Eskişehir-Mahmudiye’de at yetiştiricisi:

Eczacı Ayşe Güney

 

 

Sizi tanıyalım...

Eskişehir-Mahmudiye’de Güney Eczanesi’nin sahibiyim. 25 yıllık eczacıyım. Kafkas göçmeniyiz. Aslen Çerkez’im. Dedem Kafkasya’dan buraya gelmiş, burada yerleşmiş. Ortaöğretimi burada, Liseyi Niğde Öğretmen Okulu’nda tamamladım. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi mezunuyum. Eczanemi 25 yıl önce ilk defa burada açtım. 25 yıldır burada halkla iç içe, her konuda birbirimize destek vererek bugünlere kadar geldik. 

At yetiştirmeye ne zaman başladınız?

Atçılığa 15 yıl önce başladım. Küçükken yarışlara giderdim. Ailece mahalli at yarışlarına giderdik. Yarışlar 4 hafta sürüyordu. Çerkez’liğin verdiği bir etkiyle sanırım. Kanımızda var bizim. Atları seviyoruz. Pikniğe gider gibi, eğlenceli bir şekilde yarışları seyreder gelirdik. Eczaneyi açtıktan sonra içimde bir at sevgisi başladı. 1991’de TİGEM’den bir at aldım. 1992’de bir tane daha aldım. Onun bir yavrusu doğdu. Şu anda 20 taneye yakın yarış atımız var. 5 tanesi sahada koşuyor. İkisi İzmir’de, üçü İstanbul’da.

At yetiştirirken nelere dikkat etmek gerekir?

At çok intizamlı bir hayvan. Hayvan da demeyeyim. O bir varlık. Gerçekten insana en yakın bir varlık o. Mesela yemini saat 9’da vermeye alıştırdıysam, muhakkak saat 9’da yemini bekler. Yemi verecek çocuk gelmediyse, muhakkak kapıya vurur, kişner. Yaratılışı öyle. İçten gelen bir şey o. Mesela sahaya atı bırakın, saat 9’da muhakkak kapıda bekler. “Beni içeriye alacak” diye bekler. Sonra, çok duygusallar. İnsanlara yaklaşımı çok farklı. Atlar kızdığı zaman kulaklarını kısar. Kafasını sallamaya başlar. Bu, “Ben sana kızıyorum git, çekil!” demektir. Bir de anneleri çok duygusaldır. Yavrularını çok korurlar. Onu kurtarabilmek, koruyabilmek, doğduğu zaman emzirebilmek için resmen tutup kendine çekecek kadar yavrusunu sever.

Hangi tür atları yetiştiriyorsunuz?

Bizimkiler Arap Atı, yapıları farklı. Gördüğüm zaman ayırt edebilirim. Bu Arap Atı, bu İngiliz Atı, diyebilirim. İngiliz Atları daha küçük cüsseli. Arap Atları daha heybetli, iri kafalı ve gözleri çekik. İngiliz Atları daha atılgan, daha çevik. Arap Atlarında güç, heybet ve büyüklük var.

Bunca bilgiyi nasıl öğrendiniz?

Uğraşa uğraşa öğrendim. Her türlü hastalıklarını bilirim. Eczaneden atların yanına gidince, önce orada dolaşırım, bakarım. Atlar yatıyor, kalkıyor. Dışarı çıkarırım. Hasta ise, yürüdüğü zaman anlarım. Yürürken belli oluyor. Sancısı varsa fark ediliyor. Bir rahatsızlığı varsa anlıyorsun. Bildiğim için anlıyorum. Her gün sabah 7-9 arası at çiftliğindeyim. Sabah 10’da eczaneye geliyorum. Öğlen 1.30’da tekrar at çiftliğine giderim. Akşam 5.30-6’da yine giderim. Son olarak gece 12’de eczaneyi kapatır, oraya bir kere daha giderim.

Bu konuda hedefiniz ne?

Hedefim iyi bir yarış kazanmak. Arap Atları’nın en büyük koşusu olan Hatay Yarışı’nı kazanmak istiyorum. Cumhuriyet Koşusu’nu kazanmak istiyorum.

Çevrenizde sizi nasıl karşılıyorlar?

İlk bayan bendim 1991 yılında. TİGEM’de at satın almak için elimi kaldırdığımda hemen söylenti başladı: “Mafya anası mı doğuyor? Hayırdır? Başları kimmiş?”. İlk girdiğimde böyle bir tepkiyle karşılaştım. Baktılar, Ayşe hiç çekilmiyor, her sene orada. Kabul ettiler. Ondan sonra kendi hanımları, komşuları, at sahiplerinin anneleri, eşleri gelmeye başladı. O zamana kadar bayan yoktu. Eczacı toplantılarında tanıştırıyorlar. Ben “Atlarım var, Mahmudiye’deyim” deyince, herkes sevgiyle yaklaşıyor. Atları sevdikleri için belki de… Hoşlarına gidiyor. “Gelsek, ata bindirir misiniz?” diyorlar, hevesleniyorlar.

At yarışlarına katılmak için neler gerekir?

Benim bir at koşturabilmem için önce Jokey Kulübü’ne üye olmam gerekir. At Sahibi Belgemin olması lazım. At Sahibi Belgesi olmadan at koşturamazsınız. Sonra derneklere üye oluyorsunuz. Bu şekilde at koşturabiliyorsunuz. Yarışları Jokey Kulübü düzenliyor. Yurtdışına gönderilecek atları da onlar hazırlıyor. “Biz kendi başımıza Avrupa’da at koşturacağız, hadi Avrupa’ya gidelim” diyemezsiniz. Jokey Kulübü “Senin şartların tutuyor, durumun iyi. Bizi temsilen seni Avrupa’ya gönderiyoruz” diyor. Bu şekilde Avrupa’da yarışabilirsiniz. İzmir’deki yarışlara katılabilmem için, benim koşu şartlarını taşımam lazım. Televizyonda yarışları izlerken kalbim duracak gibi oluyor. Bazen bu yüzden eczaneden eve gidiyorum. İnsan çok etkileniyor. Yerimde duramıyorum. Bambaşka bir duygu…Mahmudiye’nin atları koşacağı zaman bile “Aman kazansın! Haydi Allah’ım… Yürüsün, yürüsün!” diye kendi kendime konuşuyorum. O haz çok farklı, sahada daha farklı.

At ehlileştirme nasıl yapılıyor? 

Bizim 3 yaşında tayımız hazırlanıyor. Üzerine hiç binilmemiş. Yarışlara hazırlamak için atın ağzına geçirilen “kantarma” diye bir kayış var. O henüz geçirilmedi. Önce ekibimiz yuları takıyor. Geçen sene tayımız binicisini üstünden attı. Binici diğer tarafa düştü. O derece şahlandı. At terbiyesi üç ay sürüyor. İlk üç ay at için büyük bir olay. Üzerine binilmesi, onunla uğraşılması, onun için bir farklılık. İlk önce “Neden üzerime biniyorlar?” diye kabul etmiyor. Daha sonra bakıyor, kurtuluş yok. Bir de bu atlar yarış atı olduğu için duygusal oluyorlar, değişikliği fark ediyorlar. Yarışa gideceklerini anlıyorlar ve yavaş yavaş kendilerini hazırlıyorlar. Yarıştan bir gün önce atın hazırlandığını farkedersiniz. Ata baktığınız zaman, o, yarınki yarışın sıkıntısındadır. At, farklı bir hazırlık olduğunun farkındadır. Koşacağı saate kadar “Ne yapacaklar, ne olacak?” şeklinde atta bir tedirginlik olur. O kadar farkedilir. Hele ki tam hazırlandıysa, favori ise, kesinlikle onu farkediyor. Mahmudiye yarışlarında ödül aldık. Bizim atlarımız Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana’da koştu. Şu anda 3 atımız İstanbul’da, 2 atımız İzmir’de gece yarışları için bulunuyor.