|
Mutlu Eczanesi/MERSİN - Eczacı Hüseyin Yılmaz Manav
Hedef Alliance’ın Tanıma programına katılan bir eczacımız, izlenimlerini meslektaşlarıyla paylaşıyor.
Dinlencesini çok yıldızlı tatil köyleri yerine yurt dışında dolaşıp dünyayı daha çok tanımayı yeğleyen biri olarak; “Hedef-Alliance’ın Paris Gezisi” önerisini alınca zamanlama bakımından önce biraz isteksiz olsam da kararımı vermek çok zor olmadı. Veya Mersin Hedef’in Sevgili Sündüz’ü beni kolayca kandırdı. Hem bu kez yüzün üzerinde meslektaşla daha keyifli bir gezi olabilecekti.
Dört günlük birlikteliğin umduğumdan da zevkli geçtiğini itiraf etmeliyim. Sabahın beşinde Atatürk Hava Limanı Dış Hatlarında Hedef’in çok iyi eğitilmiş, güler yüzlü, sempatik ilgilileri adeta kucakladılar. Kendimizi bir depo ziyaretinde gibi zannettik. Anlaşmalı tur şirketi 7 Tur da doğru seçim idi, işinin ehliydi. Çok ta önemli olmayan Yurtdışı Çıkış Pulu’nun bile Hedef tarafından alınmış olması detay bir incelikti.
Fly Havayolları’nın bu Paris seferi kapatılmıştı ve 175 yolcunun tümü de Hedefliydi. İki yıldan beri uygulanan ve pek çok meslektaşımızın AB’deki depoculuğu ve eczacılığı yerinde görerek yakından tanıma olanağı sağlayan program çok isabetliydi. Proje sahibini kutluyor, gerçekleştirene şükranlarımı sunuyorum.
Üç saatten biraz daha fazla uçarak indiğimiz Paris’in ünlü General Charles De Gaullles Havaalanını görünce Ata’mızın adını taşıyan İstanbul’daki havaalanımızla bir kez daha gururlandık. Büyüklük, bakım, çalışanların hizmet kalitesi yönünden gerçekten de çok daha iyiydik.
Otelimize inmeden Türk rehberler ve lüks otobüslerimizle yaptığımız şehir turu ve Ressamlar Tepesi diye bilinen Sacré Coeur’deki tarihi lokantada ikram edilen öğle yemeğimizden herkesin mutlu olduğu yüzlerinden okunuyordu. Doğrusu otelimiz de kent merkezinde dört yıldızlı, kaliteli olarak belirlenmişti: Concord Montparnas. Tıpkı Atatürk Hava Limanındaki gibi buradaki otelimizde de check-in işlemimizi “Hedef-Alliance” deskinden yapıp geceleyeceğimiz odalarımıza çıktık.
Ertesi sabah çok uluslu Alliance’ın Paris ayağına götürüldük. Önce depoyu gezdirip sonra sistem konusunda PP sunumu yapıldı. Paris’te 1200 müşterisi ve 380 milyon Euro yıllık cirosu olan bu örnek depoyu çok ta etkileyici bulmadığımı itiraf etmeliyim. Yeni mekânıyla Mersin Hedef’in gerek donanım gerek iş akışı ve hizmet kalitesi bakımından çok daha iyi olduğunu iddia edebilirim. Paris’in 25-30 km uzağındaki deponun günde yalnızca iki servisi var. Hepimiz yurdumuzdaki acillerin nasıl bir hizmet kalitesi olduğunu orada görmüş olduk.
Eczaneler hakkında bilgi sunulurken de tüm ülkede 22.610 eczane olduğunu 2.669 kişiye bir eczane düştüğünü ifade ettiler. Bu sayılar ortalama 500 bin euro/yıl dolaylarında seyreden ciro dışında bizimkiyle benzeşiyordu. Açılışı çok daha zor şartlara bağlı olan Danimarka’da ise 16,300 kişiye bir eczane düşmekteydi. Fransa’daki eczacı sayısı 72.000. Yani yaklaşık bizdeki eczacı sayısının üç katı. Bunların 28.100 tanesi eczane sahibi.
Geri ödemeleri ise bir harika! Deponun ödenme süresi 40 + 5 gün olmasına karşın geri ödemeler bankaya 15-20 gün içinde yapılıyor. Tüm Fransa’da yılda 900 milyon hastaya 600 milyon reçete düzenleniyor. Eczaneler yaklaşık 130 hastaya bakıyor. Yılda satılan 3,2 milyar kutu ilaçtan 2,6 milyar kutusu geri ödeniyor. İlaç fiyatlarının ise bizdekilerin 3-4 katı olduğunu söylemeye bilmem gerek var mı?
Depodaki doyurucu sunumdan sonraki Türk rehber ve yerel danışman eşliğinde onar on beşer kişilik gruplar halinde yaptığımız eczane ziyaretlerinde hepimiz kiraların ucuzluğuna şaşıp kaldık. Bize anlatılana göre merkezi Paris’te 25-30 metrekarelik stüdyo dairelerin aylık kirası 650-700 Euro. Asgari ücretin 1,200 euro olduğu bir ülkede hayli yüksek rakam gibi. Bu rakam işsizlik sigortasının aylık ödemesine yakın. Fakat tüm tahminlerimizin tersine dükkân kiraları bir harika. Ana cadde üzerinde çift cepheli 60 m2 dükkân için aylık 2000 Euro kira; doğrusu İstanbul Ankara değil; Mersin için bile çok ucuz geldi bize. Şeffaf olarak ciroyu da ifade ettiler: yaklaşık 2 milyon euro. Yani cirodaki kira payı %1,2 kadar. Türkiye’de ise kira payı %4 ile %8 arasındadır. Doğaldır ki bu verileri duyunca insanın “Paris’te eczacı olmak varmış….” diyeceği geliyor. Kupür kesmeyi falan da sormaya utandık; çünkü hasta kredi kartı gibi olan “VitalCard”ını veriyor o kadar. İsim, imza, kimlik, fotokopi vb. hak getire. Bu tipik Paris eczanesinin çalışanı ise yalnızca 7 kişi idi. Türkiye’de de mutlaka bu kadar ciro yapan eczane vardır, ama çalışan sayısı üç katına yakındır diye düşünüyorum.
Hedef-Alliance grubumuzun başına koyduğu genç arkadaş Ferit Şahin Bey ile kusursuz bir hizmet sundular. Paris’in sembolü olan Eyfel’in birinci katındaki Altitude’95 Restoran’daki akşam yemeği de çok keyifli geçti. Ama işin doğrusu hiç birisi Lido’daki gece şovu kadar muhteşem değildi. Emsal teşkil etmesin diye hemen kaydetmeliyim; bu şov ekstra idi. Tıpkı son günümüzdeki Disneyland turu gibi. 800 dekar alana kurdukları bu rüya kent çok önceleri Amerika’da gördüğümün tıpa tıp aynısıydı.
Özel bir ayrıntıya değinmeden bitirmek istemiyorum: Gezinin mükemmelliği ile teşekkürümü bir sohbet sırasında Ferit Bey’e sunarken; “…ah bir de Türk Gazetesi olsaydı!...”demiş bulundum. Dileğim teşekkürle alındı ve ertesi sabah kahvaltıda maslarımıza Türk Gazeteleri dağıtılıyordu. Bence de Hedef’in ayrıcalığı burada yatıyordu. İnsan eğitimine yapılan yatırımın nasıl boşa gitmediğini, bu alanda henüz emekleme aşamasında olan ülkemizde nasıl etkileyici/başarılı olduğunu bir kez daha görmüş oldum.
Yolun, şansın, bahtın açık olsun sevgili Hedef! Bol kazançlar ve daha büyük başarılar diliyoruz. Henüz yolun başında sayılırsın, ileride seninle depoculukta batıyı sollayacağımızdan, onlara örnek oluşturacağımızdan eminim.
|