Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği (TEKB) Yönetim Kurulu Başkanı Ecz. M. Sait Yücel:

“Sağlık Sisteminin Vazgeçilmez Bileşeni Eczane…”

 

 

Ecza depoculuğundan', 'ilaç dağıtım kanallarına' doğru gelişim tarihini, TEKB Başkanı ve aynı zamanda bir eczacı olarak bize anlatır mısınız? Depoculuk tarihine nasıl bakmak gerekir?

Bu süreci doğru algılayabilmenin ve anlatabilmenin yolu, ilacın birincil bileşeni durumunda olan eczacının bu süreçteki konumunu ve rolünü iyi tespit etmekten geçiyor. Hepimizin bildiği gibi eczacı, ilacın üretiminden hastaya verilmesine kadar geçen sürecin her aşamasında yasal olarak birinci derecede yetkili ve sorumludur. Eczacı, yasalarla kendisine verilen yetki ve sorumluluğunu yerine getirirken de mesleğinden kaynaklanan, deontoloji ilkelerine uymak zorundadır. Bu ilkelerin en başında da ilacın hastaya; sağlıklı koşullarda, doğru zamanda ve kolay erişilebilir olarak sunulması ve hastanın bilgilendirilmesi gelir. Bu tespitler ışığında konuya baktığımızda; sağlık sisteminin vazgeçilmez bileşeni olan eczacı ve onun mesleğini icra ettiği serbest eczanelerin bu süreçteki yerini doğru tespit edersek, ecza depoculuğundan, ilaç dağıtım kanallarına doğru olan gelişimi daha iyi anlayabiliriz.

Depoculuk hangi dönemlerden ve aşamalardan geçerek bu günlere geldi? Ülkemizin siyasi ve ekonomik krizlerine de denk gelen bu onlarca yıllık dönemde, ne tür sorunlarla uğraşmak durumunda kalındı?

İlaç dağıtım alanında yaşanan gelişmelerde hiç kuşkusuz, ilacın endüstriyel olarak üretiminde varılan gelişme, çeşit, hız vb. pek çok faktör etkili olmuştur. Endüstriyel alanda yaşanan bu hızlı gelişme; ilacın depolanması, dağıtımı ve eczanelere ulaştırılması boyutunu da etkilemiş ve Türkiye’nin hemen her köşesinde çok sayıda ecza deposu açılmasını da beraberinde getirmiştir. Ecza depolarının sayısının artması, maalesef bu alanda verilen hizmetin niteliğini artırmamış, tam aksine verilen hizmet, depodan depoya, bölgeden bölgeye farklılıklar göstermiş, ilaç gibi çok özel bir alan adeta, kolay para kazanılacak bir iş olarak görülmüştür.

Ecza depoculuğu tarihinde dönüm noktası olarak görülen bu sürece baktığımızda; ilacın sadece meta olarak görüldüğünü, saklanmasında, taşınmasında uyulması gereken kurallara uyulmadığını, soğuk zincir uygulamasının sistematik olarak uygulanmadığını görüyoruz. Yine aynı dönemde; depoların yaptığı keyfi uygulamalarla, eczanenin ilacı bulamadığı, eczacının ecza deposunun kapısından dahi içeri giremediğini, siparişlerinin nakit durumuna göre karşılandığı, dolayısıyla eczacının, hastanın ilacını karşılamakta zorlandığını görüyoruz. İlaç dağıtım alanında kaotik bir ortamın oluşmasını da beraberinde getiren tüm bu gelişmeler yaşanırken, ilacın asıl muhatabı olan eczacıların talepleri gözardı edilmiştir. Elbette bu karmaşık sürecin uzun süre devam etmesi mümkün değildi. İlaç gibi insan sağlığını doğrudan etkileyen bir ürünün dağıtımında yaşanan bu sıkıntılar, en çok da hastaya ilacı veren ve hastayla doğrudan muhatap olan eczacıları zor durumda bırakmıştı. 70’li yılların sonuna kadar süren bu süreçte, yaşanan sıkıntıların giderilmesi, mevcut durumun iyileştirilerek ilacın tüm dünyada olduğu gibi iyi dağıtım uygulamaları esasına göre hastaya ulaştırılması konusunda arayışa giren eczacılar, çözümü eczacı kooperatiflerinin kurulmasında buldular. İlaç dağıtım alanında dünyadaki uygulamaları da araştırıp inceleyerek oluşturdukları bu fikri kendi aralarında düzenledikleri toplantılarda paylaşan eczacılar, kısa sürede yurdun farklı bölgelerinde kooperatifler kurarak, ilaç dağıtım alanına yeni bir kurumsal yapı ve farklı bir boyut kattılar. Neydi bu farklı boyut? Kooperatifler, ilacın depolanmasından hastaya ulaşmasına kadar geçen süreçte, iyi dağıtım uygulamalarını hayata geçirdiler, soğuk zincir uygulamasına özen gösterdiler, ilaçta tevzii uygulamasını gerçekleştirdiler.

Fiyat artışlarında sürsarj yapmayarak, eczacının kendi stoğunu ayarlamasına olanak sağladılar. Firmalardan aldıkları MF, iskonto ve vadeyi doğrudan eczacıya yansıtarak eczane ekonomisinin ayakta kalabilmesine katkı sağladılar. Kısaca ilaç dağıtım alanında yaşanan sıkıntıların aşılmasında kooperatifler; uygulamalarıyla, işleyişleriyle örnek bir model oluşturarak, sektörün kendine yön çizmesinde öncü bir rol oynadılar. En önemlisi de tüm bunları yaparken, tüm çağdaş teknolojileri özellikle eczacıya katkı sağlamak üzere kullandılar.

Tabii yaşanan bu süreçte, gerek ecza depoları, gerekse eczacı kooperatifleri, yaşanan ekonomik ve politik gelişmelerden, krizlerden fazlasıyla etkilendiler. Ancak, eczacının ilaç alanındaki rolünü gözardı etmeyen, serbest eczane yapısının güçlenmesini önemseyen ve ilaçta iyi dağıtım uygulamalarını hayata geçiren ecza depoları,  eczacı kooperatiflerinin öncülük ettiği bu anlayışı ve tüm uygulamaları hayata geçirerek bu alandaki rollerini sürdürebildiler. Yaşanan ekonomik ve sosyal gelişmeleri doğru tahlil edip kararlarını bu doğrultuda alabilen, şeffaf ve dayanışmacı yapısından taviz vermeden gelişen koşullara ayak uydurabilen eczacı kooperatifleri de sektördeki varlıklarını sürdürebilmektedir.

Bu gün ecza depoculuğunda bütün unsurlarıyla Avrupa standartlarında kurumlar yaratıldı. Modernleşme sürecinin bugünkü aşamasında İlaç Dağıtım Kanalları ne tür sorunlarla boğuşuyorlar?

Öncelikle alanımızda yani sağlık ve özellikle ilaç alanında yapılan tüm değişikliklerin çok yakından izlenmesi gerekiyor. Bu değişiklikler serbest eczane sistemi ile doğrudan ilgili olduğu için, ilaç dağıtım kanallarının da bu değişikliklere uygun davranış sergilemesi gerekiyor.

Ayrıca değişen ilaç fiyat kararnamesi, fiyatı yüksek ürünlerde eczacı ve depocu kârlılığının az olması, eczacıların bu ürünleri stoklarında bulunduramamalarını doğuruyor. Aynı zamanda ilacın alıcısının %85’inin Sosyal Güvenlik Kurumları olması, ödeme gecikmelerini gündeme getiriyor. Bu da eczacının minimum stokla çalışmasını ve dağıtım kanallarının da çok daha seri hizmet alma ihtiyacını ortaya çıkartıyor.

Bunun yanında ilacın sağlık alanında olmazsa olmaz bir ürün olması, sık sık yeni mevzuatları gündeme getiriyor.

Tüm bu olgular, ilaç dağıtım kanallarının kendi alanlarında daha fazla yatırım yapmalarını gündeme getiriyor.

Sağlık sektörü açısından ve İlaç Dağıtım Kanalları açısından geleceği nasıl görüyorsunuz? Eczacılarımıza mesajlarınız nedir?

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, sağlıkta dönüşüm programı, alanımızda ciddi değişimleri gündeme getiriyor. Bu da sağlık hizmeti veren kurumların; sağlık ocağı ve hastaneden başlayarak, ecza deposundan eczaneye kadar tüm yapıları yakından etkiliyor. Tüm bu gelişmeleri izlerken dikkat etmemiz gereken en önemli nokta; bağımsız serbest eczane modelinin; yani eczacının sahip ve mesul müdür olduğu eczane modelinin daha da güçlü bir hale gelmesini sağlamaktır. Burada önemli olan, özellikle sağlık alanında kullanılan tüm ürünlerin kesinlikle eczanelerde ve eczacının danışmanlığında hastalara sunulmasıdır.

Eczacı kooperatifleri olarak temel ilkemiz, eczacının sağlık danışmanlığından daha fazla yararlanılan, çağdaş bir kimlik kazanmış eczanelerin sağlık hizmetindeki rolünün arttığı eczane sisteminin güçlenmesidir. Bunun için eczacıların kendi kurumları etrafında hep birlikte hareket etmeleri gerekiyor.