne
sürdükleri iddiaların kanıtlanmasını istemektedir. Kozmetik
maddelerin ve ürünlerin etkinliğini belirlemek için
kullanılan test yöntemleri için öncelikle testin
tanımlanması ve amacının belirlenmesi gereklidir. Testin
programlanması, yani başlama ve bitiş zamanı, süresi, ilgili
saptamalar ile birlikte test protokolü hazırlanır. Test
sonuçları uygun şekilde kaydedilir ve gerekli durumlarda
istatistiksel yöntemler kullanılır.
Objektif
değerlendirme, eğitimli kişilerin gözlemi altında yapılan
tekrar edilebilir ve nümerik sonuçlar veren aletli veya
duyumsal işlemleri içerir. Subjektif değerlendirme ise,
eğitimli kişilerin gözetiminde eğitimsiz kişiler tarafından
yapılan duyumsal yöntemleri kapsar.
Kozmetik
formülasyonlara 20 yıl kadar önce adım atan nanoteknoloji,
antiaging ve güneşten koruyucu olarak cilt bakım ürünlerinde
yerini almıştır. Ancak, nanopartiküller, normal boyuttaki
türevlerine göre tamamıyla farklı özelliklere sahiptir.
Bilimsel olarak dikkat çekici konu, nanoteknolojik kozmetik
araştırma ve uygulamalar için özel yönetmeliklerin tüm
dünyada var olmamasıdır.
Kozmesötik madde veya preparatların tüketiciyi ilgilendiren
kısmı ile ilgili olarak, bilgilendirmenin bilimsel olmaması
veya çok az olması, bilgiye hızlı ulaşımın sağlanamaması ve
araştırmaların şeffaf olmaması, bu konuda kaotik ortam
yaratmaktadır.
Çok
sayıdaki kozmesötik hammadde ve preparatın cilt üzerindeki
salım özellikleri, üretim teknikleri ve maliyetleri,
eczacıyı ve dolayısıyla tüketiciyi bilgilendirme
gereksinimini doğurmaktadır.
|